Atak Menü

*İŞ İŞTEN GEÇMEDEN* (Muhammed Aybars Akdoğan)

*İŞ İŞTEN GEÇMEDEN* (Muhammed Aybars Akdoğan)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
06 Haziran 2026, 11:45 | Yazar: Muhammed Aybars Akdoğan | Kategori: Ülke
*İŞ İŞTEN GEÇMEDEN* (Muhammed Aybars Akdoğan)

_Paravan Eylemler, Sandık Masalları ve Gasp Edilen Millet Egemenliği Karşısında Milli Bir Meclis’in Zorunluluğu Üzerine..._


Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun başından beri görevli olduğu düşünülüyor ve söyleniyorsa eğer, yıllar boyunca Kemal Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu olan Özgür Özel’in de görevli olma ihtimalini göz ardı etmemek, akıl ve vicdan sahibi her yurttaşın sorumluluğudur.


Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptıkları (Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı, mühürsüz anayasa değişikliğinin ve Tayyip Erdoğan’ın 3. kez aday olmasının kabulü, Sadullah Ergin’in adaylığı vb.) *iş işten geçtikten sonra* sıralanıp sayılıyorsa eğer, Özgür Özel’in yaptıkları *tam şu an, iş işten geçmeden* sıralanıp sayılmalıdır.


Unutulmamalıdır ki, geçmişte Kılıçdaroğlu’nun yanlışlarını dile getirenler; Adalet Yürüyüşü, TÜİK ya da SADAT ‘baskınları’ gibi göz boyayıcı eylemler öne sürülerek bastırılmaya çalışılıyordu. Bu paravan eylemler, yapısal yanlışlara karşı çıkanları susturmanın ve sorgulayan akılları _"Muhalefete zarar veriyorsunuz."_ algısıyla sindirmenin konforlu birer aparatı haline getirilmişti. *Dün Adalet Yürüyüşü’nü kalkan yapanların yerini, bugün 19 Mart Halk Hareketi’ni bastırıp 100’ün üzerinde miting yaparak iktidara can suyu veren siyaset modelini savunanlar almıştır.*


Elbette Kemal Kılıçdaroğlu için dahi görevli olduğunu kanıtlamanın herhangi bir yolu yoktur. Öyleyse bu ihtimali test etmenin yöntemi, Kemal Kılıçdaroğlu için iş işten geçtikten sonra yapıldığı gibi, ortaya konan söz ve eylemlerin doğruluğunu, tutarlılığını ve en önemlisi halkın gerçek yararına olup olmadığını tahlil etmektir.
 

Ülke iktidar ve bazı şirketler tarafından yağmalanadururken bir genel grev, akaryakıt boykotu vb. örgütlemeyen, üstüne üstlük bir halk hareketini bastıran Özgür Özel’in bugün Meclis’e yürümesi veya maden işçilerinin eylemine destek olması, geride kalan üç yılda yapageldikleri değerlendirildiğinde ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun paravan eylemlerinin bir örneği olarak kabul edilebilir.
 

Eğer iş işten geçtikten sonra Kemal Kılıçdaroğlu’na “Hain” diyenler geçmişte bu yanlışları ortaya koyanları susturmak için çabaladılarsa, elbette ki bütün o ihanetlerin ortağı olmuşlardır. Benzer şekilde bugün Özgür Özel’in yanlışlarını (Kurultay’da namus ve şeref üzerine verilen ön seçim sözünün tutulmaması ve bunun sonucunda yerel seçimde Lütfü Savaş gibi yanlış kişilerin aday yapılması, Meclis’te Tayyip Erdoğan karşısında ayağa kalkılması, Tayyip Erdoğan’ın 4. kez aday olması çağrıları, sözde açılım sürecine destek olma vb.) ortaya koyanları susturmak için çabalayanlar da bu yanlışların ortağıdırlar.
 

Memlekete ihanet edilirken susanlar ve susturanlar, ucu ancak kendi kliklerine veya partilerine dokunduğunda feryat ediyorlarsa eğer, yurtsever mi yoksa partizan mı olduklarını da mutlaka ama mutlaka sorgulamalıdırlar.
 

Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıda yer verdiğim sözü ışığında, bugün CHP tabanına dilinden Atatürk’ü düşürmeyen ama eylemleriyle Atatürk’ün devrimci ve sorgulayıcı ruhuyla zerre alakası olmayan kişilerin -çoğunluk olmasalar da- egemen olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum:
 

_“Herhalde millet, hükümetin gözcüsü olmak gerekir. Çünkü hükümetlerin yaptığı işler olumsuz olup da millet itiraz etmez ve düşürmezse, bütün kusur ve suçlara katılmış demektir.”_
 

Söz konusu azınlık egemenliğinin sebebi, CHP yönetiminin -*bir aparat olarak kullandığı basın* aracılığıyla- taban üzerinde kurduğu tahakkümdür.
 

Bugün millet egemenliği gayrimeşru bir iktidar tarafından gasp edilmişken, memleketin sorunu ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel ne de CHP’dir. Ülkede bağımsız ve tarafsız bir yargı varmış gibi yargı kararları üzerinden ‘hukuki’ tartışmalar yürütüp ‘çözümler’ önermek de adil ve meşru bir seçim ortamı varmış ve de olacakmış gibi sandık talep etmek de en hafif tabirle aymazlıktır.
 

Bugün tüm yurtseverler, gayrimeşru iktidarı iktidardan uzaklaştırarak egemenliği tekrar gerçek sahibi olan millete kazandıracak bir halk hareketinin inşası ve bu hareketi yönetecek bir Milli Meclis’in kurulması için kafa yormalı ve mücadele etmelidir.

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!