"Kadın" Kategorisi
KADINLARIN BAŞKALDIRISI, İNSANLIĞIN BAŞKALDIRISIDIR YA DA SKH’IN BEŞİNCİ YAZ KAMPI’NDAN İZLENİMLER[1] (Sibel Özbudun)
Sibel Özbudun, Sosyalist Kadın Hareketi’nin beşinci yaz kampından izlenimlerini aktarırken kadınların gündelik yaşamın yükleri karşısında verdikleri mücadeleye dikkat çekiyor. Farklı yaşlardan kadınların kolektif biçimde örgütlenmesini, dayanışmasını ve dünyayı değiştirme iradesini öne çıkaran yazar, kadın hareketinin toplumsal dönüşümdeki gücünü ve sürekliliğini vurguluyor. Kamp deneyimi, kadınların ortak iradesinin, özgüveninin ve dayanışmasının dönüştürücü potansiyelini yeniden açıkça görünür kılıyor.
Bedenimiz Sizin Pazarınız Değil (Şükriye Ercan)
“Kadının değerini yeniden tarif etmemiz gerekiyor. Kadının değeri kaç kilo olduğunda, belinin kaç santimetre olduğunda, burnunun biçiminde ya da yüzündeki kırışıklıkların sayısında değildir. Kadının değeri aklındadır, emeğindedir, ürettiği değerdedir, bilgisindedir, dayanışmasındadır, mücadelesindedir. Kendini beğendirmek zorunda olmadan var olabilmesindedir. Kimseye güzel görünmek zorunda değilsiniz. Güzel bulunmak bir insan hakkı değildir; insan olarak değer görmek bir haktır.”
Mızraktan Algoritmaya Erkek Egemen Şiddet (Şükriye Ercan)
Yazar: Şükriye Ercan
“AYKIRI KADINLAR” TARİHİNDEN: VİLMA ESPÍN[*] (SİBEL ÖZBUDUN)
Ancak 26 Temmuz 1953 günü Fidel Castro öncülüğünde bir grup devrimcinin Moncada kışlasına düzenlediği baskın Vilma’nın (ve tüm Küba’nın) yaşamında bir dönüm noktası olacaktı. Santiago’daki öğrenci çevresi olaya hazırlıksızdı: “Ne olduğuna dair hiçbir bilgimiz yoktu,” diyecekti Vilma, yıllar sonra. “Castro Santiago’da pek az tanınıyordu - yalnızca Ortodoxos’un (Küba Halk Partisi) genç lideri olarak bilinirdi. Ama Santiago’daki bu eylemi pek çok kişinin sempatisini kazandırdı.”[7] Yine de, Batista’nın güçlerinin amansızca karşılık verdiği bir avuç devrimciye sahip çıkmak için ellerinden geleni yaptılar. Olayı izleyen katliamdan sağ kurtulabilenleri evlerinde sakladılar, yaralıları kendi imkânlarıyla tedavi ettiler… Bildiri dağıttılar, afişleme yaptılar, korsan mitingler düzenlediler, örgüt evleri oluşturdular…
Edebiyatta Sınıf: Kalemin Ucunda Emek, Kadın ve Direniş (Şükriye Ercan)
Bir erkek fabrikaya, okula, büroya, sokağa çıktığında arkasında çoğu zaman hazırlanmış bir ev, yıkanmış bir gömlek, bakılmış bir çocuk, pişmiş bir yemek, toparlanmış bir hayat bırakır. Bu yüzden dışarıdaki ücretli emeğin arkasında da çoğu zaman kadının karşılıksız emeği vardır. Kadının ev içi emeği görülmeden sınıf anlatısı tamamlanamaz. Kadının emeği yok sayıldığında, sınıf mücadelesinin yarısı karanlıkta bırakılmış olur.
Boyun Eğmiyoruz (Şükriye Ercan)
Cinsel taciz ve tecavüz, yalnızca bireysel sapkınlıklar olarak açıklanamaz; bu, iktidar ilişkileriyle kurulan yapısal bir sorundur. Erkek egemen düzen, makamı, ekonomik gücü ve sosyal imkanları kadınlar üzerinde tahakküm kurmanın aracı haline getirir. Kamusal alanda sergilenen ahlak ile özel alandaki sömürü arasındaki çelişki, cezasızlık ve erkek dayanışmasıyla korunur. Bu nedenle mesele birkaç fail değil, bu düzeni sürdüren iktidar yapısının kendisidir ve değişmedikçe aynı ilişkiler yeniden üretilmeye devam edecektir.
