Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın Sözcüsü mü? (Fikri Günay)
Ne zaman ağzını açsa siyaset gündemi değişiyor.
Cumhur İttifakı adına bu kez gerçekten de gündemi değiştirmekten öte, Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrünün “yol haritasını” gösterdi.
MHP’nin yayın organı Türk Günü gazetesinde, bugüne değin yapılanlara kısaca değindikten sonra, “Ancak yapılanların ve söylemlerin karşılıklı anlam kazanması noktasında bir iletişim eksikliği yaşandığı görülmektedir” diyor ve ekliyor: “Gerekli mekanizmaları harekete geçirmek amacıyla yeni bir aşama için bir yol haritası gereklidir.”
Böylece Cumhur İttifakı, bugüne kadar başta CHP olmak üzere tüm hedeflerine yönelik saldırı taktiğinde değişikliğe gidiyor.
Fakat Bahçeli, bu “yol haritası” ile bir buçuk senedir birinci gündem maddesi olan “barış süreci”nin kendi hedefleri doğrultusunda ilerlemesi için önerdiği Öcalan’ın “Siyasallaşma Koordinatörlüğü”nün de genel çerçevesini çizmiş oluyor.
Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” ve “statü” gibi cesur çıkışlarının da son iki gündür değişen bu saldırı stratejisini belli bir aşamaya taşımak için yapıldığı oldukça açık.
Bahçeli’nin bu “cesur” çıkışlarıyla, sanki Erdoğan’dan ayrı düşünüyor görüntüsü yaratılarak hem muhalefetin hem de geniş kitlelerin dikkatinin dağıtılmak istendiği de açığa çıkmış oldu.
Bana göre bu faşist saldırıların amacı, yürürlükte olan mevcut yasaları bile tanımayarak Cumhur İttifakı’nın — bilhassa Erdoğan’ın — siyasi ömrünü uzatmak ve Kürt ulusal hareketinin önderliğini geri dönülmez biçimde tasfiye etmektir.
Bahçeli’nin bugüne kadarki “cesur” çıkışlarının hiçbiri bu sınırların bir adım ötesine geçmediği gibi, son açıkladığı “yol haritası” da aslında bu sınırları daha görünür hâle getiriyor.
TBMM Başkanı’nın onayıyla, her partiden teamüllere göre belirlenecek sayıda milletvekilinin yer alacağı bir Takip Komisyonu’nun ve ayrıca bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; MİT ve çeşitli bakanlıklardan temsilcilerin de bulunacağı bir “Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik Komisyonu”nun kurulmasını öneriyor.
Burada özellikle Meclis için önerilen “izleme komisyonu”nun görevinin; esas olarak Meclis’i oyalamak, Kürt halkının seçimlere kadar beklentilerini canlı tutmak ve bu süreç üzerinden muhalefeti mümkün olduğunca karşı karşıya getirerek siyasi tasfiye operasyonlarını sürdürmek gibi saray rejiminin “iç cephe” ihtiyaçlarına yanıt vermek olduğu tahmin etmek zor değil.
Erdoğan ve AKP’nin geçmiş “çözüm süreci”nde yaşadığı güç kaybı ve demokratik muhalefetin güç kazanması dikkate alındığında, yol haritası kapsamında atılması planlanan adımlar konusunda daha temkinli ve “kontrollü” davranıldığı söylenebilir.
Ancak süreç ve hedefleri konusunda iktidar bloku içinde bir anlaşmazlık bulunmadığı gibi, Erdoğan da her fırsatta “sürecin olması gerektiği gibi ilerlediğini” ve “Terörsüz Türkiye hedefinin fikrî ve siyasi müşterek karargâhının Cumhur İttifakı olduğunu” dile getiriyor.
Bahçeli’nin son yol haritası bize bir kez daha gösteriyor ki, başlatılan süreç Kürt sorununun çözümü ya da demokratikleşme süreci değildir. Süreçte Öcalan’a biçilen rol ve “statü” de Kürt silahlı güçlerinin tasfiyesiyle sınırlı tutulmaktadır.
Saray rejimi ve Cumhur İttifakı, bu süreç üzerinden bölgede kendisine yönelmesi muhtemel tehditleri bertaraf ederek ABD emperyalizmiyle uyum içinde kendi yayılmacı hedeflerini sürdürmek; içeride ise muhalefeti baskılayarak rejimi tahkim etmek istemektedir.
Bahçeli’nin yol haritası, saray rejimi ile kader birliği yapan tekelci burjuva gericiliğinin çıkarları etrafında şekillenen bir “milli birlik” anlayışına çıkmaktadır.
İktidar blokunun amacı oldukça açık. Peki ya muhalefet blokunun?
Son birkaç gündür ortaya çıkan muhalefet tablosunda; CHP’nin etrafında fiili olarak konumlanan, radikal sol olarak bilinen Türkiye solu ile milliyetçi sağ ve muhafazakâr sağ partiler görünürde yer almaktadır. Ancak bunların belirleyici bir güç olması mümkün görünmediği gibi, özellikle sağdan gelecek desteğe güvenmek de gerçekçi değildir.
Belirleyici ittifak gücü ise bana göre KÖH’ün bilinçli, örgütlü ve siyasal kitlesel gücüdür.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
