"Sosyalizm" Kategorisi
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (3) (Ahmet Daşkapan)
Bu nedenle bu makalenin temel sonucu şudur. Tarih, hem Lenin’in hem Luxemburg’un esaslı noktalarda haklı olduğunu göstermiştir. Lenin, örgütlenmenin, stratejik bütünlüğün ve toplumsal güç inşasının zorunluluğunda haklıydı. Luxemburg, demokratik denetim olmadan örgütlenmenin bürokratik bir egemenliğe dönüşebileceği uyarısında haklıydı.
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (2) (Ahmet Daşkapan)
Nihai sosyalist geçiş, ancak daha öncesinde geniş bir demokratik toplumsal güç inşası varsa kalıcı olabilir. Böyle bir temel olmazsa her sosyalist girişim şu risklere açık kalır. Bürokratik ikame, teknokratik yabancılaşma, siyasi izolasyon ve karşı devrimci destabilizasyon. Bu nedenle sosyalist geçişten önceki evre, ikincil bir “hazırlık dönemi” değil, geleceğin sosyalizminin demokratik içeriğinin şimdiden somutlaştığı belirleyici bir tarihsel evredir.
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (Ahmet Daşkapan)
Yirmi birinci yüzyıl, sosyalist teoriyi yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bugün sosyalizm sorusu, yirminci yüzyıla duyulan bir özlemden doğmuyor. Kapitalizmin kendi gelişimi, bu soruyu tekrar tekrar önümüze koyuyor. Çünkü bu düzen, her dönemde yeniden eşitsizlik üretiyor, savaşları büyütüyor, doğayı tahrip ediyor, yaşamı güvencesizleştiriyor, demokrasiyi içten içe aşındırıyor. Bu yüzden daha sosyal, daha adil bir toplumsal düzen arayışı büyüyor ve tarihsel bir ihtiyaç halini alıyor.
Devletin Ontolojik Eleştirisi ve Komünal Olanın İmkânı (Haydar Avşar)
Bu makale, modern siyasetin temel kategorileri olan devlet, demokrasi, temsil ve egemenlik kavramlarını ontolojik bir düzlemde eleştirerek komünü bir yönetim modeli değil, iktidarsız bir ilişki biçimi olarak yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır; bu bağlamda. Çalışma, “geçiş devleti” fikrinin yapısal olarak neden yabancılaştırıcı olduğunu tartışmakta; devletsiz zor, savunma, suç–ceza ve örgütlenme sorunlarını komün merkezli bir perspektifle ele almaktadır. Komün–parti–federasyon ilişkisi, ikameye ve merkezileşmeye düşmeden genellik üretmenin imkânı olarak tartışılmakta; Alevi ontolojisi ise bu tartışmaya evrenselleştirilebilir bir ontolojik zemin olarak dâhil edilmektedir. Makale, sonuç olarak bir program önermekten ziyade, modern siyasetin sınırına işaret eden bir eşik tartışması sunmaktadır.
Gölgeye Sığınan Sol (Haydar Avşar)
Bu makale, Türkiye solunun güncel siyasal tıkanmasını, öznel niyetler ya da dönemsel baskılar üzerinden değil; sınıf siyasetinin çözülmesi ve bağımsız siyasal öznenin ikame edilmesi üzerinden ele almaktadır. Çalışma, Marksist tarihsel materyalizm temelinde, “dayanışma”, “ittifak” ve “demokratik mücadele” söylemleri altında sınıf merkezli siyasetin nasıl geri plana itildiğini tartışmaktadır. Ulusal hareketlerle kurulan ilişkiler, hegemonya ve disiplin mekanizmaları, temsil ve erteleme pratikleri bağlamında incelenmekte; bağımsız sınıf öznesinin hangi ilke, sınır ve program çerçevesinde yeniden kurulabileceği teorik bir bütünlük içinde ortaya konulmaktadır. Makale, sınıf siyasetinin başka siyasal hatlar tarafından ikame edilmesine karşı, akademik temelli bir kopuş zorunluluğunu savunmaktadır.
İnsanın Parçalanması ve Ontolojik Sosyalizm: Emeğin ve Bütünlüğün Yeniden İnşası (Haydar Avşar)
“İnsan, tarih boyunca doğayla bütünleşik bir varlıkken, üretim, iktidar ve sınıf ilişkileri aracılığıyla özünden uzaklaşmıştır. Bu parçalanma, ekonomik, kültürel ve ontolojik boyutlarda kendini gösterir. Alevi felsefesi, emeği canın ifadesi olarak değerlendirirken, modern çağda kapitalizm ve ideolojiler bireyin ontolojik bütünlüğünü tehdit eder. Bütünlüğe dönüş, bireyin parçalanmışlığını fark etmesiyle başlar.”
