Şükriye Ercan
Yazarın Tüm İçerikleri
Ankara’da NATO Zirvesi: Savaş Ekonomisine Karşı Halkların Barış Hakkı (Şükriye Ercan)
Bugünün görevi, savaş düzeninin karşısına halkların yaşam düzenini koymaktır. Ankara’da toplanacak olanlar savaş bütçelerini, silah üretimini ve askeri ittifakları konuşacak. Biz ise emekçilerin sofrasını, kadınların özgürlüğünü, halkların barışını, doğanın yaşam hakkını ve sosyalizmin eşitlikçi dünyasını konuşmaya devam edeceğiz.
Kapitalizmde “Doğa” ve “Toplum”: Yaşamı Metaya Çeviren Düzenin Eleştirisi (Şükriye Ercan)
Kapitalizm kendisini “toplum” adı altında örgütlerken, toplumu da bütün insanların eşit ve özgür birlikteliği olarak kurmaz. Kapitalist toplumda “toplum” çoğu zaman pazara dahil olabilen, değişim değeri taşıyan, parayla ilişki kurabilen, meta üretebilen ya da metaya dönüşebilen alanların adıdır. Bu nedenle bir insanın “toplumsal” kabul edilmesi bile onun piyasa içindeki konumuyla ilgilidir. Parası, mülkü, ücretli işi, sermayeyle ilişkisi olan kişi daha “toplumsal”, daha “saygın”, daha “insan” görülür. Buna karşılık kadınlar, işsizler, göçmenler, sömürge halklar, yoksullar, çocuklar, yaşlılar, doğa ile ilişkisi koparılmamış topluluklar çoğu zaman “geri”, “doğal”, “ilkel”, “geleneksel” ya da “asıl topluma eklemlenmesi gereken” kesimler olarak kodlanır. Böylece kapitalizm yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ontolojik bir hiyerarşi kurar: Kimin insan sayılacağına, kimin doğaya yakın görülerek aşağılanacağına karar verir.
Bayramı Yeniden Kurmak: Barışın, Emeğin ve Yaşam Hakkının Bayramı (Şükriye Ercan)
Bu nedenle toplu hayvan kesimlerinin, kanın ve acının bayram görüntüsü haline gelmesini de yeniden tartışmalıyız. İnanç, vicdanla; gelenek, merhametle; ibadet, yaşam hakkına saygıyla buluşmadığında eksik kalır. Kurbanın anlamı eğer paylaşmaksa, bu anlam bugün hayvanların yaşam hakkını, doğanın dengesini ve yoksulların onurlu yaşamını gözeten yeni biçimlerle yeniden düşünülmelidir.
Mağduru Suçlamak Politik Eleştiri Değildir (Şükriye Ercan)
DEM Parti’yi, HDP’yi, Kürt hareketini eleştirmek elbette mümkündür. Hiçbir siyasal hareket eleştiriden muaf değildir. Ama eleştiri başka, hedef gösterme başka şeydir. Eleştiri ilkesel olur, adil olur, tarihsel hafızayı yok saymaz. Kürt halkının yaşadığı acıları, kayyumları, tutuklamaları, sürgünleri, ölümleri, faili meçhulleri görmezden gelip bugün onları “iktidarın günah ortağı” ilan etmek vicdansızlıktır.
Matriarkal Toplum: Paylaşmanın, Bakımın ve Eşit Yaşamın Hafızası (Şükriye Ercan)
Bugün dünyaya baktığımızda her şeyin büyüdüğünü görüyoruz: şehirler büyüyor, teknoloji büyüyor, şirketler büyüyor, devletlerin denetim aygıtları büyüyor. Ama insanın birbirine olan yakınlığı aynı oranda büyümüyor. Tam tersine, insanlar giderek daha fazla yalnızlaşıyor. Aynı apartmanda yaşayanlar birbirini tanımıyor, aynı mahallede yaşayanlar birbirinin derdinden habersiz kalıyor. Toplum dediğimiz şey, sanki yavaş yavaş yan yana duran ama birbirine değmeyen bireylerin toplamına dönüşüyor.
Edebiyatta Sınıf: Kalemin Ucunda Emek, Kadın ve Direniş (Şükriye Ercan)
Bir erkek fabrikaya, okula, büroya, sokağa çıktığında arkasında çoğu zaman hazırlanmış bir ev, yıkanmış bir gömlek, bakılmış bir çocuk, pişmiş bir yemek, toparlanmış bir hayat bırakır. Bu yüzden dışarıdaki ücretli emeğin arkasında da çoğu zaman kadının karşılıksız emeği vardır. Kadının ev içi emeği görülmeden sınıf anlatısı tamamlanamaz. Kadının emeği yok sayıldığında, sınıf mücadelesinin yarısı karanlıkta bırakılmış olur.
