Atak Menü

ABD-İRAN SAVAŞININ ÜÇÜNCÜ AŞAMASI (Mehmet Güzel)

ABD-İRAN SAVAŞININ ÜÇÜNCÜ AŞAMASI (Mehmet Güzel)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
26 Temmuz 2026, 11:16 | Yazar: Mehmet Güzel | Kategori: Ortadoğu
ABD-İRAN SAVAŞININ ÜÇÜNCÜ AŞAMASI  (Mehmet Güzel)

Savaşın Birinci Aşaması: Beklenmeyen Direniş ve İlk Ateşkes 

 

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırılarla başlayan savaşın ilk aşaması 13-24 Haziran 2025 günleri arasında yaşandı ve12 gün sürdü. Savaşın birinci aşaması olan bu kısa sürede İran, hiç kimsenin beklemediği bir direniş kabiliyeti göstererek İsrail’in savunma sistemlerini delik deşik ederek İsrail içindeki askeri hedeflerini, ABD’nin Körfez ülkelerindeki askeri tesislerini yerle bir ederek karşılık vermişti. Bu direniş karşısında Epistein çetesi ABD ve İsrail, 12 gün sonra İran’la ateşkes yapmak zorunda kalmıştı. 

 

İkinci Aşama: Rejim Değişikliği Hedefi ve İran’ın Stratejik Üstünlüğü 

 

Ama bu ahlaksız haydutlar, daha kapsamlı bir saldırı amacıyla o ateşkesi yapmışlardı. Güçlerini tahkim ettiler, daha kapsamlı bir hazırlık yaptılar. Güçlü istihbaratlar elde ettiler. Ve 28 Şubat 2026’da savaşın ikinci aşamasını başlattılar. Bu sefer bir iki haftalık kısa sürede İran yönetimini yıkmayı hedefliyorlardı. Bu nedenle İran yönetiminin dini lideri Ali Hamaney dahil, İran’ın en üst düzey siyasi ve askeri kademelerindeki bütün liderlerini öldüren saldırılar gerçekleştirdiler. Ölenlerin yerine getirilen yeni yöneticileri de yine aynı silsile ile yok ettiler. İran’da belirlemiş oldukları bütün askeri ve sivil hedefleri yerle bir eden çok güçlü ve vahşi saldırılar gerçekleştirdiler. İran’a, görülmemiş boyutta çok ağır darbeler indirdiler. Ama buna rağmen İran’ın direniş kabiliyetini ortadan kaldıramadılar. İran, savaşın birinci aşamasından daha güçlü bir direniş yeteneğini ortaya koyarak İsrail ve ABD’ye, tarihlerinde hiç yaşamadıkları boyutta darbeler indirerek bütün savunma sistemlerini felç edecek saldırılarla karşılık verdi. İsrail ve ABD’nin bütün Körfez ülkelerindeki askeri üsleri, lojistik destekleri, uçak gemisi filoları etkisiz ve savunmasız hale getirildi. Öyle ki ABD, NATO’yu, Batılı bütün dost devletleri yardımına çağırdı ama kimse yanaşmadı. Savaşın ikinci aşaması İran’ın kesin bir stratejik üstünlüğü ile devam ederken ABD ve İsrail, ateşkes için yalvarmaya başladı. Savaşın 40. günün sonunda 8 Nisan 2026’da ateşkes ilan edildi. Ateşkes mutabakatı şartları İran’ın kesin zaferinin ilanı niteliğindeydi. ABD ve İsrail bu savaşla hedeflemiş oldukları hiçbir amaca ulaşamamış, tam tersine, yolunmuş tavuğa dönmüş olmaları bir yana, savaş öncesinde açık olan Körfez’in denetimi İran’ın egemenliğine geçmişti. İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması kararlaştırılmış, serbestçe petrol satışına karar verilmiş, İran’a 300 milyar dolarlık adına ‘kalkınma fonu’ diye konulan bir savaş tazminatı ödeme kararı verilmişti. Yani mutabakat metni muzaffer İran’ın şartlarını saldırgan ve yenilen bu haydutlara dayatmıştı. Bana kalırsa İran, elde etmiş olduğu bu stratejik üstünlüğü eline almışken ateşkese razı olmamalı, elini bu haydutların boğazından çekmeden ve gevşetmeden savaşı sürdürürken kesin bir yenilgi anlaşmasını onlara kabul ettirmeyi sağlamalıydı. Onları, Hitler Almanyası’nın kesin mağlubiyet anlaşmasına benzer şartlara boyun eğmeye zorlamalıydı ki bu potansiyele sahip olduğu görülüyordu. Ama bunu söylemek bize kolay gelse de sahada savaşan onlara akıl vermek haddimiz değildir. 

 

Üçüncü Aşamanın Başlangıcı: ABD'nin Yeniden Saldırı Kararı 

 

İlke, kural, uluslararası norm tanımayan bu haydut devletler savaşın ilk iki aşamasında yedikleri kötekten yeterince uslanmamış ve ders almamış halleriyle bu sefer İsrail perde arkasında kalarak, yani İran’ın sopalarından sakınarak ABD savaşın üçüncü aşamasını başlattı. 8 Temmuz 2026’da Trump Ankara’da NATO 36. Liderler Zirvesinde iken ateşkesin sona erdiğini ilan ederek İran’a saldırı emri verdiğini açıkladı. Savaşın üçüncü aşaması ilk iki aşamasına kıyasla daha hafif bir seyir izliyorsa da ABD’nin saldırıları İran’ın yaşam ve enerji kaynaklarını yok etmeyi hedefleyen ağır tahribatlar yarattı. Aynı zamanda ABD, ısrarla kara harekatları ile İran’ı istila etme senaryolarının olasılıklarını test etmeye yöneldi. 

 

Ateşkes Girişimleri ve İran'ın Ret Kararı 

 

Savaşın üçüncü aşaması bugün itibariyle 19. Gününde. Üç gündür ABD yeniden aracılar yoluyla ateşkes çağrıları yapmaya başlamış. Iraklı yetkililer aracılığıyla İran’a ulaştırılan ateşkes çağrıları İranlılar tarafından kesin bir şekilde reddedildi. 

 

Sahadaki Durum: İran'ın Karşı Saldırıları 

 

Savaşın bu üçüncü aşamasında İran, önceki aşamalardan geri kalmayan düzeyde hatta daha da etkin bir şekilde ABD hedeflerini tarumar etti. Körfezi yeniden kapattı, Körfez ülkelerindeki ABD üslerini işlemez hale soktu, üsleri, içindeki askeri uçaklar, helikopterler ve SİHA’larla birlikte imha etti. Körfez ülkelerindeki bütün askeri üsler boşaltılmak zorunda kaldı. Bu defa Doğu Akdeniz’e ve savaş bölgesine ABD uçak filoları yaklaşmaya cesaret bile edemez hale geldi. İran’ın bazı kıyı şeritlerine özel kuvvetlerle çıkartma yapma girişimleri, bu “özel kuvvet” askerlerinin toplu olarak keklikler gibi esir alınmasıyla sonuçlandı. 

 

Ateşkes Güveni Ortadan Kalktı 

 

Savaşın üçüncü aşamasının başlatılmasıyla İranlı yetkililer ABD Başkanı Trump’ın sözünün ve imzasının değersiz ve anlamsız olduğunu açıkladı. Bu da ABD’nin yeni ateşkes çağrılarına olumsuz yanıt vermelerinin önemli nedenini oluşturuyor. 

 

ABD'nin Askeri Çıkmazı 

 

Bu savaşta ABD ve müttefikleri bir çıkmaz içerisindedir. Bunu Amerikalı strateji uzmanları ve etkili basın analistleri bile dile getiriyor. Koskoca “İmparatorluğun” Petriot gibi hava savunma füze stoklarının tehlikeli boyutta azaldığını ve bu savaşın uzun süreli devam ettirilemeyeceğini ifade ediyorlar. 

 

Savaşın Seyri ve Bölgesel Siyasi Sonuçlar 

 

Savaşın üçüncü aşamasının günümüzdeki seyri gösteriyor ki İran’ın hızlı toparlanma, hasarlarını telafi etme hızı, direniş ve karşı saldırı kapasitesi, saldırılarındaki isabet ve etki kabiliyeti ile saldırılara karşı önlem alma yeteneği herkesi şaşırtıcı boyuttadır. Ortadoğu’nun pek dikkate alınmayan, küçümsenen bu ülkesi kadim tarihsel birikimi ve deneyimiyle ve halkının da müthiş desteğiyle Dünya İmparatorluğu iddiasındaki haydut ABD’ye, onun Ortadoğu’daki çıbanı olan İsrail’e ve bunların işbirlikçisi olan Batı emperyalist ülkeleri ile rezil Körfez işbirlikçi devletlerini tam anlamıyla dize getirmiş durumdadır. Bu arada önemsiz de olsa değinmeden geçmemek gerekir ki, bu “Dünya İmparatorluğu” itibar ve nüfuz kaybı yaşarken onun yeni yetme işbirlikçisi olmaya başlayan bölgenin Kürt dinamikleri, tarihlerinin en büyük yanlışını yapmakta ve bunun bedelini en ağır şekilde ödemeye aday gibi görünüyorlar. Bölgenin mazlum Kürt hareketi safını zalimden yana tercih ederek Kürdistan’ın bütün parçalarında ABD ve İsrail’e tramplen görevini üstlenmesi onu, trajik bir bedel ödemeye sürükleyebilecektir. Oysa mazlum Kürt halkının safı zalim muktedirlerden yana değil, emperyalist egemenlere karşı direnen Direniş Ekseninin safı olmalıdır. Bu eksen kayması süreci Suriye’ye emperyalist saldırıların başladığı zamanla başladı ve ibretlik şekilde devam ediyor. Irak’taki Kürt hareketi liderliği ise evveliyatından bu yana bu stratejik yanlış safta yerini belirlemiş haliyle bu kanser illetini bütün Kürdistan parçaları liderliklerine sirayet ettirmiş durumdadır. 

 

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!