YENİ PARTİ GERÇEKTEN DE YENİ Mİ? NE YAPMALI? (Fikri Günay)
Şimdilik “bekleyip göreceğiz” diyelim; ihtiyatı elden bırakmamak için. Zira gerçekten de politikada belirsizlik had safhada.
Günümüzde ülkeler özelindeki siyasal, sosyal ve ekonomik bunalımlar, kapitalist sistemin sürekli ve genel bunalımından bağımsız değildir.
Bugün kapitalist sistemin içinde bulunduğu bunalımın ne zaman ve nerede başladığının bence pek önemi yok. Çünkü kapitalizm bunalımsız olamaz ve olmamıştır. 17. yüzyıldan beri sahnede olan kapitalist sistem, sınıflı toplumların tüm olumsuzluklarının nüvelerini de bünyesinde taşıyarak tam bir Leviathan’a (canavara) dönüşmüştür. Kapitalist sistemin elindeki en tehlikeli canavar da ulus-devlettir.
Dünya genelinde süreklilik gösteren kapitalist sistemin bunalımı, bugün Ortadoğu’da görünür hâle gelmiştir.
İşte bir Ortadoğu ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğundan beri kendi iç sorunlarından ve dünyanın sürekli ve genel bunalımından dolayı, her dönemin iktidarları tarafından dillendirilen “demokrasi” hedefine bir arpa boyu kadar bile varamamıştır.
Bu koşullar içinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu partisi olan CHP, ilk kez, en azından isim olarak tarihe karışma ile yüz yüze gelmiş ve “Yeni Parti” diyerek, genç bir kadronun öncülüğünde arayışa çıkmıştır.
Ortadoğu yangın yerine çevrildi. Ukrayna bile İran-ABD-İsrail savaşına dâhil oldu. Savaş yayılıyor ve hemen her ülke savaşın içine çekilip taraf olmaya zorlanıyor.
ABD ve İsrail çizgisi dayatılıyor.
Ankara ise giderek bir yere sürükleniyor. İç politikadaki her gelişme bundan bağımsız değil. İran konusu, “Kürt sorununda şiddet ve savaş sarmalından çıkışı” dayatırken, aynı zamanda muhalefeti ezme, tasfiye etme ve sindirme hesabıyla paralel bir biçimde sürüyor.
CHP’de yaşanan karmaşa, yüzeyde iç hesaplaşmalar, kişisel hırslar ve örgütsel çözülmeler olarak sunulsa da aslında iktidarın ve güç odaklarının hesabıyla ilintilidir. Gelişmeler, muhalefeti bölüp parçalama, etkisiz kılma ve kendi ömrünü uzatma sanatının ustaca bir tezahürüdür.
Erdoğan’ın “bizim dışımızda cereyan ediyor” söylemi ise gerçeği izah etmekten uzaktır.
CHP’ye kayyım atanmasıyla ifrata vardırılan süreç devam ediyor. Bu hamle, eşi benzeri az bulunur bir manevradır. Erdoğan ve ekibinin muhalefeti alt etmedeki yeteneği, dünyanın en değme burjuva politikacılarına taş çıkartacak düzeydedir ve burada da icra ediliyor.
Trump’ın bile “hileli seçimleri en iyi o bilir” mealindeki iç geçirişi, bu yeteneğin uluslararası bir itirafı gibidir.
Muhalefet direniyor gibi
19 Mart darbesiyle İmamoğlu’nun gözaltına alınması, diplomasının iptal edilmesi, adaylığının boşa düşürülmesi ve CHP’li belediyelere “ya rozet ya kelepçe” dayatılması, tarihin mide bulandırıcı bir sayfasını açmıştır.
CHP kitlesinin dışında gençliğin de 19 Mart Saraçhane eylemiyle başlayan ve yüzlerce merkezde yüz binleri seferber eden direnişi, iktidara teslim olmamıştır.
Direnenler, labirentin içinde olduklarını unutmamalı.
Sol sosyalistlerden Kürt demokratik hareketine, hatta toplumun sağ ve muhafazakâr kesimlerine kadar uzanan destek, bu direnişin potansiyelini göstermiştir.
Toplum, yargının manevralarını ve yerel yönetimlerin gaspını görmektedir. İktidarın baskısı, karşıtını doğurdu demek abartı olmaz.
Yeni bir toplumsal hareketin doğuşudur söz konusu olan. Ancak şimdi asıl mesele, CHP’den kopan Özgür Özel hareketinin “Yeni Parti” adıyla ortaya koyduğu oluşumdur.
“Yeni” ismi dilde yapışkan bir metafor olsa da asıl soru, geçmişin bagajıyla yüzleşip yüzleşemeyeceğidir.
Zira CHP’nin emek, Kürt, Alevi ve inanç sorunlarındaki tarihsel yükü ağırdır. “Öz CHP biziz” nostaljisine sığınmak yerine, dönemin ruhunu yakalayan, eleştiri ve özeleştiriyle yol açan bir hareket gerekir.
Bu başarılacak mı? Göreceğiz.
Yeni Parti’nin bazı sol partilerle diyalog kurması ve gelecek tasavvurunda bulunması umut vericidir. Ancak Kürt demokratik hareketini dışarıda tutan, onu dolaylı olarak kategorize eden anlayışlar, ortak mücadeleyi sakatlar.
Programda Kürt sorununa değinmeler olsa da tarihsel muhasebe, yüzleşme ve gerçek bir sosyal demokrat kimlik henüz netleşmiş değildir.
Özcesi, oyun içinde oyun işletiliyor… Ancak direniş, karşı manevra ve hamleler tüketilemiyor.
Kürt sorunundaki gelişmeleri bu kapsamda değerlendirmek gerek. Ortak hedefte odaklaşmak gerek. Türkiye, ekonomik, siyasi, kültürel ve çoklu baskı cenderesinden kurtulmalıdır.
Yeni Parti, bu tarihsel süreçte önemli bir misyon üstlenebilir: Ancak Kürt demokratik güçleri, sosyalistler, ezilen halklar, kadınlar ve gençlerle kapsayıcı bir mücadele cephesi örerek…
Bu da ancak eleştirel bilinç, cesur yüzleşme ve birleşik, ortak direnişle mümkündür. Aksi hâlde labirent derinleşir ve çıkış bir başka bahara kalır.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
