Şükriye Ercan
Yazarın Tüm İçerikleri
Haksızlığa karşı başkaldırı ruhunun öncüleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı unutmadık! (Şükriye Ercan)
Egemen sınıflar, toplumun geleceğini Denizlerin şahsında yok ederek bu suçun bedelini ülkeye ödettiler. Toplum, isteyerek ya da istemeyerek egemenlerin suçlarına ortak edildi. Egemen sınıfların, ülkenin sorunlarıyla ilgilenen gençlerini düşman görme ve geleceğin suçlarına yeni genç kuşakları ortak etme politikalarına on yıllar boyunca “biat” ettirildi.
Boyun Eğmiyoruz (Şükriye Ercan)
Cinsel taciz ve tecavüz, yalnızca bireysel sapkınlıklar olarak açıklanamaz; bu, iktidar ilişkileriyle kurulan yapısal bir sorundur. Erkek egemen düzen, makamı, ekonomik gücü ve sosyal imkanları kadınlar üzerinde tahakküm kurmanın aracı haline getirir. Kamusal alanda sergilenen ahlak ile özel alandaki sömürü arasındaki çelişki, cezasızlık ve erkek dayanışmasıyla korunur. Bu nedenle mesele birkaç fail değil, bu düzeni sürdüren iktidar yapısının kendisidir ve değişmedikçe aynı ilişkiler yeniden üretilmeye devam edecektir.
Halepçe Katliamı: Elma Kokusunun Taşıdığı Ölüm (Şükriye Ercan)
Bugün, 16 Mart 1988‘de insanlığın en büyük utançlarından birinin yaşandığı Halepçe Katliamı’nın yıldönümü. O gün, Halepçe’nin sokaklarında sadece masum insanlar değil, bir halkın umutları, çocukların hayalleri ve insanlık onuru da katledildi. Öyle bir ölüm geldi ki, çocuklar son nefeslerinde elma kokusu soluyarak gittiler. Ama bu koku, baharın tazeliğini değil, ölümün sinsiliğini taşıyordu…
8 MART: TARİHSEL HAFIZA, DEVRİMCİ KADINLAR VE ÖRGÜTLÜ ÖZGÜRLÜK (Şükriye Ercan)
8 Mart bir anma günü değil, kadınların emeğe, sömürüye, savaşa ve erkek egemenliğine karşı tarihsel başkaldırısının adıdır. 1857’de yanan kadın işçilerin ateşi bugün meydanlarda ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganlarında yaşamaya devam ediyor. Kadın mücadelesi yalnızca hak mücadelesi değil, aynı zamanda sınıf mücadelesidir. Özgürlük verilmez, örgütlenir. Kadınların yan yana gelişi direniştir, dayanışmadır ve yeni bir dünyanın kurucu iradesidir.
Ekoloji ve Marksizm: Doğa, Toplum ve Mücadele
İnsanlar binlerce yıl boyunca çevreye verdikleri zararı, doğayla kurdukları ilişkiyi ve bunun sonuçlarını sayısız biçimde kanıtlamıştır. Doğa ile insan arasındaki …
Bir Ulusun Yok Edilemeyen Hafızası
Uluslar yalnızca sınırlarla tanımlanmaz. Bazıları hafıza, dil ve direnç üzerinden var olur. Kürt halkının yüzyılı aşan deneyimi, inkâr ve bastırma politikalarının bir halkı yok etmek yerine nasıl görünür kıldığını gösterir. Bu yazı, Kürt meselesini örgütler ya da güvenlik başlıklarıyla değil; tarih, toplumsal süreklilik ve birlikte yaşama ihtiyacı üzerinden ele alıyor. Amacı tartışmayı sertleştirmek değil, gerçeği sakin bir dille hatırlatmaktır ve kalıcı bir çözüm ufkunu görünür kılmaktır.
