Ahmet Daşkapan
Politik Aktivist
Yazarın Tüm İçerikleri
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (Ahmet Daşkapan)
Yirmi birinci yüzyıl, sosyalist teoriyi yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bugün sosyalizm sorusu, yirminci yüzyıla duyulan bir özlemden doğmuyor. Kapitalizmin kendi gelişimi, bu soruyu tekrar tekrar önümüze koyuyor. Çünkü bu düzen, her dönemde yeniden eşitsizlik üretiyor, savaşları büyütüyor, doğayı tahrip ediyor, yaşamı güvencesizleştiriyor, demokrasiyi içten içe aşındırıyor. Bu yüzden daha sosyal, daha adil bir toplumsal düzen arayışı büyüyor ve tarihsel bir ihtiyaç halini alıyor.
MARKSİST TEORİK BİLİNÇTE İKİ ÇİZGİ MÜCADELESİ SORUNU (Ahmet Daşkapan)
Bazı devrimci teorik yaklaşımlara göre sosyalizm koşullarında bile sınıf mücadelesi sona ermez. Devrim gerçekleştikten sonra bile eski toplumun düşünsel kalıntıları, bürokratik eğilimler, kariyerizm ve ayrıcalıklı katmanlaşma yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle parti içindeki ideolojik mücadele yalnızca örgütsel bir mesele değil, toplumsal sınıf çelişkilerinin devam eden bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Bu anlayışa göre devrimci çizgi ile düzenle uzlaşan çizgi arasındaki mücadele, tarihsel gelişimin doğal bir sonucudur.
Emperyal Baskıya Boyun Eğmek İle Yeniden Sosyalist İnşa Arasında Kalmış Küba Gerçeği (Ahmet Daşkapan)
“Küba’nın içinde bulunduğu kriz, yalnızca dış baskıların yarattığı geçici bir daralma değil; üretim araçları, enerji ve gıda alanlarında süregelen yapısal bağımlılığın tarihsel sınırlarına ulaşmasının bir sonucudur. Dış kaynaklara dayanan ekonomik modeller, jeopolitik müdahaleler karşısında kalıcı bir istikrar üretememekte; aksine siyasal bağımsızlığı sürekli olarak kırılgan hâle getirmektedir. Bu nedenle Küba’nın önündeki temel görev, küresel sistemle ilişkisini tamamen koparmak değil, kendi üretim kapasitesini güçlendirerek bağımlılığı azaltan bir ekonomik egemenlik inşa etmektir. Gıda üretimi, enerji arzı ve iç pazara yönelik sanayi gelişimi bu sürecin merkezinde yer almak zorundadır.”
FEODAL VE ATAERKİL AİLE İLİŞKİLERİNİ İSLAM’A ÖZGÜ GÖSTERMEK TARİHSEL OLARAK YANLIŞTIR (Ahmet Daşkapan)
Ataerkil ve feodal aile ilişkilerinin İslam’a özgü olduğu iddiası yanlıştır. Bu yapılar dinlerden önce ortaya çıkmış, mülkiyet, üretim ve güç ilişkileriyle şekillenmiştir. Farklı din ve kültürlerde benzer biçimlerde görülmeleri, kökenlerinin sosyo-ekonomik olduğunu gösterir. İslam da bu tarihsel bağlam içinde yer alır. Bu nedenle sorunu dine indirgemek yerine, tarihsel ve yapısal temeller üzerinden analiz etmek gerekir.
SIĞINMACI VE GÖÇ KARŞITI POLİTİKA IRKÇI APARTHEİD İDEOLOJİSİNİN BİR SEMBOLÜDÜR (Ahmet Daşkapan)
Irkçılığın hiçbir meşru temeli yoktur ve hiçbir zaman olmayacaktır. Göç ve sığınma politikalarına yönelik hoşnutsuzluk, göçmenlere, farklı etnik kökenlere, dinlere ya da kültürlere karşı ayrımcılık ve ırkçılık için asla bir gerekçe olamaz. Sığınmacı karşıtı ve göç karşıtı tutumların reddedilmesi, bugün Hollanda’nın ırkçı apartheid ideolojisinin etkisi altına girdiği bu ortamda, antırkçılık mücadelesinin temelini oluşturmalıdır.
ARAP ALEVİLİĞİ İNANÇ TEMELİ, İMAMET ANLAYIŞI VE YORUM BİÇİMİ (Ahmet Daşkapan)
Arap Aleviliği, dışsal tanımlamalarla değil, kendi inanç temeli ve iç referanslarıyla anlaşılması gereken özgün bir inanç sistemidir. Tevhid ilkesi üzerine kurulu olan bu yapı, Kur’an’ı ahlaki ve insani bir perspektifle yorumlar ve ibadeti birey ile Allah arasında doğrudan bir ilişki olarak tanımlar. Gösterişe dayalı ritüelleri reddederken, cem ibadetiyle toplumsal boyut da kazanır. İslam’ın temsiliyetini Hz. Muhammed’in soyuna, Ehlibeyt ve 12 İmam çizgisine dayandırması, bu inancı diğer mezheplerden ayıran temel unsurdur. Bu nedenle Arap Aleviliği, kendi bütünlüğü içinde ele alınmalıdır
