"Ülke" Kategorisi
Bir Ulusun Yok Edilemeyen Hafızası
Uluslar yalnızca sınırlarla tanımlanmaz. Bazıları hafıza, dil ve direnç üzerinden var olur. Kürt halkının yüzyılı aşan deneyimi, inkâr ve bastırma politikalarının bir halkı yok etmek yerine nasıl görünür kıldığını gösterir. Bu yazı, Kürt meselesini örgütler ya da güvenlik başlıklarıyla değil; tarih, toplumsal süreklilik ve birlikte yaşama ihtiyacı üzerinden ele alıyor. Amacı tartışmayı sertleştirmek değil, gerçeği sakin bir dille hatırlatmaktır ve kalıcı bir çözüm ufkunu görünür kılmaktır.
KONSEY HEYETİ KONUŞMAYI ÖRTÜYOR (Mihrac Ural)
“İmralı görüşmesinin 16 sayfalık tutanağının 4 sayfaya indirilmesi, devletin çözüm değil oyalama iradesini açığa çıkarmaktadır. Suriye, SDG, yerel demokrasi ve Demirtaş başlıklarının bilinçli biçimde silinmesi, görüşmenin ruhunun yok edildiğini göstermektedir. Bu tutum, barışı değil inkârı ve zamana yaymayı esas alan bir devlet aklının ürünüdür. Süreç, şeffaflık ve demokratik irade yokluğunda bilinçli biçimde kilitlenmektedir.”
Suriye’deki Alevi Katliamına Karşı Kadıköy ve Yayladağı’nda Eylemler
Suriye’de Alevi halkına yönelik süregelen katliam ve soykırım tehdidine karşı, 3 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Kadıköy ve Hatay Yayladağı Gümrük Kapısı’nda eş zamanlı eylemler düzenlendi. Eylemlerde, TBMM’nin acil müdahalesi, insani koridorların açılması ve uluslararası toplumun harekete geçmesi çağrısı yapıldı.
Suriye’de Alevilere Yönelik Katliamlara Karşı Yayladağı’nda Eylem Çağrısı
Suriye’de devletin çöküşünün ardından Alevilere yönelik sistematik saldırılar, katliamlar ve tecrit politikaları sürüyor. Alevi dernekleri ve STK’lar, soykırım tehdidine karşı 3 Ocak 2026’da Yayladağı Sınır Kapısı’nda eylem çağrısı yaptı.
Yol ve İmha Arasında: Kurucu Aldatma, Laiklik ve Alevi Varoluşunun Ontolojik Dışlanışı (Haydar Avşar)
Bu metin, Türkiye’de laiklik ve hukukun Alevi varoluşunu korumadığını; tersine Sünni-mezhepsel devlet aklını görünmez kılan kurucu bir aldatma olarak işlediğini savunur. Maraş, Çorum ve Sivas, bu yapısal dışlanmanın istisnası değil sürekliliğidir. Çözüm, hukuki tanınmada değil; Aleviliğin bir ‘yol’ olarak kendi ontolojik sürekliliğini örgütlemesindedir. Bu nedenle Alevi özgürleşmesi, devlet merkezli değil, toplumsal ve kolektif öz örgütlenmeyle…
