Şükriye Ercan
Yazar - Aktivist
Yazarın Tüm İçerikleri
Matriarkal Toplum: Paylaşmanın, Bakımın ve Eşit Yaşamın Hafızası (Şükriye Ercan)
Bugün dünyaya baktığımızda her şeyin büyüdüğünü görüyoruz: şehirler büyüyor, teknoloji büyüyor, şirketler büyüyor, devletlerin denetim aygıtları büyüyor. Ama insanın birbirine olan yakınlığı aynı oranda büyümüyor. Tam tersine, insanlar giderek daha fazla yalnızlaşıyor. Aynı apartmanda yaşayanlar birbirini tanımıyor, aynı mahallede yaşayanlar birbirinin derdinden habersiz kalıyor. Toplum dediğimiz şey, sanki yavaş yavaş yan yana duran ama birbirine değmeyen bireylerin toplamına dönüşüyor.
Edebiyatta Sınıf: Kalemin Ucunda Emek, Kadın ve Direniş (Şükriye Ercan)
Bir erkek fabrikaya, okula, büroya, sokağa çıktığında arkasında çoğu zaman hazırlanmış bir ev, yıkanmış bir gömlek, bakılmış bir çocuk, pişmiş bir yemek, toparlanmış bir hayat bırakır. Bu yüzden dışarıdaki ücretli emeğin arkasında da çoğu zaman kadının karşılıksız emeği vardır. Kadının ev içi emeği görülmeden sınıf anlatısı tamamlanamaz. Kadının emeği yok sayıldığında, sınıf mücadelesinin yarısı karanlıkta bırakılmış olur.
Haksızlığa karşı başkaldırı ruhunun öncüleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı unutmadık! (Şükriye Ercan)
Egemen sınıflar, toplumun geleceğini Denizlerin şahsında yok ederek bu suçun bedelini ülkeye ödettiler. Toplum, isteyerek ya da istemeyerek egemenlerin suçlarına ortak edildi. Egemen sınıfların, ülkenin sorunlarıyla ilgilenen gençlerini düşman görme ve geleceğin suçlarına yeni genç kuşakları ortak etme politikalarına on yıllar boyunca “biat” ettirildi.
Boyun Eğmiyoruz (Şükriye Ercan)
Cinsel taciz ve tecavüz, yalnızca bireysel sapkınlıklar olarak açıklanamaz; bu, iktidar ilişkileriyle kurulan yapısal bir sorundur. Erkek egemen düzen, makamı, ekonomik gücü ve sosyal imkanları kadınlar üzerinde tahakküm kurmanın aracı haline getirir. Kamusal alanda sergilenen ahlak ile özel alandaki sömürü arasındaki çelişki, cezasızlık ve erkek dayanışmasıyla korunur. Bu nedenle mesele birkaç fail değil, bu düzeni sürdüren iktidar yapısının kendisidir ve değişmedikçe aynı ilişkiler yeniden üretilmeye devam edecektir.
Halepçe Katliamı: Elma Kokusunun Taşıdığı Ölüm (Şükriye Ercan)
Bugün, 16 Mart 1988‘de insanlığın en büyük utançlarından birinin yaşandığı Halepçe Katliamı’nın yıldönümü. O gün, Halepçe’nin sokaklarında sadece masum insanlar değil, bir halkın umutları, çocukların hayalleri ve insanlık onuru da katledildi. Öyle bir ölüm geldi ki, çocuklar son nefeslerinde elma kokusu soluyarak gittiler. Ama bu koku, baharın tazeliğini değil, ölümün sinsiliğini taşıyordu…
8 MART: TARİHSEL HAFIZA, DEVRİMCİ KADINLAR VE ÖRGÜTLÜ ÖZGÜRLÜK (Şükriye Ercan)
8 Mart bir anma günü değil, kadınların emeğe, sömürüye, savaşa ve erkek egemenliğine karşı tarihsel başkaldırısının adıdır. 1857’de yanan kadın işçilerin ateşi bugün meydanlarda ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganlarında yaşamaya devam ediyor. Kadın mücadelesi yalnızca hak mücadelesi değil, aynı zamanda sınıf mücadelesidir. Özgürlük verilmez, örgütlenir. Kadınların yan yana gelişi direniştir, dayanışmadır ve yeni bir dünyanın kurucu iradesidir.
