"Ülke" Kategorisi
Bir Cenaze Töreninin Düşündürdükleri (Yıldız Aydın)
“Ateist olmak kiliseye düşman olmak anlamına gelmez. Nedense birdenbire keskin ‘Komünist’, ”Marksist-Leninist “olmuşlardı. Sadece taraftar veya sempatizan konumunda olanlar değil, 30-40 yıllık mücadele deneyimi olanlar tepkili tutumlarını hararetle savundular. Sanki 18’ in genç devrimciler gibi “Sol Çocukluk Hastalığı”nın yan etkileriyle davrandılar. Garbis’i anlamak yerine, onu kendi kalıplarına sokmaya çalıştılar.”
YENİ PARTİ GERÇEKTEN DE YENİ Mİ? NE YAPMALI? (Fikri Günay)
“Yeni bir toplumsal hareketin doğuşudur söz konusu olan. Ancak şimdi asıl mesele, CHP’den kopan Özgür Özel hareketinin ‘Yeni Parti’ adıyla ortaya koyduğu oluşumdur. ‘Yeni’ ismi dilde yapışkan bir metafor olsa da asıl soru geçmişin bagajıyla yüzleşip yüzleşemeyeceğidir. Zira CHP’nin emek, Kürt, Alevi ve inanç sorunlarındaki tarihsel yükü ağırdır.”
Son sahici kuşak… (Celalettin Can)
“Bizim kuşağımız okumaya, araştırmaya, dünyada olup bitenleri anlamaya, var olan haksızlıkları, baskı ve sömürü düzenini tahlil etmeye ve bilince çıkarmaya çalışan, köhnemiş düzeni kabullenmeyen, isyan eden bir kuşaktı. Öyle güçlü örgütlenmelere, iç ve dış desteklere de sahip değildi. Olanakları çok kısıtlıydı. Günlük yaşamı bile zor idame ederdi. Ama hiçbirinin yeme içme ve yarınlar kaygısı yoktu.”
“Çerçeve Yasa”: Bir Çeşit Pişmanlık Yasası (Mehmet Güzel)
“Çerçeve Yasa” hem iktidar hem de Kürt Hareketi liderliği tarafından “tarihi gelişme”, “demokrasiye atılan tarihi adım”, “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar tarihi bir başlangıç”, “tarihi bir eşiğin aşılması” gibi abartılı ifadelerle kitlelere sunuluyor. Her iki taraf da bize hikâye anlatıyor. Çünkü her iki tarafın kendi kitlesini bu hikâyeye ikna etme ihtiyacı var. Ve her iki taraf da hitap ettiği kitleyi aptal yerine koyarak bu manipülasyonu yaptığına tanık oluyoruz."
DEVRİMCİLER VE HATAY (Mehmet Güzel)
Antakya’da Devrimciler, Fransız işgaline ve ardından Türkiye ilhakına karşı 1930’larda geliştirilen Uruba Direnişinden aldığı mirasla günümüze kadar bu halkın değerlerini koruma mücadelesini sürdüregelmiştir. 1979’da Antakya Alevi halkına karşı hayata geçirilmek istenen Alevi katliamını engellemiş, Suriye’de emperyalist saldırılara karşı Halk Direnişini örgütlemiş, geçmişte olduğu gibi bugün de devletin asimilasyon politikasına karşı var gücüyle mücadele etmiştir.
HİKÂYESİ İLE “BETON KANAL” KÂBUSU! (Sibel Özbudun-Temel Demirer)
Kanal İstanbul, yalnızca bir ulaşım projesi değil; su havzalarını, ormanları, tarım alanlarını ve kültürel mirası tehdit eden, kent planlama ilkelerini ihlâl eden büyük ölçekli bir rant girişimidir. Yazarlar, projenin çevresel, toplumsal ve hukuksal sonuçlarının bilimsel raporlarla ortaya konulduğunu, buna rağmen siyasal ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda ısrarla sürdürüldüğünü ve İstanbul’un geleceğini ciddi biçimde riske attığını savunmaktadır.
