"Ülke" Kategorisi
CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇLAMASIYLA YARGILANANLARA HUKUKSAL ÖNERİLER*(Muhammed Aybars Akdoğan)
“Açıkça ortaya koymak gerekir ki; vatandaşların meşru bir yönetime ve meşru yasalara itaat etmeleri hukuki ve ahlaki bir yükümlülükse de meşru olmayan zalim bir yönetimin veya meşru olmayan bir yasanın varlığında bu yükümlülük ortadan kalkar. Hatta böyle bir durumda, gayrimeşru yönetime ve yasaya başkaldırmak ahlaki bir yükümlülük haline gelir.”
ALEVİ MÜSLÜMANLARIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ (Ahmet Daskapan)
Alevilik, asimilasyon, Sünnileştirme ve milliyetçileştirme baskıları karşısında inancını, kimliğini ve kuşaklar arası aktarımını koruma mücadelesi vermektedir. Makale, Alevilerin kendi inançlarını kendi kavramlarıyla tanımlama hakkını savunur; Aleviliğin Ehlibeyt ve On İki İmam yoluyla kurduğu bağları vurgular. Bu kimlik mücadelesinin diğer ezilen halkların özgürlük talepleri ve işçilerin sömürüye karşı mücadelesiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini ileri sürer. Ortak özgürleşmenin, kimlik baskılarına ve emek sömürüsüne birlikte karşı çıkmakla mümkün olacağını belirtir.
HESAPLAŞMADIKÇA, KAVRULACAĞIZ ATEŞİYLE MADIMAK’IN! (*) (Temel Demirer)
Madımak Katliamı, yalnızca 2 Temmuz 1993’te yaşanan bir katliam değil, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal dönüşümünde derin izler bırakan tarihsel bir kırılma olarak ele alınıyor. Makale, Alevilere yönelik baskı, cezasızlık ve toplumsal hafızasızlık üzerinden Madımak’ın bugünle bağını kurarken, adaletin ertelenmesinin yarattığı tehlikeye ve hafızayı canlı tutmanın zorunluluğuna dikkat çekiyor. Özellikle hukuk, adalet ve demokrasi açısından güncel.
Siyah Torbalar (Meral Dersim)
“İnsan bazen karşısındakinin ne taşıdığını bilmiyor. Çöp sanıyor, eşya sanıyor, yük sanıyor. Oysa birinin sırtındaki siyah torbanın içinde başka birinin bütün yokluğu taşınıyor olabilir. İnsan ölüyor ama geride kalanların işi bitmiyor. Birileri onun ardından kapıları çalıyor, imzalar atıyor, bekliyor, teslim alıyor, teslim ediyor.”
Barış Kaosu, Fanatizm Çıkmazı (Meral Dersim)
“Barış, farklılıkları ortadan kaldırmak, birbirine benzemek ya da bir tarafın diğerine boyun eğmesi değildir. Gerçek barış, farklı kimliklerin, dillerin ve kültürlerin birbirinin varlığını tehdit olarak görmeden yaşayabilmesidir. Adaletin olmadığı yerde barış, yalnızca eşitsizliğin devamıdır. Bu nedenle gerçek barış; karşılıklı kabulün, eşitliğin, adaletin ve birlikte yaşama iradesinin kalıcı biçimde korunabilmesidir.”
Çözüm barışta (Celalettin Can)
“Türkiye’nin yıllardır süren çatışma ortamı, ölümler, zorunlu göç, yoksulluk ve toplumsal ayrışma yaratmıştır. Sorunların silahla değil, demokrasi, eşit yurttaşlık, adalet ve siyaset yoluyla çözülmesi gerekmektedir. Barış; Türkü, Kürdü ve tüm halklarıyla toplumun yeniden kardeşleşmesi, insan haklarının güvence altına alınması ve özgür, eşit, adil bir geleceğin birlikte kurulmasıdır.”
