Atak Menü

Mehmet Güzel

Mehmet Güzel

02 Ağustos 2026, 21:13 | Tarihimizden

ARAP HALK BİLDİRGESİ DEKLARASYONU (Mehmet Güzel)

ARAP HALK BİLDİRGESİ DEKLARASYONU (Mehmet Güzel)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
ARAP HALK BİLDİRGESİ DEKLARASYONU (Mehmet Güzel)

 

(Ankara’da, “Demokratik Çözüm – Demokratik Türkiye” Konferansında MEHMET GÜZEL’in “Arap Halkının Bildirgesi”ni Deklare Ettiği Konuşma)

 

Saygıdeğer konuklar,

 

Değerli dostlar,

 

Bugün burada yalnızca bir toplantı gerçekleştirmiyoruz.

 

Bugün burada yalnızca birkaç konuşmacıyı dinlemek için de toplanmadık.

 

Bugün, uzun yıllardır ertelenmiş bir yüzleşmenin eşiğinde bulunuyoruz.

 

Bazı gerçekler vardır…

 

Üzerlerini örtebilirsiniz.

 

Adlarını değiştirebilirsiniz.

 

Konuşulmalarını engelleyebilirsiniz.

 

Hatta onları unutturabileceğinizi de sanabilirsiniz.

 

Ama tarih bize göstermiştir ki hakikat, susturulabilir; yok edilemez.

 

İşte bugün biz, susturulmuş bir hakikati yeniden dile getirmek için buradayız.

 

Çünkü bu ülkenin tarihinde adı çoğu zaman geçmeyen, varlığı çoğu zaman görmezden gelinen milyonlarca insan yaşamaktadır.

 

Onlar bu toprakların misafiri değildir.

 

Onlar bu coğrafyanın hafızasıdır.

 

Onlar bu ülkenin emeğidir.

 

Onlar bu ülkenin kültürüdür.

 

Onlar bu ülkenin tarihidir.

 

Ve onlar…

 

4 milyonu aşkın nüfuslarıyla Türkiye’nin Türkler ve Kürtlerden sonra gelen üçüncü büyük topluluğu olan Arap halkıdır.

 

 

Biz bugün kimseye meydan okumaya gelmedik.

 

Hiç kimseye tehdit savurmaya gelmedik.

 

Hiç kimseye düşmanlık ilan etmeye gelmedik.

 

Tam tersine…

 

Biz, ortak geleceğimizi konuşmaya geldik.

 

Çünkü biliyoruz ki korkular üzerine gelecek kurulmaz.

 

İnkâr üzerine demokrasi kurulmaz.

 

Asimilasyon üzerine kardeşlik kurulmaz.

 

Bir halkın kendisi olmasına izin vermeden, ona “biz kardeşiz” demek samimi değildir.

 

Kardeşlik, eşitlerin ilişkisidir.

 

Adalet olmadan kardeşlik olmaz.

 

Özgürlük olmadan birlik olmaz.

 

Kimlik tanınmadan ortaklık kurulamaz.

 

 

Bugün dünyaya baktığımızda görüyoruz ki toplumları ayakta tutan şey tek tip insan yetiştirmek değildir.

 

Tam tersine…

 

Farklılıkları hukukla güvence altına alabilmektir.

 

Bir ülkeyi güçlü yapan, herkesin birbirine benzemesi değildir.

 

Herkesin birbirinin hakkına saygı göstermesidir.

 

İşte biz de bunu istiyoruz.

 

Ne eksik…

 

Ne fazla…

 

Sadece bunu…

 

 

Biz Araplar, bu ülkenin yabancısı değiliz.

 

Biz bu topraklarda dün de vardık.

 

Bugün de varız.

 

Yarın da olacağız.

 

Şehirlerimizle…

 

Kültürümüzle…

 

Dilimizle…

 

Türkülerimizle…

 

Geleneklerimizle…

 

Ve ortak tarihimizle…

 

Bu ülkenin ayrılmaz parçalarından biriyiz.

 

Hiç kimse geçmişimizi elimizden alamaz.

 

Hiç kimse hafızamızı silemez.

 

Hiç kimse bize kim olduğumuzu unutturamaz.

 

Çünkü kimlik; bir insanın yalnızca adı değildir.

 

Kimlik, insanın onurudur.

 

Kimlik, insanın hafızasıdır.

 

Kimlik, insanın geleceğidir.

 

 

Biz bugün burada ayrıcalık istemiyoruz.

 

Başkalarının hakkından pay istemiyoruz.

 

Hiç kimsenin kaybetmesini istemiyoruz.

 

Çünkü biliyoruz ki adalet paylaşıldıkça azalmaz.

 

Özgürlük bölündükçe küçülmez.

 

Haklar tanındıkça ülke zayıflamaz.

 

Tam tersine…

 

Toplum güçlenir.

 

İnsanlar birbirine daha çok güvenir.

 

İşte bizim talebimiz budur.

 

Kim olduğumuzun kabul edilmesi…

 

Kültürümüzün doğal bir zenginlik olarak görülmesi…

 

Anadilde eğitim hakkımız başta olmak üzere ulusal değerlerimizin korunup geliştirilmesini sağlayacak doğal haklarımızın tanınması…

 

Kimliğimizin güvence altına alınması…

 

Ve bütün bunların demokratik hukuk düzeni içinde yaşatılması…

 

 

Bugün artık şu gerçeği yüksek sesle söylemenin zamanı gelmiştir.

 

Türkiye tek renkten oluşmamaktadır.

 

Bu ülke, farklı halkların…

 

Farklı inançların…

 

Farklı kültürlerin…

 

Farklı dillerin…

 

Yüzyıllar boyunca birlikte kurduğu bir ülkedir.

 

Bu zenginliği inkâr etmek, yalnızca bir halkı değil; ülkenin tamamını fakirleştirmektir.

 

 

Yakın tarih hepimize ağır dersler vermiştir.

 

Sorunları bastırarak çözmeye çalışan anlayışların hiçbir zaman başarıya ulaşmadığını gördük.

 

Hak taleplerini güvenlik meselesine dönüştüren siyasetlerin toplumları nasıl yorduğunu gördük.

 

İnkârın yıllarca nasıl acılar ürettiğini gördük.

 

Artık yeni acılar istemiyoruz.

 

Yeni kırgınlıklar istemiyoruz.

 

Yeni ölümler istemiyoruz.

 

Yeni düşmanlıklar istemiyoruz.

 

Biz çocuklarımızın birbirinden korkarak değil…

 

Birlikte yaşayarak büyümesini istiyoruz.

 

 

Buradan yalnızca yöneticilere seslenmiyoruz.

 

Buradan aydınlara sesleniyoruz.

 

Üniversitelere sesleniyoruz.

 

Demokrasiye inanan bütün siyasi çevrelere sesleniyoruz.

 

Emek örgütlerine sesleniyoruz.

 

İnsan hakları savunucularına sesleniyoruz.

 

Vicdan sahibi herkese sesleniyoruz.

 

Bir halkın hakkı söz konusu olduğunda sessizlik tarafsızlık değildir.

 

Sessizlik bazen haksızlığın en güçlü ortağıdır.

 

Adalet, yalnızca kendi hakkını savunmak değildir.

 

Başkalarının hakkını da kendi hakkın kadar savunabilmektir.

 

 

Biz inanıyoruz.

 

Türkiye halklarının vicdanı vardır.

 

Türkiye halklarının adalet duygusu vardır.

 

Türkiye’nin demokrat insanları vardır.

 

Ve inanıyoruz ki yarının Türkiye’si, hiçbir halkın kimliğinin inkâr edilmediği bir Türkiye olacaktır.

 

Biz buna güveniyoruz.

 

Çünkü umudumuzu korkudan değil…

 

İnsanlardan alıyoruz.

 

 

Değerli dostlar,

 

Bugün burada dile getirdiğimiz her söz, ortak geleceğe duyduğumuz inancın ifadesidir.

 

Biz ayrılık değil…

 

Birlik istiyoruz.

 

Ama eşitlerin birliğini…

 

Biz kardeşlik istiyoruz.

 

Ama onurlu kardeşliği…

 

Biz ortak vatan istiyoruz.

 

Ama herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği ortak vatanı…

 

İşte bunun için buradayız.

 

İşte bunun için konuşuyoruz.

 

İşte bunun için susmuyoruz.

 

 

Ve şimdi…

 

Uzun yılların sessizliğini geride bırakarak…

 

Geçmişimize olan sorumluluğumuzla…

 

Çocuklarımıza karşı taşıdığımız vicdan borcuyla…

 

Özgürlükten…

 

Demokrasiden…

 

Eşit yurttaşlıktan…

 

İnsan onurundan yana irademizi ilan ederek…

 

Arap Halkının Hak ve Hukuk Deklarasyonu’nu kamuoyuna açıklıyoruz.

 

Diliyoruz ki bu deklarasyon, yeni ayrılıkların değil yeni yakınlaşmaların kapısını açsın.

 

Yeni çatışmaların değil yeni kardeşliklerin önünü açsın.

 

İnkârın değil tanınmanın…

 

Korkunun değil güvenin…

 

Baskının değil özgürlüğün…

 

Sessizliğin değil adaletin sesi olsun.

 

Hepinizi, ortak geleceğimizi eşitlik, hukuk ve insan onuru temelinde birlikte kurmaya davet ediyorum.

 

Hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

 

21 Şubat 2010

 

Aşağıda, tarihe not düşmek amacıyla, bu deklarasyonun yapıldığı toplantının Atak Dergisi tarafından haberleştirilmiş halini yayımlıyoruz. (Atak Dergisi)

 

DEMOKRATİK ÇÖZÜM-DEMOKRATİK TÜRKİYE KONFERANSINDA “ARAP HALKININ BİLDİRGESİ” DEKLARE EDİLDİ! (Atak Haber)



21 Şubat 2010 Tarihinde Ankara’da Demokrasi İçin Birlik Hareketi tarafından organize edilen Demokratik Çözüm Demokratik Türkiye Konferansı yapıldı.



Saat 10.00’da başlayan 1. Oturumda “Sorunlar, çözümler ve Mücadeleyi Ortaklaştırma Perspektifleri” konu başlığı ile ilgili sunumlar yapıldı. Kürt Hareketi adına, BDP Genel Başkan Yardımcısı Demir Çelik, Emek Hareketi adına KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, TEKEL işçileri temsilcisi, Kadın Hareketi adına Feminist Kolektif’ten Gülfer Akkaya, Ekoloji Hareketi adına Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Bilge Contepe, İnanç Hareketlerinden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Kemal Bülbül, Müslüman Sol Net Adına Ertuğrul Cenk Gürcan, Gençlik Hareketi adına Genç-Sen MYK üyesi Emrah Arıkuşu, Azınlık Hareketlerinden Vakıflı Köyü Ermeni Cemiyet Başkanı Cem Çapar, Süryani Dostluk, Kültür ve Dayanışma Platformu adına Zeynep Tozduman, LGBTİ Hareketi adına Kaos GL Temsilcisi birer sunum yaptılar.



Demokratik Çözüm Demokratik Türkiye Konferansı programında ortak ülkemizin ağırlıklı olarak tüm halk topluluklarına ve demokrasi dinamiklerine yer verilmişken dört milyona yakın nüfusuyla ülkemizin üçüncü büyük halk topluluğu olan Arap Halkına yer verilmediği görülmüştür. Bunun üzerine yazılı önergeyle Arap halkı adına programda sunum hakkı talep edilmiştir. Divan bu talebi yerinde görmüştür. Bunun üzerine Mehmet GÜZEL kürsüye çıkıp “Arap Halkının Bildirgesi”ni deklare etti.



2. oturumda söz alan Mahir Sayın, Arap Halkı adına okunan bildirgeyi olumladığını ve DBH’nın bunu dikkate alıp, programına dahil etmesi gerektiğini ifade etti. Konferanstaki diğer katılımcılardan da benzer yönde olumlu tepkiler ve destekler ifade eden açıklamalar yapıldı.



2. oturum “Demokratik Türkiye İçin Nasıl Bir Mücadele?” başlığı altındaki sunumlarla devam etti. Bu oturumda DBH adına Ertuğrul Kürkçü, İşçi Kardeşliği Partisi adına Şadi Özozansu, KÖZ adına Gökhan Aslan, Yeşiller Partisi adına Bilge Contepe birer konuşma yaptılar.



Forum bölümünde Mahir Sayın yanı sıra birkaç katılımcı söz alarak görüşlerini ifade ettiler. Ardından organizasyon adına Tuncay Yılmaz’ın değerlendirme konuşmasıyla konferans sona erdi.



21 Şubat 2010/ ATAK Haber Merkezi

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!