"Ülke" Kategorisi
ŞİDDETİN GÖLGESİNDE GENÇLİK (Meral Dersim)
“Okullarda artan şiddet, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık; kapitalizmin dayattığı rekabet, görünürlük baskısı, derinleşen eşitsizlikler ve dijital dünyanın etkisiyle beslenen yapısal bir olgudur. Gençlik üzerindeki ekonomik, psikolojik ve kültürel baskılar şiddeti büyütürken, buna maneviyatla çözüm aramak sorunu örtmekten öteye geçmemektedir.”
TÜRKİYE DEMOKRASİ GÜÇLERİ BİR ARAYA MI GELİYOR? (Fikri Günay)
Türkiye Demokrasi Güçleri’nin bir araya gelmesi, yalnızca seçim odaklı bir birlik değil, otoriterleşmeye karşı gerçek bir demokratik mücadele hattı kurma zorunluluğunun sonucudur; ancak bu birlik, ancak sözde kalmayıp somut bir dayanışmaya dönüşürse anlam kazanacaktır.
HAZIR OLUN, SARAYA YÜRÜYECEĞİZ! (Muhammed Aybars Akdoğan)
* 8 Nisan 2026 Çarşamba akşamı yurttaşların katılımıyla gerçekleştirilen toplantı sonucunda, Saray Yürüyüşü'nün 19 Nisan olarak belirlenmiş olan tarihi 19 Mayıs, Kızılay Meydanı olarak belirlenmiş başlangıç noktası ise Tandoğan Meydanı olarak değiştirilmiştir.
YALÇIN KÜÇÜK’ÜN VEFATI ÜZERİNE (Mihrac Ural)
Yalçın Küçük, Türkiye’de özellikle 1970’lerden itibaren sol düşünce, ekonomi politik ve devlet tartışmaları üzerinde etkili olmuş önemli bir aydındı. Yalçın Hoca ile Paris’te görüşmüştük. Uzun ve derin siyasi sohbetler gerçekleştirdik. En çok yoğunlaştığı alan iktisadi yaklaşımlar ve çözümlemelerdi. Devletçi sosyalizm meselesi üzerinde durdu. Samimi, kararlı ve tavizsiz bir mücadele insanıydı.
CUMHURİYET ACİLEN DEMOKRATİKLEŞTİRİLMELİDİR (Meral Dersim)
Cumhuriyetle yaşanan etnik kimlik ve inanç sorunu, onun varlığından değil, kuruluşundan itibaren taşıdığı tekçi ve demokratik olmayan yapısından kaynaklanmaktadır. Bu yapı, farklılıkları bastırarak özellikle Reya Heq inancında derin kırılmalara yol açmış; 1938 süreciyle birlikte yalnızca fiziksel değil kültürel bir yıkım yaratmıştır. Laiklik ise tarafsız bir alan kurmak yerine inancı kontrol eden ve sınırlandıran bir mekanizma…
“Ben devletim” anlayışı (Celalettin Can)
Sayın Erdoğan’ın devlet-toplum ilişkilerinde temel anlayışı, devleti merkezileştiren bir görüntü sunmaktadır. Referandumlar ve seçimler toplumsal meşruiyet kaynağı olarak öne çıkarılırken, bu süreçleri kazanacak bir mekanizma da hazır tutulmaktadır. Liderin kendisini ‘çoban’, halkı ise ‘koyun’ olarak tanımlayan yaklaşımı; iç ve dış politikayı, toplumsal süreçleri ve seçimleri bu anlayış doğrultusunda yönlendirme çabasını ortaya koymaktadır.
