HİKÂYESİ İLE “BETON KANAL” KÂBUSU! (Sibel Özbudun-Temel Demirer)
“Zenginler ve dolandırıcılar
aynı madalyonun iki yüzüdür.” [1]
2010 yılında yapılan bir söyleşide Prof. Dr. Doğan Kuban, “Türkiye’de hiçbir şey rantın dışında gerçekleşmiyor. Yapı alanı denilen şey yağma alanına dönüşüyor, yasa uygulanmıyor. Hızlı kentleşmenin, kültürsüz hızlı kentleşmenin bir sonucu bu,” [2] deyişiyle, geç(me)mişte bugün(ümüz)ün “Kentsel Dönüşüm”den “Kanal İstanbul”a [3] uzanan hikâyesinden söz etmişti; “déjà vu” dedikleri bu olsa gerek, her seferinde daha beter gerçekleşen!
Mesele ayan beyan ortada…
Temcit pilavı gibi, ısıtılıp-ısıtılıp gündemden düş(ürül)meyen Kanal İstanbul hikâyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2012’de afet riski bahanesiyle üç büyük proje için İstanbul’un kuzeyini “rezerv yapı alanı” ilan etmesiyle başladı. Lakin rezerv alanlar, afet riskine karşı değil, büyük rant projeleri için kullanıldı.
İstanbul’un 1/100.000 ölçekli 2009 tarihli Çevre Düzeni Planı’nda kuzey ormanlarının, su havzalarının ve tarım alanlarının korunması öngörülüyordu. Kanal İstanbul tüm bu koruma kararlarını ihlâl ederek, kent planlama ilkelerine aykırı bir oldu-bitti olarak ortaya atıldı.
“Çılgın Proje” çığırtkanlığıyla kamuoyuna duyurulan Kanal İstanbul, başlangıçta deniz trafiği güvenliğini artırma ve yeni bir suyolu açma “iddiası”yla tanıtılsa da, işin aslı başkaydı.
Karadeniz ile Marmara Denizi arasında 45 km² civarında kazılmak istenen Kanal İstanbul’un soru(n)ları ekolojik, su kaynakları vb. alanlarda öne çıkıyordu; su kaynaklarını tehdit edip, susuzluk riskini devreye sokan bir girişimdi. Eğer hayata geçer ise Sazlıdere Barajı ortadan kalkacak, Terkos Gölü tuzlanma riskiyle karşı karşıya kalacak; yani İstanbul’un tatlı su kaynakları (Avrupa yakasının büyük kısmı) zarar görecekti. Yani ekolojik ve biyolojik çeşitlilik yok edilecekti.
Tekrarlayalım: İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı ve Şehir Plancısı Dr. Buğra Gökçe, “Kanal İstanbul projesi su kaynaklarımızın yüzde 29’unu tehdit ediyor,” [4] derken (bu arada Buğra Gökçe’nin 25 Mart 2025’ten beri Marmara Cezaevi’nde olduğunu hatırlayalım!); su havzaları yok olacak. Bu da 316 bin nüfusu etkileyecek; 13 bin 400 hektar ormanı yok edecek! [5]
Ayrıca da çevre katliamına yol açarak rant aracı hâline gelen Kanal İstanbul projesi kapsamında yapılacak 150 kilometrelik bağlantı yollarının maliyeti bir yılda 7.8 milyar TL’den 9.7 milyar TL’ye fırlarken; [6] Dr. Orbay Tutku Seren, “Artan betonlaşma, azalan yeşil alan sebebiyle gün geçtikçe şehir ısısı bu nedenle artmaktadır. Kanal İstanbul gibi projeler, şehirlerin yeşil alanının azalıp, beton yoğunluğunun artmasına ve kentlerin daha da ısınmasına neden olmaktadır. Bir yandan kirli hava, bir yandan artan sıcaklıklar sağlığımızı tehdit etmektedir,” [7] uyarısını dillendiriyordu.
Özetle ‘İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) verilerine göre, Kanal İstanbul’un tarıma etkisi şöyle olacak: 136 milyon metrekare tarım arazisi yok edilecek; 30 bin kişilik tarımsal istihdam fırsatı yok olacak; 200 bin ton buğday üretimi yok olacak. [8]
Tüm bunlar yetmezmiş gibi proje güzergâhı üzerindeki arkeolojik alanlar, tarihi yapılar, hafriyat/yapılaşmanın yıkımına maruz kalacak ve 146 kültür varlığı etkilenecek; 400 bin yıllık geçmişiyle Yarımburgaz Mağarası’ndaki arkeolojik alanlar yok olacaktı. [9]
Örneğin Kanal İstanbul projesine verilen “olumlu ÇED” kararına karşı açılan dava kapsamında 19’u profesör, 1’i doçent 21 uzman bilirkişinin hazırladığı 400 sayfalık raporda, jeoloji ve hidroloji kapsamındaki yapılar; heyelan, deprem, tsunami; çevresel etkiler; iklim değişikliği ile flora ve fauna, orman, tarım ve mera; deniz, kara ve hava ulaşımı; arkeoloji ve kültür varlıkları ile yer seçimine ilişkin değerlendirmeler Kanal İstanbul’un olumsuzluklarını net biçimde ortaya koyup, “ÇED Raporu; yanlışlarla dolu, tutarsız, çelişkili, konunun uzmanları tarafından hazırlanmadığı izlenimi veren özensiz hazırlanmış bir rapor olup olumlu değerlendirmek mümkün değildir,” [10] diyordu.
Aslı sorulursa projenin asli amacının gemi trafiğini azaltmak değil, kanal çevresinde lüks konut ve arazi rantı yaratmak olduğu net biçimde ortadaydı.
Genişliği 275 metre, derinliği ise 20.75 metre olarak planlanan kanalın etrafında kurulacak yerleşim alanında 500 bin yeni nüfusun barınacağı belirtiliyor. Bu da beraberinde çevresel, sosyolojik ve kültürel birçok problemi getiriyor.
‘WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), “İstanbul’un yaşam kaynaklarını korumak için Kanal İstanbul Projesi acilen iptal edilmeli,” [11] çağrısını yapması da bu nedenle makûl idi.
En önemlisi de şu: 2026 yılı itibariyle felaket projesi fiilen ilerlemiyor gibi görünse de Sazlıdere çevresinde konut inşaatları devam ediyor. Mahkemeler sık sık yürütmeyi durdurma kararları veriyor, ancak hükümet “doğru zamanda yapılacağını” belirtiyor.
Öncelikle hatırlatalım!
Kanal İstanbul’un imar planları iptal edilse de bölgede inşaatlar yükselmeye devam ediyor.
Arnavutköy’deki inşaatların derhâl durdurulması gerektiğini belirten Kuzey Ormanları Savunması’ndan Ayşe Yıkıcı, “Amaç Kanal değil, sermaye işgali” dedi. [12]
Haksız da değil!
AKP’li Sultangazi Belediyesi, proje güzergâhındaki Arnavutköy ve Büyükçekmece’deki üç taşınmazı satışa çıkardı. Kanal İstanbul güzergâhındaki arsaların bedeli 1 milyar TL’yi aştı: Talan projesi adım adım ilerliyor. [13]
AKP’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un “Kanal İstanbul gündemimizde yok,” dese de; yine Murat Kurum’un önceki Kabine’de başında olduğu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın dönüşüm planlarını bile Kanal İstanbul’a göre yaptığı [14] ve Kanal İstanbul projesinin kalbine “konut ve ticaret” alanları inşa edilmesi için 3.3 milyar TL’lik bir sözleşme imzalandığı [15] bir “sır” değildi.
Siz bakmayın Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı adaylığında Murat Kurum’un, “İstanbullunun gündeminde olmayan bizim gündemimizde olmayacak” sözüne. Bu yalnızca “Kanal İstanbul” projesiyle İstanbul’dan oy alamayacağını bildiğinin bir itirafı… Yoksa AKP “Reis”inin “çılgın proje”sinden hiç vazgeçmedi…
Ve Kanal İstanbul’u destekleyen çalışmalar iktidarın gündeminden hiç düşmedi.
Emlak Konut ve Türk Hava Yolları’nın, yüzde 50’şer hisseyle ortak oldukları Kanal İstanbul bölgesindeki proje için iki konut ihalesine imza atıldı. Kanal İstanbul projesinin “kalbi” olarak nitelenen Dursunköy’de 3. Etap 5. Kısım ve 3. Etap 10. Kısım’da yapılacak proje için, Emlak Konut, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirimde bulundu. Söz konusu açıklamada Emlak Konut ile Türk Hava Yolları A.O. arasında imzalanan 28 Mayıs 2018 tarihli sözleşme doğrultusunda ihale edilen İstanbul Arnavutköy Dursunköy 3. Etap 10. Kısım Konut ve Ticaret İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenleme İşi ihalesinin Kibritçi İnşaat şirketine verildiği ifade edildi. Söz konusu ihalenin bedeli 2 milyar 554 milyon 961 bin TL. Ayrıca 3. Etap ve 5. Kısım için yapılacak konut ihalesini de MİSEK İnşaat adlı şirket aldı. Bu ihalenin bedeli ise 3 milyar 709 milyon 953 bin TL. [16]
Bu kadar da değil. Bakanlık, İstanbul’un Karadeniz kıyısına YD Madencilik Anonim Şirketi’nin yapılması planlanan çimento limanı projesine bir buçuk yıl sonra onay verdi. Projenin raporunda, “Kanal İstanbul’un çimento ihtiyacının karşılanacağının” belirtildiği bölüm ise sansürlendi. [17]
Evet, iktidar 65 milyar dolar harcayacağı ve toplamda 350 milyon metrekarelik alan kapsayıp, İstanbul’un yüzölçümünün yüzde 6.4’üne denk araziyi içeren; yüzde 51’i tarım, yüzde 13’ü çayır/fundalık, yüzde 5’i orman, yüzde 4’ü yerleşim alanları, yüzde 11’i göl ve yüzde 8’i kıyı kumullarından oluşan Kanal İstanbul projesine Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla hız verdi.
Ekrem İmamoğlu’nun, “Bu bir emlak projesidir. Araziyi tanıdıklarına sat, sonra burayı imara aç birileri para kazansın projesidir. Ama İstanbul’a büyük bir külfettir, büyük bir zarardır,” [18] vurgusuyla, “cinayet projesi” ifadesini kullanıp, “Ya Kanal, Ya İstanbul” dediği [19] proje yandaşları zenginleştirecek bir talan girişimi, su kaynaklarını, tarım alanlarını yok edecek, deprem sonrası riski artıracak bir yıkım planı…
“Nasıl” mı?
Depremin ardından toplanma alanı yokluğu dikkat çekerken megakentin son yeşil alanları Kanal İstanbul’la ranta açılıyor; gayrimenkul firmaları da parselleri internet aracılığıyla Körfez ülkelerine peşkeş çekmeyi [20] hedefliyor.
Örneğin Kanal İstanbul üzerinden nasıl rant devşirildiği Emlak Konut’un satışlarında belgelendi. Kanal güzergâhındaki Yenişehir Evleri’nden 15 ayda 5 bin 98 tanesi satıldı. Söz konusu satışlardan 31.6 milyar TL’lik gelir elde edildi. [21]
Kanal İstanbul projesinin çevresinde hızla binalar yükseliyor. Erdoğan’ın “İnadına yapacağız” dediği Kanal İstanbul’un çevresi için yapılan Emlak Konut’un düzenlediği 1.2 milyar TL’lik altyapı ve yol ihalesini 25’inci dönem AKP milletvekili Mahmut Sami Mallı’nın bir süre önce resmi ortaklıktan ayrıldığı aile şirketi aldı. [22]
Ayrıca AKP’li Başakşehir Belediyesi, Kanal güzergâhında 14 bin metrekare büyüklüğündeki bir araziyi daha satışa çıkarırken; TOKİ’nin de Kanal İstanbul’a sadece 259 metre uzaklıktaki konut projesine onay verildi. [23]
İcraata gelince…
Kanal İstanbul Projesi’nin “Rezerv Yapı Alanı” içindeki değişiklikle bazı adalara 15 kat imar izni verildiği ortaya çıktı. İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarpık kentleşmeyle ilgili “İstanbul’a ihanet ettik” itirafına göndermede bulunarak, “Parsellerdeki hissedarların yerleri resen değiştirildi, kişilerin adları da gizlendi. İstanbul’a yine ihanet ediliyor,” [24] derken; Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Kanal İstanbul Projesi’nin askı tutanağına itiraz edip, kadastro parseli sıralı dağıtım cetvellerinde “malik”lerin, yani hak sahiplerinin gizlendiğine dikkat çekerek, “Kimlere özel imar verilecek” diye sordu. [25]
Soru haklıydı. Çünkü Gazeteci Murat Ağırel, “… ‘Çılgın Proje’ Değil Zenginler İçin Rant Projesi 2” başlıklı yazısında, Kanal İstanbul’dan arazi satın alanları isim isim şöyle listelemişti. [26]
“ÇILGIN PROJE” DEĞİL, ZENGİNLER İÇİN RANT PROJESİ!
Adı: Nagi Binshakh Binsheikh İnşaat Turizm ve Dış Ticaret Limited Şirketi.
Bu şirket 9 Şubat 2018’de 200 bin TL sermaye ile Seyhan Yılmaz ve Yemen Uyruklu Suudi Arabistan Cidde’de yaşayan Waled Naji Saleh Bın-Sheıkh tarafından kurulmuş. Sonrasında Seyhan Yılmaz hisselerini Suudi Arabistan uyruklu Saleh Nagi Binshakh’a devretmiş. Bu şirket 2018’de 200 bin liraya kurulmasına rağmen toplamda 19 bin metrekare arazi almış.
Adı: Ahmad Nasser Alswaidan
CANALHILL Gayrimenkul A.Ş.’nin sahibi. Şirket diğerleri gibi 2018’de 1 milyon sermaye ile kurulmuş. Kurucusu Suudi Arabistan uyruklu. Kanal güzergâhından 21 bin 688 metrekare araziyi sahiplenmiş.
Adı: Masood Gheyath Mohammad Gyeyath
Datum Turkey İnş.A.Ş.’nin kurucusu. 1 Kasım 2017 tarihinde 1 milyon sermaye ile kuruluyor. Kurucusu Dubai’de yaşayan Birleşik Arap Emirlik uyruklu. Yaklaşık 30 bin metrekare araziye sahip.
Adı: Ahmed Humaid Matar Altayer
Noora Gayrimenkul Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş.’nin sahibi. 14 Temmuz 2017 tarihinde kurulmuş. Dubai’de yaşıyor ve Birleşik Arap Emirlikleri uyruklu. 1 milyon TL sermaye ile kurulan bu şirket Arnavutköy’de 2015 yılında 79 bin 81 metrekare (2 tapu) sahibi oluyor.
İşin ilginci SHURAK, CANALHILL, DATUM ve NOORA adlı firmaların Ticaret Sicil Gazetelerindeki adresleri Ziya Gökalp Mahallesi, Karacaoğlan sokak… Yani hepsi aynı adreste kurulmuş gözüküyor. (Hepsinin yer aldığı adres Ağaoğlu My World Europe… Muhtemelen bir iş merkezi olsa gerek!)
Adı: Bandar Abdulmohsen Alknaway
HAYA Gayrimenkul İnş. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.’nin kurucusu. 11 Kasım 2015 tarihinde 50 bin Türk lirası sermaye ile Hatip Alpöz ile birlikte bu şirketi kuruyor. Hatip Alpöz, Florya’daki Hatay Sofrasını işleten Mardinli iş insanı. Bu firma toplam 33 bin metrekare arazi almış.
Buraya kadar yazmış olduğum yabancı firmalardan Shurak Al Ajdad Gayrımenkul, Sulaiman Al Muhaidib ve Noora Gayrimenkul Çiğdem Toker tarafından daha önce yazılmıştı. Ancak dahası var.
Adı: Mustafa Tıraş Haznedar-Özel Kolej Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı.
Babası Hasan ve annesi Zehra için kurmuş olduğu “Hasan Zehra Tıraş Vakfı” bulunmakta. Bu vakıf ile birlikte Afrika ülkelerinde su kuyuları açıyor. Ülke içinde de yardım faaliyetleri düzenleniyormuş. 2013-2014-2015 yıllarında 3 tapu yaklaşık 500 bin metrekare araziye sahip gözüküyor.
Adı: Erol Tabanca
Polimeks İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı. Diğer ortaklar Cem Siyahi ve Abdullah Gözener. Türkmenistan’a iş yapıyorlar. Bu firmanın ismi daha önce haberlerde çokça yer aldı. Akşam gazetesinden Ufuk Türkyılmaz’ın haberine göre; Bir ihbar üzerine Türkmenistan uçağını durduran gümrük görevlileri ’lavabo’ beyan edilen konteynerlerde 1.3 ton altın ele geçirdi. Altınların göndericisi ise Polimeks İnşaat olduğu ortaya çıktı. Meğer İran ambargosunu delmek için yapılmış. Şirket bu durumu ise “Yaşanan olay, ihraç işlemleri sırasında sehven yapılan zamanlama ve prosedürel hatanın yetkililere anlatılamamasından kaynaklı bir durumdur” diyerek açıklamış ve ortada bir kaçakçılık olmadığını savunmuş.
Capital 500 Türkiye’nin en büyük 500 özel şirketi araştırmasında, 30’uncu sırada yer alıyorlar.
İşte söz konusu bu firma Kanal İstanbul’da 14 tapu ile 249 bin 780 metrekare arazinin de sahibi.
Adı: Süleyman Çetinsaya
Artaş İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı. 1995 yılında Bakırköy Carousel alışveriş merkezinin inşaatını tamamladı ve yüzde 28 hissedarı oldu. Avrupa konutları, Vadi İstanbul, Tema İstanbul’u yapan şirket. Bank Asya kurucularından. FETÖ’nün iş adamlarının çatı örgütlenmesi olan TUSKON’un yönetim kurulu üyesi. FETÖ’nün ilk iş insanları derneği olan, kapatılan İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD)’nin de kurucusu.
Arnavutköy’de 2013 ve sonrasında 10 tapu olmak üzere 578 bin metrekare arazinin de sahibi. Yani Kanal İstanbul’un ihya edeceği isimlerin başında adı, FETÖ ile yan yana olan Çetinsaya da bulunuyor.
Bitmiyor.
Avrupakent Gayrimenkul Geliştirme Anonim Şirketi de 3 parselde 130 bin 122 metrekare alana sahipler. Şirketi yine Süleyman Çetinsaya’nın da içinde yer aldığı Çetinsaya Grubu mensubu kişiler kuruyor. Yani toplamda 700 dönümden fazla Kanal İstanbul arazisine sahipler.
Dahası da var!
i) Tutuklu İBB İmar Daire Başkanı Ramazan Gülten, Kanal İstanbul bölgesindeki TOKİ inşaatlarının kaçak olduğunu belirtip, “Yıllarca göz yumulan kaçak yapıları yıktık ve bu alanları halkın kullanımına açtık,” dedi. [27]
ii) Kanal İstanbul manzaralı Yenişehir Rezerv Yapı Alanı 1, 2 ve 3. Etap planlama sahası imar uygulamasında, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, daha önce tarla olarak görünen arsaları konut ve ticaret alanına dönüştürüyor. [28]
iii) TOKİ, Kanal İstanbul’un 259 metre yakınına, 260 milyon TL’ye 40 bloktan oluşan 844 konut, 10 dükkân ve bir cami inşa edecek. [29]
iv) Bilal Erdoğan’ın arkadaşları ile Fatmanur Altun’un yönettiği Türk Hava Yolları, Emlak Konut’la birlikte Kanal İstanbul bölgesinde konut projesi yapacak. 3.6 milyon metrekarelik alana yapılacak inşaat için ruhsat da alındı. [30]
Evet, ‘Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu’nun, Kanal İstanbul davasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kanal İstanbul’da hukuk da yok!” vurgusuyla belirttiği gibi:
“Kanal İstanbul projesine verilen ÇED olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için 4 yıl önce açtığımız onlarca davada Danıştay bir kez daha keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olarak yüksek miktarlarda para yatırılmasını istedi. Üstelik iki yıl önce yapılan bilirkişi keşfinde bu projenin çevresel, tarihi, kültürel, kentsel ve ekonomik açıdan sakıncaları ortaya konulduğu hâlde.”
“İstanbul için felâket demek olan Kanal İstanbul projesine karşı yürüttüğümüz hukuki mücadele 4 yıldır mahkemeler arasında süründürülüyor. Bizlerden ikinci kez tekrarlanan bilirkişi keşfi için yüz binlerce lira para ödememiz isteniyor. Gelinen aşamada, sadece kanal davasında değil rekor üzerine rekorla istenen bilirkişi ücretleri çevre davalarında hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı bir boyuta ulaşmıştır. Aradan geçen dört yıla rağmen hâlen verilmeyen yürütmeyi durdurma ve iptal kararı adalete erişim hakkının ihlâline dönüşmüştür. Hukuk yoluyla hak aramanın önü kesilmektedir.” [31]
Ve bir şey daha: TEMA Vakfı’nın Kanal İstanbul için 2021’de yapılan plan değişikliğine karşı açtığı dava, idare mahkemesi tarafından reddedildi. Mahkeme, bilirkişi raporunu dikkate almadı.
TEMA Vakfı’ndan yapılan açıklamada dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporlarına dikkat çekilerek, “Raporlarda; orman, tarım, mera ve içme suyu havzalarına girmek pahasına, yerleşim yerlerinin kuzeye yönlendirildiği tespit edildi ve şehircilik esaslarına aykırı olduğu bildirildi. Bu tespit ve uyarılara rağmen İstanbul İdare Mahkemesi son kararında; bilirkişi raporunu, uzman görüşlerini ve bilimsel çalışmaları dikkate almayarak davanın reddine karar verdi” denildi. [32]
Gabriel García Márquez’in, “Kendimi bildim bileli, kentlerde insanlar kurşunla değil, kararnamelerle öldürülüyorlar,” ifadesindeki gibi, durum bu merkezdedir.
İş bu merkezde: Michel Audiard’ın, “Gerçek hiçbir zaman eğlenceli değildir, yoksa herkes söylerdi/ La vérité n’est jamais amusante, sinon tout le monde la dirait,” uyarısı eşliğinde! Herkesin (b)ilgisine…
29 Temmuz 2026 14:13:15, İstanbul.
N O T L A R
[1] V. İ. Lenin.
[2] Mustafa Aydın, “Yaklaşan Yerel Seçimler ve Kentleşme Sorunumuz”, Cumhuriyet, 11 Ocak 2024, s.2.
[3] Bkz:
i) Sibel Özbudun- Temel Demirer, “Kent(in) ve Kanal(ın) Soru(n)ları”, Kaldıraç Dergisi, No:237, Nisan 2021…
ii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Soru(n)larıyla Kanal İstanbul Faciası”, Kaldıraç Dergisi, No:247, Şubat 2022…
[4] “Kanal İstanbul Su Kaynaklarını Tehdit Ediyor”, Cumhuriyet, 25 Ocak 2023, s.3.
[5] Dilan Ayırkan, “Prof. Dr. Derin Orhon: Kanal İstanbul, Kentin Doğal Yapısını Bozacak”, Cumhuriyet, 7 Şubat 2022, s.8.
[6] Mustafa Bildircin, “Kanal İstanbul Para Yutuyor”, Birgün, 19 Ocak 2022, s.3.
[7] “Kanal İstanbul Kirliliği Artıracak”, Birgün, 28 Nisan 2025, s.3.
[8] Gökay Başcan, “Kanal Kente İhanettir”, Birgün, 22 Nisan 2025, s.14.
[9] Dilan Ayırkan, “Kanal İstanbul Projesi 146 Kültür Varlığını Etkileyecek”, Cumhuriyet, 15 Şubat 2022, s.3.
[10] “Kanal İstanbul Projesinde Bilirkişi Raporu”, 22 Eylül 2025… https://medyascope.tv/2025/09/22/kanal-istanbul-projesinde-bilirkisi-raporu-karar-yetersiz-su-kaynaklari-tehlikede-deprem-tetiklenebilir/
[11] “WWF Türkiye: Kanal İstanbul Varsa İstanbul’un Geleceği Yok”, 3 Ekim 2025… https://ekoiq.com/wwf-turkiye-kanal-istanbul-varsa-istanbulun-gelecegi-yok/
[12] Gökay Başcan, “Kanal’ın Rantları Plansız Yükseliyor”, Birgün, 2 Mart 2024, s.2.
[13] Cengiz Karagöz, “Talan Projesi Adım Adım”, Cumhuriyet, 7 Temmuz 2024, s.3.
[14] Mustafa Kömüş, “Kanal Planı Sabit”, Birgün, 7 Mart 2024, s.9.
[15] İsmail Arı, “Kanal İstanbul Hayali Sürüyor!”, Birgün, 1 Mart 2024, s.8.
[16] Cengiz Karagöz, “İktidar, Kanal İstanbul İnadından Vazgeçmiyor”, Cumhuriyet, 14 Mart 2024, s.3.
[17] İsmail Arı, “Kanal’ın Çimentosu İçin Liman Projesi!”, Birgün, 6 Haziran 2023, s.3.
[18] “İmamoğlu: Kanal İstanbul Bir Emlak Projesidir”, Sözcü, 16 Şubat 2022, s.13.
[19] Ali Sirmen, “Sahi Ne Oldu Kanal İstanbul?”, Cumhuriyet, 26 Ağustos 2022, s.4.
[20] Mustafa Kömüş, “Kanal İstanbul Arazisi Peşkeşte”, Birgün, 24 Nisan 2025, s.4.
[21] Mustafa Kömüş, “Kanal’dan Rant Akıyor”, Birgün, 20 Nisan 2025, s.3.
[22] İsmail Arı, “AKP’linin Ailesine Kanal Piyangosu”, Birgün, 2 Temmuz 2024, s.3.
[23] İsmail Arı, “Kanal Vurgunu Devam Ediyor!”, Birgün, 9 Eylül 2022, s.3.
[24] “Kanal İstanbul’daki Bazı Arsalara 15 Kat İmar İzni Verildiği Ortaya Çıktı”, 20 Şubat 2022…
https://www.dokuz8haber.net/kanal-istanbuldaki-bazi-arsalara-15-kat-imar-izni-verildigi-ortaya-cikti
[25] Dilan Ayırkan, “Kanal İstanbul Planında Bölgelere Farklı Kat İmar İzinleri Verildi”, Cumhuriyet, 11 Şubat 2022, s.3.
[26] “Murat Ağırel, Kanal İstanbul’dan Arazi Satın Alanları Listeledi”, 6 Nisan 2021…
https://halktv.com.tr/gundem/murat-agirel-kanal-istanbuldan-arazi-satin-alanlari-isim-isim-listeledi-453212h
[27] İsmail Arı, “TOKİ Kaçak İnşaat Yapıyor”, Birgün, 15 Mayıs 2025, s.9.
[28] Çiğdem Toker, “Kanal İstanbul Manzaralı Konutları Kimler Alacak”, Sözcü, 31 Ocak 2022, s.8.
[29] İsmail Arı, “Kanal Manzaralı Konut Projesi”, Birgün, 16 Mart 2022, s.3.
[30] İsmail Arı, “Kanal İstanbul Müteahhiti THY”, Birgün, 28 Nisan 2023, s.3.
[31] “Kanal İstanbul’da Hukuk da Yok!”, Birgün, 7 Ocak 2024, s.2.
[32] “TEMA Vakfı’nın Kanal İstanbul İçin Açtığı Dava Reddedildi”, Birgün, 2 Şubat 2024, s.16.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
