Atak Menü

MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI (Mehmet Güzel)

MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI (Mehmet Güzel)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
09 Ağustos 2026, 13:56 | Yazar: Mehmet Güzel | Kategori: Ortadoğu
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI (Mehmet Güzel)

 

7 Ağustos 2026 tarihinde Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan bir pakta imza atıldı. Bu pakta da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” adı verildi. 

 

Kutsallık perdesi 

 

Paktın Mekke’de imzalanmasının simgesel bir anlamı olduğu kuşkusuzdur. Burada amaç, Mekke şehrinin İslam dini açısından taşıdığı kutsallıktan yola çıkarak bu anlaşmaya kutsallık atfetmektir. Belki de bu işin algı yöneticileri, bu paktı sanki İsrail’e karşı oluşturuluyormuş gibi göstererek esas amacı gizlemek amacıyla bu yola başvurmuş olabilirler. Ama bu dini algı çabası bir başka gerçeği de açığa vuruyor aslında; bir dostumun ifadesiyle, “Ebu Bekir, Osman ve Ömer’in Hz. Ali’ye karşı ittifakı” şeklinde yansıyan bir algı! Bu da bu ittifakla İran’ın hedefe konulduğunun ne kadar bariz ve açık seçik olduğunu gösteriyor. 

 

Bu pakt aslında geçen yıl, 17 Eylül 2025 tarihinde Riyad’da imzalanan bir anlaşmayla Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulmuştu. Şimdi ise Türkiye’nin katılımıyla bu pakt üçlü olarak genişletilmiş oldu. 

 

NATO’nun 5. maddesinin gölgesinde 

 

Bu paktın en önemli maddesi, “bir ülkeye yapılan saldırının paktın üyesi ülkelere yapılmış sayılacağı” maddesidir ki, bu madde NATO’nun 5. maddesinin bir kopyası niteliğindedir. Bu madde ile elbette bütün üye devletler kendilerine bir güvence sağlama amacındadırlar. Ama en yakın olasılık olarak, bu pakt ile şu anda ABD ve müttefikleri tarafından saldırı altında ve sıcak savaş içerisinde olan İran’ın hedefe alındığı gerçeği kabak gibi ortadadır. 

 

ABD’nin İran ve müttefiklerine karşı saldırılarında aktif saldırgan rol oynayan Suudi Arabistan, İran ve Yemen tarafından karşı saldırılara maruz kalıyor. Ve buna karşı ABD, Suudi Arabistan’a koruma sağlayamıyor. Hatta ABD, İran’a karşı saldırılarda topraklarını kullandığı Körfez ülkelerinin hiçbirine “koruma” sağlayamıyor. Değil o ülkeleri, kendi askeri üslerini bile koruyamıyor. 

 

Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Ürdün ve Irak’taki bütün askeri üsler İran tarafından yerle bir edildi, bu üsler boşaltılmak zorunda kaldı. Aptalca bir politika ile bu saldırılara payandalık eden, ABD ile Irak’taki Haşdi Şabi güçlerine ortak saldırı düzenleyen, Yemen’e abluka uygulayıp saldırılar düzenleyen Suudi Arabistan, bir yandan İran’ın, diğer taraftan Yemen’in karşı saldırılarını paratoner gibi üzerine çekmiş oluyor. 

 

Hem ABD tarafından korunamadığı açık hem de rahat durmayıp ABD ile birlikte İran’ın çıkarlarına karşı saldırılara girişerek arı kovanına çomak sokuyor. Ondan sonra “çıplak ayaklı” Yemen Direniş güçleri ve İran tarafından karşı saldırılara maruz kalınca “yandım anam” diye feryat figan ederek sığınacağı bir kucak arıyor. 

 

Ankara Zirvesi’nin devamı 

 

Bu paktın Türkiye ile genişletilmesinin Ankara’da yapılan NATO 36. Zirvesi ile yakın ilgisi vardır. NATO’nun Ankara Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde İran’ın da hedefe konulmuş olması, Türkiye’ye tehlikeli misyonlar yüklüyordu. Zirve’nin sonuçlarını değerlendirdiğim bir makalemde, o tarihte bunu şu satırlarla ifade etmiştim: 

 

“NATO Zirvesi’nin sonuç bildirgesine belirsiz de olsa İran karşıtı bir kararın eklenmiş olması önemli bir karardır ve küçümsenemez. Bu karar, NATO’nun yeni süreçteki mevzilenmesinde İran’ın açık bir şekilde hedef haline getirileceğinin de göstergesidir. Bu karar, Polonya’da ve Türkiye’de yeni karargahların ve orduların oluşturulması somut kararlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Polonya ve İstanbul’da oluşturulacak karargahlar ve ordular Rusya’ya karşı Karadeniz’de egemenlik kurmayı hedefliyor. Adana’da oluşturulması kararlaştırılan karargâh ve ordu ise Kafkasya, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve İran’a karşı bir konumlanmayı amaçlıyor.” (https://atakdergi.com/haber/natoya-sadik-ulke-turkiye-mehmet-guzel/)

 

NATO Zirvesi kararlarının mürekkebi bile kurumamışken Türkiye’nin bu pakta katılması ve kendini İran’a karşı mevzilendirmiş olması, Türkiye’nin NATO’ya sadakatinin ölçüsünü de gösteriyor. 

 

“Savunma” maskesi 

 

Gerek Türkiye’nin gerekse bu paktın diğer iki ortağının “bu pakt hiçbir devlete karşı oluşturulmamıştır, tamamen savunma amaçlıdır” diye iddia etmeleri ve “İslam” sosu ile sanki İsrail’e karşı savunma amaçlıymış gibi gösterme çabaları boşunadır ve esas amacı gizlemeye yetmiyor. 

 

Bu paktın, yakın zaman içinde Suudi Arabistan’ın “korunması” maskesi altında İran ve müttefiklerine karşı oluşturulmuş olduğu açıktır. NATO ve ABD bu yolla İran’a karşı savaşı bölge geneline yayarak genişletmek istiyor. Ukrayna’da yaptıkları gibi savaşı geniş bir zamana ve geniş bir coğrafyaya yayarak İran’ı uzun vadede yıpratmayı ve tüketmeyi hedefliyorlar. NATO ve ABD’nin sadık devleti olan Türkiye, Ankara Zirvesi’nde üstlenmiş olduğu misyon gereği bu göreve balıklama atlamış oldu. 

 

Saflar netleşiyor 

 

Uzun vadede ise, şu anda dozu seyreltilmiş ve özgün koşullarda lokal halde devam eden Üçüncü Dünya Savaşı’nın küresel hale gelmesi olasılığına karşı saflar netleşiyor. Bölgenin askeri güçleri mevzi almış oluyor. Bu pakt da böylesi bir mevzilenmeye işaret ediyor. 

 

Savunma değil, saldırganlık paktı 

 

Her halükârda “Mekke Paktı” bir savunma değil, saldırganlık paktıdır. Kışkırtıcı bir adımdır. Provokasyonlarla Ortadoğu’da yanan ateşi bölgenin bütününe yayma potansiyeli taşıyor. Bu haliyle paktın üyesi bütün ülkeleri ve özellikle de Türkiye’yi cehennem ateşine atma risklerini ciddi şekilde barındırıyor. 

 

İran karşısında darmadağın olan ABD ve İsrail’in, devreye bölge ülkeleri olan Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’yi maşa olarak sokmakta olduğuna tanık oluyoruz. Bu gidişat, bu paktın üyesi olan ülkelerin de bütün Ortadoğu halklarının da çıkarlarının aleyhinedir. 

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!