Atak Menü

İSRAİL UŞAKLARININ CEHALETİ (Mehmet Güzel)

İSRAİL UŞAKLARININ CEHALETİ (Mehmet Güzel)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
04 Temmuz 2026, 04:41 | Yazar: Mehmet Güzel | Kategori: Ülke
İSRAİL UŞAKLARININ CEHALETİ (Mehmet Güzel)

 

Aleviler arasında İsrail uşaklığı ve propagandası yapan ahmakların cehaletini, toyluğunu, ilkesizliğini, tutarsızlığını hep yazdım. Yazmaya devam edeceğim. Bunu yaparken ben asıl olarak şahıslarla değil, bunların Aleviler arasında ve Aleviler adına yaptıkları İsrail uşaklığı çabalarını mahkûm ediyorum. Bu zihniyetle uğraşırken bu çabanın misyonerliğini üstlenmiş ahmakları söz konusu etmek kaçınılmaz oluyor. 

 

İsrail ajanı Tom Wegner tarafından “İbrahimî Hareket’in Türkiye Alevileri Temsilcisi” olarak ATANAN Şeyh Selim Narlı, bu soyut unvanla öyle bir sevinmiş ki havalara uçuyor. Cici bici bir oyuncağa kavuşmuş çocuk gibi coşuyor. Her konuşmasında birkaç defa bu unvanın altını kalın kalın çizerek bahsetmekten edemiyor. Zannediyor ki bu unvan onu dokunulmaz ve sınırsız yetkili kılıyor. “Resmi görev” diyerek bu unvanla krallar, başbakanlar ve cumhurbaşkanlarıyla görüşmeler yapabileceğini iddia ediyor. Ama bu saydığım makamlara hep Facebook sayfalarında yayınladığı video paylaşımlarıyla hitap ediyor! Bu oyuncak unvan işte bu kadar sihirli anahtar işlevi görüyor! Dedim ya; bu ahmakların hepsi toy ve birikimden, deneyimden yoksun birer şovmen pozisyonunda işlev görme uğraşındalar. 

 

Selim Narlı Siyonistlerden görev dilenirken

 

Liderlik Mi, Şaklabanlık Mı? 

 

Şeyh Selim Narlı 21 Haziran 2026 tarihinde yayınladığı bir şov videosunda “İbrahimî Hareket” adına “resmi olarak” Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Betül’ün kurtarılmasını ve Suriye’deki Alevilerin sorunlarının çözülmesini rica ediyor. Eminim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ricayı anında dinlemiş ve emir telakki ederek harekete geçmiş, Colani’nin kulağını çekerek sorunu çözmeye başlamıştır! Çünkü aynı videoda Selim Narlı İbrahimî Hareketin ne kadar güçlü olduğunu Erdoğan’a hatırlatarak gözdağı bile verdi! Aynı videoda Betül’ü kaçıran teröristlere 24 saat süre vererek tehdit etmişti. “Beni Suriye’ye getirtmeyin, 24 saat içinde Betül’ü serbest bırakmazsanız vallahi billahi Suriye’ye geleceğim ve eğer oraya gelirsem neler olacağını siz iyi biliyorsunuz” diye yüksekten atmıştı. Mahalle kavgası yapan öfkeli kişilerin edasıyla yüksekten atıp tutmuştu. Bugün 4 Temmuz; bu tehdidin üzerinden iki hafta geçti, yani 13 kere 24 saat! Ne oldu sözüne ve yeminine Selim Narlı? Sen “koskoca” İbrahimî Hareket’in “resmi” temsilcisi olarak bu tutarsız ve boş laflarla mı iş göreceksin? Kendini de o temsil ettiğini söylediğin zırva hareketi de kepaze ediyorsun.

  

Beş gün önce Selim Narlı’ya bu vaadini soran bir yazı yayınladım, “Boş Tenekenin Tıngırtısı” başlığı altında. (https://www.facebook.com/share/p/1BnxwoMks2/) Dün Selim Narlı, yine yayınladığı bir şov videosunda, daha önce yaptığı gibi adımı zikretmemiş olsa da bana ve kendisini eleştirenlere cevaben sözünde durmamasının bahanelerini açıklamaya başlamış; “efendim benimle gelen olursa ben önde gideceğim dedim de kimse benimle gelmedi!” Selim Narlı’nın videosu ve konuşması sayfasında duruyor, hiç de öyle şartlı bir cümle kurmamıştı, kendi kendini yalanlamaya kalkıyor şimdi. Ve hitap ettiği kitlenin tümünü aptal yerine koyarak, birbirini tutmayan her söylemine inanmalarını bekliyor. Din adamı misyonuyla hitap ettiği kitleden beklediği biatı siyasi misyon kimliğiyle yürüttüğü faaliyette de herkesten bekliyor. Din Adamı misyonu artık ayrı yerde durmuştur. “Siyasi Lider” edası ve iddiasıyla yola çıktığında ve bu halkın arasında Siyonizm’in propagandasını yürütmeye başladığında artık senin Dini Adam misyonunun hükmü kalmaz. Siyasi misyonundaki toyluğun, yüzeyselliğin, saflığın, birikimsizliğin ve üstlenmiş olduğun (ya da sana dayatılan) bu halka ihanet anlamına gelen Siyonizm’e biat ettirme çabaların sorgulanacaktır elbette. Burada ne sakalının ne de şeyhliğinin hükmü olur. Şeyhliği bir koruma zırhı olarak kullanmak da dini değerleri suistimal etmek anlamına gelir. Ne yazık ki Alevi halkı arasında bu tür faaliyetleri yürüten herkes bu değerleri suistimal ederek bu halkın arasında nüfuz elde etmeye çalışıyor. 

 

Ucuz Ajitasyon Yöntemleri 

 

İsrail himayesi propagandası yapan bütün ahmaklar çok basit bir ajitasyon yöntemi kullanıyorlar: “Yahudiler Alevilerin düşmanı değildir, dolayısıyla Aleviler neden Yahudilere düşmanlık yapsınlar” diye. Bu söylemin ortak olarak ön planda ve yaygın olarak kullanılması bile bu faaliyetlerin belli bir merkezden organize ve empoze edildiğini gösteriyor. Burada ya bilinçsizlikle aptallık yapılıyor ya da bilinçli ve kaba bir ajitasyon yapılıyor. Her iki durum da birbirinden beter ahmaklıklardır. Halklar birbirinin düşmanı değildir, egemenler halkları birbirine düşman ederek kendi siyasi egemenliklerini tahakküm ettirirler. Burada söz konusu olan Yahudilik ve Yahudi halkı ile Alevi halkı değildir. Söz konusu olan İsrail Siyonizm’idir. Ki Siyonizm, Nazi faşizminden beter katliamcı, soykırımcı, yayılmacı, saldırgan bir ideoloji ve devlet biçimidir. İsrail Siyonizm’i, arkasına ABD ve bütün emperyalist devletlerin desteğini alarak bütün Ortadoğu halklarına bela olmuş, bölgeyi cehenneme çevirmiş, Libya’nın, Suriye’nin yıkılmasını sağlamış ve bu ülkelerdeki akan her damla kanın, ölen her canın esas sorumlusu olmuş bir beladır. İsrail Siyonizm’i katı bir Yahudi şeriatçılığıdır. Hatta IŞİD şeriatçılığından beter bir Yahudi şeriatçılığıdır. Bizim bu saf ahmaklarımız ise İsrail’i “demokratik, cici” bir devlet olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Bunu siyasi birikimden yoksunlukla ve cehaletle yapıyorlarsa, bunun böyle olmadığını Bilal’e anlatır gibi anlatalım. Ama durum öyle değil, bunlar bir merkezden empoze edilen yöntemlerle ajitasyon yapıyorlar. Ortalama zekaya hitap eden ve fazla sorgulama yapmadan peşin kabul gören yöntemlerle saf insanlara hitap ediyorlar.  

 

“Adam En Azından Uğraşıyor” Mu? 

 

“Adam en azından bir şeyler yapmaya çalışıyor, siz ne yapıyorsunuz” şeklinde itirazlar oluyor bazen. Ortalama zekanın ürünü olan bu ifadelere de Bilal’e anlatır gibi açıklamalar yapmak gerekir mi, bilemedim. Kitleyi uçuruma sürükleyen çabalar yararlı çabalar değil, tam tersine tehlikeli çabalardır. Bu durumda ve bu amaçla yapılan “bir şeylerin yapılması” yapılmamasından daha tehlikeli sonuçlar doğurur. Çünkü bu çabalar Alevi halkını kurtuluşa ve selamete götüren değil, tam tersine cellada teslim eden, düşmana teslimiyeti sağlamaya çalışan çabalardır. Ve bunların yapılması, yapılmamasından daha tehlikelidir. Bir çaba yürütülecekse, bu halkın örgütlenmesi, öz gücüne dayalı bir güç oluşturulması ve bölgenin diğer ezilen halklarıyla bir direniş ekseni oluşturulması yönünde yürütülmelidir. Bu ahmakların yaptığı ise bu halkı on yıllardır kesen ve kestirenlere teslim etme çabasıdır. İsrail Siyonizm’i ve Batı emperyalist devletleri tarihlerinde hangi halka dostluk ve himaye sağladılar da şimdi Alevi halkına sağlasınlar? Hem de Alevi halkı örgütsüz, öz gücüne dayanan bir varlıktan yoksun haliyle! 

 

Siz ne yapıyorsunuz itirazına cevap veren açıklamaları ve alternatif çözümün ne olduğunu defalarca yazdım. Bunlardan birisi şu bağlantıdaki makalededir: (https://atakdergi.com/haber/israil-usaklarina-iki-kelam-mehmet-guzel/) Merak eden bakabilir. 

 

Barış Hareketi Mi, Siyonizm İdeolojisi Mi? 

 

Yine ortak merkezden empoze edilen ucuz bir ajitasyon yöntemi ile “İbrahimî Hareketin” selam hareketi olduğu safsatasıdır. Bu ajitasyonu yaparlarken hitap ettikleri kitleyi aptal yerine koyma edepsizliği yapıyorlar. Halk Bankası gerçekten halkın bankası olduğu doğru ise adına “selem” (barış) denilen bu hareket de gerçekten barış hareketidir! Neredeyse bütün adlandırmalar esas amacın tersi sözcüklerle yapılır. Ortadoğu’nun baş belası olan soykırımcı ve yayılmacı İsrail ordusunun adı “İsrail SAVUNMA Kuvvetleri”dir, örneğin. Türkiye’nin Kıbrıs’a yaptığı işgal harekatının adı; Kıbrıs BARIŞ Harekatı’dır. Türkiye’nin Suriye’ye yaptığı işgal harekatlarından birinin adı; “ZEYTİN DALI Harekatı”dır! ABD’nin diğer emperyalist devletlerle Libya ve Irak’a yaptığı saldırılar da bu ülkelere demokrasi getirme adı altında yapılmıştı. Suriye’ye 14 yıl boyunca dayatılan katliamlar ve saldırılar da bu ad altında yapılmış ve Suriye yıkılarak cihatçı katil sürülerine teslim edilmişti. Şimdi bizim kara cahil ahmaklarımız İbrahimî projesini “selem” (barış) ve diyalog hareketi olarak bu halka yutturmaya çalışıyorlar. Oysa bu hareket, İsrail Siyonizm’inin katliamlarını, soykırımını, yayılmacılığını, Ortadoğu’daki egemenliğini bütün bölge ülkelerine dayatıp kabul ettirme yani bölgedeki bütün halkları ve ülkeleri biat ettirmeyi amaçlayan Siyonist-faşist bir ideolojik harekettir. Katliamcı, yayılmacı bir devletin, ideolojinin sivil parçasıdır. Adına da üç semavi dinin genel kabul gördüğü İbrahim peygamberin adını koyması, Peygamber İbrahim’i kirli amaçları için suistimal etmekten başka bir şey değildir. Bu hareketin temsilciliğine atanan bizim kara cahilimiz ise basit kelime oyunları ve yüzeysel yaklaşımlarla hem İsrail’in hem de bu hareketin güzellemesini yapmaya çalışıyor. 

 

Çözüm 

 

Suriye’de Alevi halkının örgütlenmesini, birleşmesini ve direnişini sağlamaya çalışan bir yapı var. “Suriye ve Diaspora Alevi Yüksek Konseyi” adında Şeyh Gazel Gazel liderliğindeki bu yapı Suriye’deki Alevi halkının temsilcisi olan yapıdır. Bu yapının yetersizlikleri, eksikleri çoktur ama en azından bugüne kadar iki defa birer çağrı ile bir defasında milyonları sokaklara dökebilen bir başka seferde ise üç gün boyunca genel grev yaptırabilen bu harekettir. Öyle Facebook sayfalarından boş ve karşılığı fos hamaset söylemlerle, kendinden başka hiçbir kişiyi temsil etmeyen ve kimseyi harekete geçiremeyen temsiliyet yoksunluğuyla halk hareketi veya liderliği olmaz. Bu yöntem şov yapmaktan öteye geçemez. Bu ahmaklar “birlik olalım” diyerek hiçbir temsiliyet gücü olmayan, kendi kendilerini bile temsil etmekten aciz halleriyle herkesi kendi cehaletlerinin ve ihanet misyonerliğinin kanatları altında birleşmeye davet ediyorlar. Ama bir çağrısıyla milyonları harekete geçirip sivil itaatsizlik eylemi yaptırabilecek temsiliyet gücüne sahip Alevi Yüksek Konseyi bünyesinde birlik olmaya yanaşmıyorlar. 

 

Sözün özü; Aleviler arasında yapılan İsrail ve Batı himayesi propagandası iyi niyetli bir çaba değildir. Alevi halkının da bölgedeki diğer ezilen halkların da selameti ve çıkarı doğrultusunda değildir. Tam tersine bu halkın ve halkların varlık, selamet ve çıkarlarının tam zıddına olan bir ihanet projesidir. Bunu organize eden ve liderliğini yürütenler açıkça bir halk ihaneti projesinin unsurlarıdır. Safça bu projeye dahil olanlar da cahilce bir sürü akımına kapılma pozisyonu içerisindedirler. Bu zihniyete ve çalışmalara her hal ve koşulda şiddetle karşı durmak, bu çabaları ve misyonerlerini teşhir ve tecrit etmek bu halkın selameti açısından zorunludur. 

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!