"Ülke" Kategorisi
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTÜ (Rıza Aydın)
Demokratik kitle örgütleri; programı, tüzüğü, üyelik koşulları ve yönetimi belli olan, toplumun örgütlü iradesini temsil eden yapılardır. Meslek odaları, sendikalar ve dernekler bu niteliği taşır. Tarikat örgütlenmeleri ya da mafyatik yapılarla aynı statüde görülmeleri yanlıştır. “Sivil toplum kuruluşu” kavramı altında hepsini eşitlemek, demokratik örgütlerin anlamını zayıflatır. Bu nedenle demokratik kitle örgütleri ile antidemokratik yapılar arasındaki farkı açık biçimde görmek gerekir.
Tarihi ile yüzleşmeyen toplumu ne bekliyor? (Celalettin Can)
Emevi’den Osmanlı’ya, Dersim’den 12 Eylül’e uzanan zulümle yüzleşmeden adalet olmaz. Darbelerle, mezhepçi devlet aklıyla, baskıyla hesaplaşmadan demokrasi kurulamaz. Suç yalnız tek adamda değil; susanlarda, ortak olanlarda. Hakikatle yüzleşmeden özgürlük gelmez.
YOLUN ONTOLOJİSİ VE MODERN TANINMA REJİMİ: ALEVİLİKTE KİMLİK, SINIR VE ÖZERKLİK (Haydar Avşar)
Alevilik bir kimlik değil, ontolojik bir varoluş biçimidir. Modern tanınma rejimi toplulukları kategorilere indirger, sabitler ve temsil talep eder; oysa yol ontolojisi süreçsel, ilişkisel ve rıza temellidir. Tanınma hukuki görünürlük sağlasa da ontolojik alanı daraltabilir. Özerklik, alan ayrımı ve ontolojik süreklilik, kimliği araç olarak korumanın temel stratejisidir.
DEMOKRASİ (Devrim) MÜCADELESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (Fikri Günay)
“Türkiye Devrimci Hareketi, 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana yenilgilerden ders çıkarıp devrimci mücadeleyi yükseltemedi. Öncülerini kaybeden hareket, yeni kuşaklara umut yaratmakta zorlandı. Kapitalist-emperyalist sistem ve faşist yönetimler eleştirilmezken, kitlelerin bilinçlenmesi ve devrimci kadroların deneyim kazanması öncül örgütlenmeler olmadan mümkün olmuyor.”
31 yıldır soruyoruz: Murat Yıldız nerede? (Celalettin Can)
“Zorla kaybetme yalnızca bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması değil; inkâr ve cezasızlıkla sürdürülen ağır bir insan hakkı ihlalidir. Murat Yıldız’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin süreç, hakikat ve adalet yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Yetkililer zaman aşımına sığınmadan etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütmelidir.”
Hızır etiği; yeryüzünde cennet kurma felsefesi (Zeliha Altuntaş)
Hızır etiği ilahi bir kurtarıcı beklentisini aşarak insanın insana yönelttiği etik sorumluluğu merkeze alan bir dayanışma felsefesi olarak okunmalıdır; bu felsefe kapitalist yabancılaşmaya karşı ilişkisel ontolojiyi, yapısal şiddete karşı pozitif barışı ve nekropolitik tahakküme karşı yaşamın savunusunu içerir.
