Celalettin Can
78'liler Vakfı Sözcüsü
Yazarın Tüm İçerikleri
Amerikan başkanlık sistemi -1- (Celalettin Can)
Ortadoğu’da Amerikan kent merkezlerinde önünü açtıkları cinayetlerde olsun, ne olduklarını ve ne yapmak istediklerini gösterdikleri gibi, Ortadoğu'da ve Asya'da olsun, önü alınmazsa şayet savaş ve çatışma koşullarının ortaya çıkmasına yol açmakta, kaos ve kargaşa koşullarına sürüklenme tehlikesi yaratmaktadır.
Venezuela'da ne oluyor? (Celalettin Can)
Venezuela'da sözde uyuşturucuya ve teröre karşı başlatılan operasyonun aslı astarı nedir, operasyonun daha sabahında faş oldu. Meğerse başta petrol olmak üzere, Venezuela'nın belli başlı zenginlikleri üzerinden üzerinden Venezuela'ya el koyma operasyonuymuş...
ABD Kongresi-Trump, Ankara-SDG, Suriye-Şara ilişki ve çelişkileri üzerine
Anlaşılan Ankara HTŞ’ye dayanarak ve onu güçlendirerek, SDG’yi (Suriye Demokratik Güçleri) HTŞ’ye merkezden doğru bağımlı kılarak, Suriye’de yol almak istiyor, daha doğrusu Suriye’nin hakim gücü olmak istiyor.
‘Süreç’in Suriye bağlamı üzerine (1) (Celalettin Can)
“Öcalan, Suriye’de çözümün parçalanma değil çoğulcu bir devlet olduğunu vurguluyor; İsrail’in süreci sabote ederek Suriye’yi Lübnanlaştırma tuzağına dikkat çekiyor. Federalizm değil entegrasyon, işbirliği ve güçlü bir merkezi yapı öneriyor; aksi halde kalıcı çatışmanın Kürtlere ve tüm halka kaybettireceğini savunuyor. Bu yaklaşım İsrail, Amerika, Türkiye ve bölgesel güç dengeleri bağlamında okunmalıdır ve uzun vadeli istikrar hedefiyle.”
Maraş katliamıyla hesaplaşmak… (Celalettin Can)
“1978’de Maraş’ta planlanan etnik temizlik, MHP ve MİT’in iş birliğiyle gerçekleştirildi. Katliamın arifesinde Aleksander Peck’in rolü, olayların arka planını gözler önüne seriyor. 12 Eylül Darbesi sonrası, katliamın failleri yargılanmadı ve dava dosyası kapatıldı. Bu süreç, Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasına ve siyasi manipülasyona dair önemli bir örnek teşkil ediyor.”
78’liler yüzleşiyor! Unutmuyor! Hatırlıyor, hatırlatıyor! (Celalettin Can)
“78 kuşağı, 12 Eylül’ün inkâr ve unutturma siyasetine karşı kendi tarihini hatırlayarak ve hatırlatarak yüzleşiyor. Resmî tarihin dışında, yaşanmışlıkların bilgisiyle yeni bir tarih bilinci kuruyor. Amaç, geçmişi bugünün demokrasi ve özgürlük mücadelesine bağlamak, yarım kalan şarkıyı tamamlamak ve bu birikimi yeni kuşaklarla toplumsallaştırmaktır. Bu yürüyüş, hafızanın direnişle birleştiği kolektif bir sorumluluk çağrısı olarak geleceği kurar.”
