"Ülke" Kategorisi
Yol ve İmha Arasında: Kurucu Aldatma, Laiklik ve Alevi Varoluşunun Ontolojik Dışlanışı (Haydar Avşar)
Bu metin, Türkiye’de laiklik ve hukukun Alevi varoluşunu korumadığını; tersine Sünni-mezhepsel devlet aklını görünmez kılan kurucu bir aldatma olarak işlediğini savunur. Maraş, Çorum ve Sivas, bu yapısal dışlanmanın istisnası değil sürekliliğidir. Çözüm, hukuki tanınmada değil; Aleviliğin bir ‘yol’ olarak kendi ontolojik sürekliliğini örgütlemesindedir. Bu nedenle Alevi özgürleşmesi, devlet merkezli değil, toplumsal ve kolektif öz örgütlenmeyle…
‘Süreç’in Suriye bağlamı üzerine (1) (Celalettin Can)
“Öcalan, Suriye’de çözümün parçalanma değil çoğulcu bir devlet olduğunu vurguluyor; İsrail’in süreci sabote ederek Suriye’yi Lübnanlaştırma tuzağına dikkat çekiyor. Federalizm değil entegrasyon, işbirliği ve güçlü bir merkezi yapı öneriyor; aksi halde kalıcı çatışmanın Kürtlere ve tüm halka kaybettireceğini savunuyor. Bu yaklaşım İsrail, Amerika, Türkiye ve bölgesel güç dengeleri bağlamında okunmalıdır ve uzun vadeli istikrar hedefiyle.”
Atak Dergisi Yayın İlkeleri (ATAK Yayın Kurulu)
ATAK, kapitalist düzenin karşısında durarak emekçilerin ve ezilen halkların yanında yer alan militan bir dergidir. Sömürü, eşitsizlik ve savaş gibi sorunların kaynağını kapitalizmde gören dergi, demokratik halk iktidarını savunur. Anti-emperyalist ve faşizme karşı bir tutum sergileyen ATAK, toplumun farklı kesimlerinin eşitlik ve özgürlük mücadelesine destek verirken, nihai hedef olarak sınırsız, sınıfsız bir dünya idealini benimser.
MARAŞ KATLİAMI’NIN CİNSİYETİ (Zeliha Altuntaş)
“Maraş Katliamı, Alevilere yönelik şiddetin istisnai bir patlama değil; kadın bedeni üzerinden işleyen, süreklilik arz eden bir biyopolitik tahakküm rejiminin parçası olduğunu göstermektedir. Alevi kadın bedeni, ulusal ve mezhepsel sınırların çizildiği, kolektif kimliğin hedef alındığı ve şiddetin meşrulaştırıldığı merkezi bir siyasal alana dönüştürülmüştür.”
Maraş ve Çorum: Devletin Kurucu Aldatması ve Yapısal Tahakküm (Haydar Avşar)
“Maraş ve Çorum katliamları, devletin Alevilere vaat ettiği eşitlik, laiklik ve yurttaşlığın ideolojik bir kurgu olduğunu açığa çıkarır. ‘Beni sen öldür, onların eline bırakma’ sözü, hukukun Aleviler için hiç işlemediğini; mezhepsel tahakkümün devletin tüm aygıtlarıyla yapısal biçimde üretildiğini ve süreklileştirildiğini tek cümlede ifşa eder. Bu gerçek, kurucu aldatmanın tarihsel sürekliliğini görünür kılar.”
BARIŞ SÜRECİ, ROTASINDA GİDİYOR MU? (Fikri Günay)
“Barış süreci rotasında ilerlemiyor; çünkü TBMM Kürt sorununu toplumsal bir mesele olarak tartışmaktan kaçıyor. AKP-MHP iktidarı süreci zamana yayarak iktidarını sürdürmeyi hedefliyor, muhalefet ise somut çözüm üretmiyor. Toplumsal barış bekleyerek değil; eşitlik, temsil ve örgütlü mücadele temelinde kurulabilir. Aksi halde süreç iktidarın manevra alanına dönüşür. Gerçek çözüm halkların ortak iradesiyle demokrasi güçlerinin birleşmesinden geçer, ancak.”
