Atak Menü

"Emek" Kategorisi

Kapitalizmde “Doğa” ve “Toplum”: Yaşamı Metaya Çeviren Düzenin Eleştirisi (Şükriye Ercan)
Haber

Kapitalizmde “Doğa” ve “Toplum”: Yaşamı Metaya Çeviren Düzenin Eleştirisi (Şükriye Ercan)

Kapitalizm kendisini “toplum” adı altında örgütlerken, toplumu da bütün insanların eşit ve özgür birlikteliği olarak kurmaz. Kapitalist toplumda “toplum” çoğu zaman pazara dahil olabilen, değişim değeri taşıyan, parayla ilişki kurabilen, meta üretebilen ya da metaya dönüşebilen alanların adıdır. Bu nedenle bir insanın “toplumsal” kabul edilmesi bile onun piyasa içindeki konumuyla ilgilidir. Parası, mülkü, ücretli işi, sermayeyle ilişkisi olan kişi daha “toplumsal”, daha “saygın”, daha “insan” görülür. Buna karşılık kadınlar, işsizler, göçmenler, sömürge halklar, yoksullar, çocuklar, yaşlılar, doğa ile ilişkisi koparılmamış topluluklar çoğu zaman “geri”, “doğal”, “ilkel”, “geleneksel” ya da “asıl topluma eklemlenmesi gereken” kesimler olarak kodlanır. Böylece kapitalizm yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ontolojik bir hiyerarşi kurar: Kimin insan sayılacağına, kimin doğaya yakın görülerek aşağılanacağına karar verir.

15 Haziran 2026 Devamını Oku →
Unutulan Alpagut Direnişi (Fatma Pesent)
Haber

Unutulan Alpagut Direnişi (Fatma Pesent)

Alpagut Direnişi, 1969 yılında işçilerin 34 gün boyunca kendi yöneticileri olarak hareket ettikleri, işçi sınıfı mücadelesinin önemli bir örneğidir. İşçiler, “Üreten Biziz, Yöneten Biz Olacağız” şiarıyla hareket ederek, sadece ödenmeyen ücretlerini talep etmekle kalmamış, aynı zamanda üretim ve yönetim süreçlerini de ele almışlardır. Bu direniş, işçi demokrasisinin ve öz yönetim anlayışının güçlü bir örneğini sunmaktadır.”

28 Kasım 2025 Devamını Oku →
Ortakçı Toplumların Zorla Tasfiyesi ve Burjuva Evrensellik İdeolojisi: Ontolojik Parçalanmanın Tarihi (Haydar Avşar)
Haber

Ortakçı Toplumların Zorla Tasfiyesi ve Burjuva Evrensellik İdeolojisi: Ontolojik Parçalanmanın Tarihi (Haydar Avşar)

“Burjuvazi, kendi iktidar biçimini ‘evrensel insanlık ideali’ olarak sundu. Ancak bu ‘evrensellik’, bölünmüş insanın evrenselleşmesidir: doğadan kopuk, üretimden soyutlanmış, bireyselleştirilmiş, mülkiyet sahibi insan. Gerçek evrensellik, insanın doğa, toplum ve inançla kurduğu birlikli varoluşta yatar — Alevilikteki ‘can’ kavramı bu bütünlüğün ontolojik ifadesidir.(…)Gerçek evrensellik, ortak olanın yeniden kuruluşu ve paylaşımın ontolojik mirasıdır.”