Temel Demirer
Yazarın Tüm İçerikleri
ÇOĞUNLUK, DEĞİŞİM, DEVRİM[*] (TEMEL DEMİRER)
Yani Angela Davis’in, “Sadece aptallar hayatını parayla değişir”; Gilles Deleuze’ün, “Çoğunluk hiç kimsedir, azınlık herkestir”; Aurelius Augustinus’un, “Herkes yapıyor olsa bile yanlış, yanlıştır”; George Berkeley’in, “Dünyada ki aptalların sayısı, akıllılarınkinden fazladır”; Carl Gustav Jung’un, “Düşünmek zor bir sanattır. Bu sebeple çoğunluk sürüyü takip eder”; Hannah Arendt’in, “İnsanların sonuçları düşünmeksizin çoğunluk görüşüne itaati insanın basitliğidir”; Eugene V. Debs’in, “Tarihte büyük değişiklikler meydana geldiğinde, büyük ilkeler söz konusu olduğunda, kural olarak çoğunluk yanlıştır”; Henrik Ibsen’in, “Gerçeğin çoğunluk tekeline bağlı olduğu yalanına karşı devrim yapmaya kararlıyım!,” diye tarif ettikleri...
EMPERYALİST ABD/ SİYONİST İSRAİL İLE MOLLARŞİ VE İRAN HALKLARI[*] (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)
ABD/İsrail ile Mollarşi’nin İranı’nın savaşı, uluslararası sisteminde emperyalist rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Kaldı ki mesele bir savaşın ötesinde, sürdürülemez kapitalizmin organik krizi ile hegemonya dalaşının da yansımasıdır.
VAZGEÇMEDEN MAHİR’CE YAŞAMAK[*] (TEMEL DEMİRER)
Sürdürülemez kapitalist düzenin yarattığı kriz, savaş ve yıkım karşısında Mahir’ce yaşamak; cesaretin, adanmışlığın ve devrimci kararlılığın ifadesidir. ‘68-’72 kuşağının mücadelesi, yenilgi değil geleceğe bırakılan bir direniş mirasıdır. Kızıldere’de somutlaşan bu duruş, eşitlik ve özgürlük arayışının sürekliliğini simgeler. Bugün de insan(lık) için çıkış yolu, korkuya teslim olmadan hakikat ve mücadele safında yer almaktan geçer.
TARİH = SAVAŞ + BARIŞ (TEMEL DEMİRER)
Tarih, egemenlerin yazdığı bir anlatıdan ibaret değil, ezilenlerin bitmeyen mücadelesinin izlerini taşır. Savaşlar, kapitalist düzenin yarattığı yıkımın ve sömürünün sonucudur; barış ise ancak bu düzenin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. İnsanlık, ya savaşların sürüklediği karanlığa boyun eğecek ya da eşitlik ve özgürlük uğruna mücadeleyi büyüterek gerçek barışı kuracaktır.
YALAN(LAR), YANILSAMA(LAR) VE GERÇEK(LİK) YA DA “SÜREÇ”E DAİR[*] (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER )
Kürt meselesinde “barış” adı altında yürütülen süreçler, gerçek bir çözüm değil; inkâr ve kontrolün yeniden üretimidir. Entegrasyon söylemi eşitliği değil, asimilasyonu gizler. Gerçek çözüm, halkların özne olduğu, ulusal ve sınıfsal hakların tanındığı bir mücadeleyle mümkündür. Egemenlerin barışı, ezilenlerin suskunluğu değildir; özgürlük, ancak eşitlik ve örgütlü direnişle kazanılır.
