Atak Menü

Bütün Yurtseverlere Bütünleşik Mücadele İçin Partilerüstü Bir Meclis Çağrısı (Muhammed Aybars Akdoğan)

Bütün Yurtseverlere Bütünleşik Mücadele İçin Partilerü…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
12 Temmuz 2026, 16:15 | Yazar: Muhammed Aybars Akdoğan | Kategori: Ülke
Bütün Yurtseverlere Bütünleşik Mücadele İçin Partilerüstü Bir Meclis Çağrısı (Muhammed Aybars Akdoğan)

 

Sistem İçi Arayışlar Karşısında Çözüm, Partilerüstü Bir Kurucu Meclistir.

 

Özgür Özel, 31 Mart seçim sonuçlarına ve sonrasındaki kamuoyu araştırmalarına dayanarak, CHP’nin Türkiye’nin birinci partisi olduğunu sıklıkla dile getirmektedir.

 

5 Temmuz tarihinde kamuoyuna yansıyan bir anket sonucu ise Özgür Özel ve ekibinin yeni bir parti kurması halinde, kurulacak partinin yüzde 33,8 oyla AKP’nin 6,8 puan önünde birinci parti olacağını söylüyor. [1]

 

Özgür Özel, 22 Mayıs akşamı CHP Genel Merkezi önünde yaptığı konuşmada, kalabalıktan yükselen “Genel grev, genel direniş.” sloganlarına şu sözlerle karşılık vermişti:

 

“Gençler sesleniyor ‘Genel grev, genel direniş.’ diye. Bunu hep birlikte başarmak için bizim önce çok olmamız, birlikte olmamız, sesimizi yükseltmemiz, eğer bu kalabalıklardan anlamıyorlarsa gerekirse hayatı durdurmamız ama mücadele etmemiz gerekiyor.”

 

Türkiye’nin birinci partisi olma iddiasını taşıyan Özgür Özel’in bu sözleri, genel grev ve genel direniş için üç temel şart öne sürmektedir: Çok olmak, birlikte olmak ve sesimizi yükseltmemiz sonucunda iktidarın bu kalabalıklardan anlamaması.

 

1. Şart: “Çok Olmak”

 

31 Mart seçim sonuçları, Özgür Özel’in birinci parti olma söylemi ve 5 Temmuz tarihli anket sonuçları, Özgür Özel’in işaret ettiği (…) önce çok olmamız gerekiyor.” şartının yerine gelmiş olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

Kaldı ki; haksızlıklara karşı ses çıkarmak ve eylemli bir şekilde direnmek için birinci parti veya çoğunluk olmayı beklemek gerekmez.

 

İkinci şarta geçmeden önce Özgür Özel’in genel grev ve genel direnişin meşruiyet sınırı olarak öne sürdüğü üçüncü şartın varlığını ortaya koyalım.

 

3. Şart: “Yurttaşların seslerini yükseltmesi ve iktidarın bu tepkilerden, bu kalabalıklardan ‘anlamadığının’ görülmesi”

 

Mevcut iktidarın, hiçbir meşru toplumsal talebi ve kalabalığı ciddiye almadığı, bunları yok saydığı ve hatta şiddetle bastırdığı herkes tarafından bilinmektedir. Diğer barışçıl yolların iktidar eliyle tıkandığı mevcut şartlarda, “hayatı durdurma” aşamasının meşru zemini de tam anlamıyla mevcuttur.

 

2. Şart: “Birlikte Olmak”

 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun 27 Haziran’daki Bayrak Mitingi’nde dile getirdiği, “Sahte kavgaları ve suni krizleri bir kenara bırakıyor, ‘Bütünleşik Muhalefet’ anlayışını savunuyoruz.” sözleri, ikinci şartın milliyetçi kesimdeki en net yankılarından biridir. Bu yankı; farklı siyasi görüşteki partilerden, gruplardan ve toplumun tüm kesimlerinden yükselmektedir. Kötü gidişata ve toplum üzerinde izlenegelen böl ve yönet politikasına karşı bütünleşik mücadele talebi birçok yurttaşın ortak arzusudur.

 

Şahsi hırslar ve dar parti hesapları bir kenara bırakıldığında yan yana gelmenin ve dolayısıyla birlikte olma şartının önünde bir engel olmadığı açıktır.

 

Partilerüstü Meclis ve Tarihsel Sorumluluk

 

Kötü gidişata “Dur!” diyecek bu birliktelik, ancak toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği ve farklı görüşlerin özgürce çarpıştığı partilerüstü bir meclisin oluşturulması ile sağlanabilir.

 

Genel grev ve genel direniş, ancak böyle bir meclisin iradesiyle hayat bulabileceği gibi, Özgür Özel’in şu sözlerinde ifade bulan birleşik mücadelenin meşru zemini de ancak böyle bir meclis olabilir:

 

“Ana muhalefet partisi genel başkanı olarak değil, muhalefetin her bir bileşenini üyesine, sayısına, oyuna bakmadan kıymetli görerek ve ortak gelecek için birleşik mücadeleyi önemseyerek, en sağından en soluna kadar ama halk için millet için mücadele eden herkesi kucaklayarak; kimseye abilik, patronluk taslamadan omuz omuza bir mücadele için…”

 

Bugün, büyük bir halk desteğiyle birlikte 1.879.973 üyeli ve 81 ilde örgütlü bir siyasi partiye *fiilen* hakim olan Özgür Özel ve ekibi, mutlak butlan kararı karşısında gayrimeşru ve adaletsiz seçimlere katılabilmenin yollarını aramak yerine, *sahip olduğu bütün gücü ve olanakları*, halkın meşru direnme hakkını kullanmasına önderlik edecek partilerüstü bir meclisin kurulması çalışmalarına ve bu yöndeki diğer arayışlarla bir araya gelmenin yollarını bulmaya yöneltmelidir.

 

NATO karşıtlığını siyasi savunularının merkezine alan çevrelerle, Özgür Özel’in NATO’ya selamlar gönderen açıklamalarda bulunduğu siyasi çizgisinin aynı meclis çatısı altında bir araya gelmesi güç görünebilir. Ancak, NATO tartışmaları dahil olmak üzere memleket ile ilgili her türlü tartışma, halkın iradesini temsil eden böyle bir meclis çatısı altında pekala yürütülebilir ve karara bağlanabilir. Unutulmamalıdır ki; 23 Nisan 1920’de kurulan ve ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Büyük Millet Meclisi’nde saltanat taraftarları da milli egemenlik taraftarları da mevcuttu.

 

Gücünü ve meşruiyetini dışarıdan değil halktan alan bir meclisten, sonuç olarak halkın yararına olan kararları alması beklenir. Yeter ki, söz konusu kararları alma ve uygulama irade ve kudretine sahip böyle bir meclis var olsun!

 

Bugün, tüm yurtsever partilerin, örgütlerin ve yurttaşların kurucu bir iradeyle oluşacak böyle bir meclis talebini büyütmeleri ve bu meclisin oluşturulması için kamuoyunda güçlü bir toplumsal baskı oluşturmaları tarihsel bir sorumluluktur.


11 Temmuz 2026

 

[1] https://www.sozcu.com.tr/ozgur-ozel-in-masasina-dun-bu-anket-konuldu-p333874

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!