"Dünya" Kategorisi
MARKSİST TEORİK BİLİNÇTE İKİ ÇİZGİ MÜCADELESİ SORUNU (Ahmet Daşkapan)
Bazı devrimci teorik yaklaşımlara göre sosyalizm koşullarında bile sınıf mücadelesi sona ermez. Devrim gerçekleştikten sonra bile eski toplumun düşünsel kalıntıları, bürokratik eğilimler, kariyerizm ve ayrıcalıklı katmanlaşma yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle parti içindeki ideolojik mücadele yalnızca örgütsel bir mesele değil, toplumsal sınıf çelişkilerinin devam eden bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Bu anlayışa göre devrimci çizgi ile düzenle uzlaşan çizgi arasındaki mücadele, tarihsel gelişimin doğal bir sonucudur.
PROSFYGIKA AÇLIK GREVİ 92. GÜNÜNDE Aristotelis Chantzis: Fikirler tahliye edilemez
Yoldaşımız Aristotelis Hantzis’in 5 Şubat 2026’da başlattığı ve bugün 92. gününe ulaşan açlık grevi sürecinde kaleme aldığı bu metni Türkçe olarak paylaşıyoruz. 30 Nisan’da Yunanca yayımlanan metnin ardından süreçte önemli gelişmeler yaşandı: 1 Mayıs geride kaldı, Suzon Doppagne yoldaşımız Yunanistan Parlamentosu önünde açlık grevine başladığını duyurdu ve Filistin ablukasını kırmayı hedefleyen filo girişimi yeni bir evreye girdi. Bu gelişmelere rağmen metin güncelliğini tamamen koruyor. Ortak mücadele ve dayanışma çağrısının Türkçe okurla buluşmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. – Prosfygika Çeviri Yapısı
YASA(K)LARA SAYGILI SENDİKACILIK OL(A)MAZ![*] (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)
Günün bilançosu, bol miktarda -bazıları doğrudan göstericilerin gözüne sıkılan- biber gazı, yakın plandan atılan plastik mermiler, kafalarına basılarak yerlere yatırılan gençler, saçlarından sürüklenen kadınlar… Ve valilik açıklamasına göre toplam 575 gözaltı. Tümü ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılacak 575 kişi: Gözaltıların, yasakların “yasadışı”lığının, beyhudeliğinin valiliğin de bilincinde olduğunun en sarih göstergesi…
ÇOĞUNLUK, DEĞİŞİM, DEVRİM[*] (TEMEL DEMİRER)
Yani Angela Davis’in, “Sadece aptallar hayatını parayla değişir”; Gilles Deleuze’ün, “Çoğunluk hiç kimsedir, azınlık herkestir”; Aurelius Augustinus’un, “Herkes yapıyor olsa bile yanlış, yanlıştır”; George Berkeley’in, “Dünyada ki aptalların sayısı, akıllılarınkinden fazladır”; Carl Gustav Jung’un, “Düşünmek zor bir sanattır. Bu sebeple çoğunluk sürüyü takip eder”; Hannah Arendt’in, “İnsanların sonuçları düşünmeksizin çoğunluk görüşüne itaati insanın basitliğidir”; Eugene V. Debs’in, “Tarihte büyük değişiklikler meydana geldiğinde, büyük ilkeler söz konusu olduğunda, kural olarak çoğunluk yanlıştır”; Henrik Ibsen’in, “Gerçeğin çoğunluk tekeline bağlı olduğu yalanına karşı devrim yapmaya kararlıyım!,” diye tarif ettikleri...
Emperyal Baskıya Boyun Eğmek İle Yeniden Sosyalist İnşa Arasında Kalmış Küba Gerçeği (Ahmet Daşkapan)
“Küba’nın içinde bulunduğu kriz, yalnızca dış baskıların yarattığı geçici bir daralma değil; üretim araçları, enerji ve gıda alanlarında süregelen yapısal bağımlılığın tarihsel sınırlarına ulaşmasının bir sonucudur. Dış kaynaklara dayanan ekonomik modeller, jeopolitik müdahaleler karşısında kalıcı bir istikrar üretememekte; aksine siyasal bağımsızlığı sürekli olarak kırılgan hâle getirmektedir. Bu nedenle Küba’nın önündeki temel görev, küresel sistemle ilişkisini tamamen koparmak değil, kendi üretim kapasitesini güçlendirerek bağımlılığı azaltan bir ekonomik egemenlik inşa etmektir. Gıda üretimi, enerji arzı ve iç pazara yönelik sanayi gelişimi bu sürecin merkezinde yer almak zorundadır.”
İnancı Değil, İstismarı Yargıla: İslam Tartışmasına Dair (Ahmet Aşkar)
İslam’ın bugün “Orta Çağını” yaşadığı doğrudur. Hristiyanlık bu evreyi yüzyıllar önce yaşamıştı. İslam’ın bugün Orta Çağ karanlığını yaşamasında işgallerin ve emperyalist-siyonist komploların da rolü büyüktür. Zira özellikle Orta Doğu’da aydınlanmanın, özgürlüğün ve demokrasinin en büyük düşmanı emperyalist sömürgeciliktir. Tam da bundan dolayı bu coğrafyada laik, özgürlükçü bütün liderler ve hareketler emperyalizmin ve Siyonizmin hedefi olmuştur. İran’da Musaddık, Mısır’da Cemal Abdülnasır, Suriye’de Hafız Esad, Libya’da Kaddafi buna örnektir. Tabii ki bunlara Filistinli lider Yaser Arafat’ı da ekleyebiliriz. Arafat önce siyaseten tasfiye edildi, sonra zehirlenerek öldürüldü. Yaratılan bu boşluk da İslami örgütler tarafından dolduruldu.
