Haydar Avşar
Yazarın Tüm İçerikleri
Yol ve İmha Arasında: Kurucu Aldatma, Laiklik ve Alevi Varoluşunun Ontolojik Dışlanışı (Haydar Avşar)
Bu metin, Türkiye’de laiklik ve hukukun Alevi varoluşunu korumadığını; tersine Sünni-mezhepsel devlet aklını görünmez kılan kurucu bir aldatma olarak işlediğini savunur. Maraş, Çorum ve Sivas, bu yapısal dışlanmanın istisnası değil sürekliliğidir. Çözüm, hukuki tanınmada değil; Aleviliğin bir ‘yol’ olarak kendi ontolojik sürekliliğini örgütlemesindedir. Bu nedenle Alevi özgürleşmesi, devlet merkezli değil, toplumsal ve kolektif öz örgütlenmeyle…
Maraş ve Çorum: Devletin Kurucu Aldatması ve Yapısal Tahakküm (Haydar Avşar)
“Maraş ve Çorum katliamları, devletin Alevilere vaat ettiği eşitlik, laiklik ve yurttaşlığın ideolojik bir kurgu olduğunu açığa çıkarır. ‘Beni sen öldür, onların eline bırakma’ sözü, hukukun Aleviler için hiç işlemediğini; mezhepsel tahakkümün devletin tüm aygıtlarıyla yapısal biçimde üretildiğini ve süreklileştirildiğini tek cümlede ifşa eder. Bu gerçek, kurucu aldatmanın tarihsel sürekliliğini görünür kılar.”
BEN YOLUN TA KENDİSİYİM
Serez’de bir sabah taşlar kanı içti Bedreddin’in nefesi düştü dallardan: “Yârin yanağından gayrı her şey ortak” dedi ekmek ortak acı …
Kürt ve Türk Sünni Yoksullarının Sömürgeci Yapılara Karşı Mücadelesi (Haydar Avşar)
“Modern Türkiye’nin kapitalizmi, ekonomik eşitsizliklerin yanı sıra kimliksel ve kültürel hiyerarşilerle şekillenen bir sömürgeci mantığın ürünüdür. Kürt ve Türk Sünni yoksulları, benzer yapısal süreçlerin mağdurları olarak, anti-kapitalist, anti-emperyalist ve enternasyonalist bir mücadele ile ortak kurtuluş stratejileri geliştirmelidir. Bu süreç, yoksulların birbirini düşman olarak değil, aynı sömürü düzenine tabi olduklarını anlamalarına olanak tanır.”
Kürdistan: Osmanlı Merkezli Sömürgeci Yapının Tarihsel İnşası ve Sürekliliği (Haydar Avşar)
Bu makale, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kürdistan üzerindeki sömürgeci inşasını ve patrimonyal yapının sürekliliğini inceliyor. Merkezi otorite, yerel elitlerle işbirliği yaparak toplumsal tahakkümü pekiştirmiştir. Cumhuriyet dönemi, bu yapıyı modern araçlarla sürdürmüş, Alevi ve Gayrimüslim toplulukların özgürleşmesini engellemiştir. Gerçek dönüşüm, ancak patrimonyal yapının tasfiyesi ile mümkündür. Bu süreç, toplumsal adaletin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Alevi Ontolojisi ve Emperyal Şiddet: Türkiye’nin Modern Sömürgeci İnşası (Haydar Avşar)
“Alevilik, insanı yalnızca ‘insan’ olarak ele alan ve hiyerarşik bir kozmoloji üretmeyen bir dünya tasavvuru sunar. Bu nedenle, Alevi ontolojisi modern kapitalist devletin bölücü kategorilerine karşı radikal bir alternatif sunarak özgürleşmenin teorik zeminini oluşturur. Alevilerin tarihsel deneyimleri, bu ontolojik bütünlüğün korunması için sürekli bir direniş ve mücadele gerektirdiğini göstermektedir.”
