"Ortadoğu" Kategorisi
Betül Süleyman Alluş Olayı: Suriye’de Korku Düzeninin Aynası (Umut Arslan)
Tarih boyunca baskıcı düzenlerin ilk hedeflerinden biri kadınlar oldu. Çünkü kadın özgürlüğünün bastırıldığı toplumlarda halkın direnci de zayıflatılmak istenir. Bu nedenle Betül’ün kısa süre içinde baskı altında kameralar önüne çıkarılması, yalnızca kişisel bir dönüşüm tartışması değil; kadın bedeni ve kadın iradesi üzerinde kurulmak istenen siyasal tahakkümün sembolü olarak görülmektedir.
“BETÜL KIZIMIZI GERİ VERİN” (Mihraç Ural)
Suriye’nin bugün patlamaya hazır bir volkan gibi olduğu ifade edilmektedir. Gösterilerle başlayan tepkilerin direnişe dönüşebileceği, bunun sonucunda ayrılık taleplerinin daha güçlü biçimde gündeme gelebileceği belirtilmektedir. Yazının sonunda kaçırıldığı ileri sürülen genç kızların, zindanda tutulan asker ve subayların özgürlüğü talep edilmekte; çözüm olarak ise federal yapı öne çıkarılmaktadır.
Ulusal Birlik, Feodal Sınıfsal Yapı ve Kürd Siyasal Alanı: Marksist Bir İnceleme (Haydar Avşar)
Kürd siyasal alanında ulusal birlik tartışmaları sıklıkla kültürel farklılıklar, tarihsel kırılmalar ve siyasal liderlik sorunları üzerinden ele alınmaktadır. Oysa bu yaklaşım, sorunun özünü görünmez kılar. Mesele, farklılıkların varlığı değil; bu farklılıkları bir arada tutacak maddi, sınıfsal ve kurumsal zeminin tarihsel olarak kurulamamış olmasıdır.
İLK RAUND MOLLALARIN, YA SONRASI (MI?)! (Sibel Özbudun-Temel Demirer)
Kapitalizmin emperyalist aşamasında savaşların kaçınılmaz olduğunu savunan bu metin, İran-ABD-İsrail hattındaki çatışmaları yapısal krizin bir sonucu olarak değerlendirir. Taraflar arasındaki farkların yüzeysel olduğunu, asıl sorunun kapitalist sistem olduğunu ileri sürer. Savaşların yıkım üzerinden yeniden birikim sağladığını, küresel krizleri derinleştirdiğini ve insanlığı daha büyük felaketlere sürüklediğini vurgular. Çözüm olarak devrimci dönüşümü işaret eder.
İRAN SAVAŞINDA SON DURUM (Mihrac Ural)
“Savaşın yıkıcılığı taraflara kalıcı bir kazanç sağlamazken, İran-ABD-İsrail ekseninde süren gerilimde tek gerçek çıkış yolu barıştır. Tüm zorluklara, güvensizliklere ve jeopolitik hesaplara rağmen müzakerelerin sürmesi, barış ihtimalini güçlendirmektedir. Aksi durumda derinleşecek yıkım, yalnızca bölgeyi değil, tüm aktörleri kayba sürükleyecektir. Bu nedenle diplomatik temasların kesintisiz devam etmesi ve akılcı çözümler üretilmesi hayati önem taşımaktadır.”
