Celalettin Can
Yazarın Tüm İçerikleri
Trump'ın NATO üzerinden şantajı... (Celalettin Can)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 1949 yılında kurulan ve 32 üye devletin oluşturduğu uluslararası bir siyasi ve askeri ittifaktır. Merkezi Brüksel’de bulunan bu emperyalist örgüt ABD başta olmak üzere, İngiltere, Fransa, Kanada'nın da dahil olduğu 12 Batılı kapitalist ülkenin atılımıyla askeri ittifak olarak kuruldu. Çok geçmedi, Türkiye de 1952 yılında NATO’ya katıldı.
“Ben devletim” anlayışı (Celalettin Can)
Sayın Erdoğan’ın devlet-toplum ilişkilerinde temel anlayışı, devleti merkezileştiren bir görüntü sunmaktadır. Referandumlar ve seçimler toplumsal meşruiyet kaynağı olarak öne çıkarılırken, bu süreçleri kazanacak bir mekanizma da hazır tutulmaktadır. Liderin kendisini ‘çoban’, halkı ise ‘koyun’ olarak tanımlayan yaklaşımı; iç ve dış politikayı, toplumsal süreçleri ve seçimleri bu anlayış doğrultusunda yönlendirme çabasını ortaya koymaktadır.
Hatırlayalım! (Celalettin Can)
Toplum ve halk olarak yakın tarihimizle Yüzleşip hesaplaşma yakıcı bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor. Gerçekleri Araştırma, Yüzleşme ve Adalet Komisyonları üzerinden, yarınlarımızın da dün olmaması için yüzleşip hesaplaşmayı yaşamak, rahatlamak zorundadır Türkiye!
Barış ve demokrasi arayışı ikinci yılına girdi (1) (Celalettin Can)
Silahların bırakılmasıyla başlayan süreç, Kürt ve Türk halklarının ortak geleceğini demokratik dönüşüm temelinde kurma çağrısıdır. Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz anlayışıyla kapsayıcı yurttaşlık, kimlik özgürlüğü ve yerel-demokratik yönetim hedeflenmektedir. Mesaj açıktır: Silahlar sustu, şimdi sıra devlette ve toplumdadır. Demokratikleşme adımları atılmalı, merkeziyetçi korkular aşılmalı ve halkın yönetime katılımı güçlendirilmelidir. Türkiye’nin gerçek çözümü güvenlik siyasetinde değil, özgürlük, eşitlik ve demokrasi temelinde kurulacak yeni bir toplumsal sözleşmededir.
Tarihi ile yüzleşmeyen toplumu ne bekliyor? (Celalettin Can)
Emevi’den Osmanlı’ya, Dersim’den 12 Eylül’e uzanan zulümle yüzleşmeden adalet olmaz. Darbelerle, mezhepçi devlet aklıyla, baskıyla hesaplaşmadan demokrasi kurulamaz. Suç yalnız tek adamda değil; susanlarda, ortak olanlarda. Hakikatle yüzleşmeden özgürlük gelmez.
31 yıldır soruyoruz: Murat Yıldız nerede? (Celalettin Can)
“Zorla kaybetme yalnızca bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması değil; inkâr ve cezasızlıkla sürdürülen ağır bir insan hakkı ihlalidir. Murat Yıldız’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin süreç, hakikat ve adalet yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Yetkililer zaman aşımına sığınmadan etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütmelidir.”
