Şükriye Ercan
Yazarın Tüm İçerikleri
Bayramı Yeniden Kurmak: Barışın, Emeğin ve Yaşam Hakkının Bayramı (Şükriye Ercan)
Bu nedenle toplu hayvan kesimlerinin, kanın ve acının bayram görüntüsü haline gelmesini de yeniden tartışmalıyız. İnanç, vicdanla; gelenek, merhametle; ibadet, yaşam hakkına saygıyla buluşmadığında eksik kalır. Kurbanın anlamı eğer paylaşmaksa, bu anlam bugün hayvanların yaşam hakkını, doğanın dengesini ve yoksulların onurlu yaşamını gözeten yeni biçimlerle yeniden düşünülmelidir.
Mağduru Suçlamak Politik Eleştiri Değildir (Şükriye Ercan)
DEM Parti’yi, HDP’yi, Kürt hareketini eleştirmek elbette mümkündür. Hiçbir siyasal hareket eleştiriden muaf değildir. Ama eleştiri başka, hedef gösterme başka şeydir. Eleştiri ilkesel olur, adil olur, tarihsel hafızayı yok saymaz. Kürt halkının yaşadığı acıları, kayyumları, tutuklamaları, sürgünleri, ölümleri, faili meçhulleri görmezden gelip bugün onları “iktidarın günah ortağı” ilan etmek vicdansızlıktır.
Matriarkal Toplum: Paylaşmanın, Bakımın ve Eşit Yaşamın Hafızası (Şükriye Ercan)
Bugün dünyaya baktığımızda her şeyin büyüdüğünü görüyoruz: şehirler büyüyor, teknoloji büyüyor, şirketler büyüyor, devletlerin denetim aygıtları büyüyor. Ama insanın birbirine olan yakınlığı aynı oranda büyümüyor. Tam tersine, insanlar giderek daha fazla yalnızlaşıyor. Aynı apartmanda yaşayanlar birbirini tanımıyor, aynı mahallede yaşayanlar birbirinin derdinden habersiz kalıyor. Toplum dediğimiz şey, sanki yavaş yavaş yan yana duran ama birbirine değmeyen bireylerin toplamına dönüşüyor.
Edebiyatta Sınıf: Kalemin Ucunda Emek, Kadın ve Direniş (Şükriye Ercan)
Bir erkek fabrikaya, okula, büroya, sokağa çıktığında arkasında çoğu zaman hazırlanmış bir ev, yıkanmış bir gömlek, bakılmış bir çocuk, pişmiş bir yemek, toparlanmış bir hayat bırakır. Bu yüzden dışarıdaki ücretli emeğin arkasında da çoğu zaman kadının karşılıksız emeği vardır. Kadının ev içi emeği görülmeden sınıf anlatısı tamamlanamaz. Kadının emeği yok sayıldığında, sınıf mücadelesinin yarısı karanlıkta bırakılmış olur.
Haksızlığa karşı başkaldırı ruhunun öncüleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı unutmadık! (Şükriye Ercan)
Egemen sınıflar, toplumun geleceğini Denizlerin şahsında yok ederek bu suçun bedelini ülkeye ödettiler. Toplum, isteyerek ya da istemeyerek egemenlerin suçlarına ortak edildi. Egemen sınıfların, ülkenin sorunlarıyla ilgilenen gençlerini düşman görme ve geleceğin suçlarına yeni genç kuşakları ortak etme politikalarına on yıllar boyunca “biat” ettirildi.
Boyun Eğmiyoruz (Şükriye Ercan)
Cinsel taciz ve tecavüz, yalnızca bireysel sapkınlıklar olarak açıklanamaz; bu, iktidar ilişkileriyle kurulan yapısal bir sorundur. Erkek egemen düzen, makamı, ekonomik gücü ve sosyal imkanları kadınlar üzerinde tahakküm kurmanın aracı haline getirir. Kamusal alanda sergilenen ahlak ile özel alandaki sömürü arasındaki çelişki, cezasızlık ve erkek dayanışmasıyla korunur. Bu nedenle mesele birkaç fail değil, bu düzeni sürdüren iktidar yapısının kendisidir ve değişmedikçe aynı ilişkiler yeniden üretilmeye devam edecektir.
