YENİ DÜNYA FAŞİZMİNE KARŞI TARİHSEL DURUŞ (Ahmet Daşkapan)
DÜNYA NEO-FAŞİZME DOĞRU HIZLI BİR DÖNÜŞÜM İÇİNDE
Dünya, finans kapitalin siyasi temsilcileri ve küresel ölçekteki ekonomik ortaklarının öncülüğünde yükselen küresel faşizmin hızlı bir süreci içindedir. Bugün yaşananlar, birbirinden kopuk jeopolitik çatışmalar değil, ekonomik güç bloklarının askeri araçlarla yeniden konumlandığı yapısal bir dünya düzeni dönüşümüdür.
ABD ve İsrail öncülüğünde İran’a karşı yürütülen savaş, finans kapitalin emperyalist bir savaşıdır; küresel ölçekte sömürü ve kaynak çıkarımını genişletmeyi hedeflemekte ve bunun için dünya düzeninin köklü biçimde değiştirilmesini gerekli görmektedir.
BU LİDERLERİN DEĞİL, SİSTEMİN SAVAŞIDIR
Bu savaş Trump’ın ya da Netanyahu’nun savaşı değildir. Onlar, finans kapitalin büyük oyununun piyonlarıdır.
Batı ülkelerinden ABD’ye yönelik eleştiriler, finans kapitalin Batı Avrupa’daki kesimlerinin henüz ABD ve müttefikleriyle tam hizalanmadığını göstermektedir. Bu hizalanmanın gerçekleşmesi ve birlikte sert askeri adımlar atılması ise yalnızca bir zaman meselesidir.
ANA AKIM MEDYA ANLATILARININ GERÇEK DIŞILIĞI
Ana akım medyada İsrail’in ABD’yi yönlendirdiği ya da Avrupa ülkelerinin Trump’ı yeterli istişare yapmadan savaşı başlatmakla suçladığı ve bu nedenle Hürmüz konusunda destek vermediği yönündeki anlatılar, gerçeğin yüzeysel ve yanıltıcı versiyonlarıdır.
Bu küresel savaşın özü, Batı’nın gerileyen ve alan kaybeden sömürgeci finans kapitali ile batılı finans kapitalin etki alanından kopan ve gittikçe güçlenen alternatif kapital güçler arasındaki çatışmadır.
REJİM DEĞİŞTİRME ANLATISI İDEOLOJİK BİR KILIFTIR
Bu savaş İran rejiminin karakterine karşı yürütülen bir savaş değildir. Suudi Arabistan ve diğer Batı müttefiki ülkeler, baskı, demokrasi eksikliği ve insan hakları ihlalleri açısından başı çekmektedir. Ancak bu ülkelerde Batı kapitalinin çıkarları garanti altına alındığı için rejim değiştirme anlatısı devreye sokulmamaktadır.
Bu durum, rejim değiştirme söyleminin ilkesel değil, neo emperyalist faşizmin propaganda aracı olduğunu göstermektedir.
NEO-DÜNYA FAŞİZMİNİN EMPERYALİST SAVAŞI
Batı finans kapitalinin Rusya, Çin ve İran gibi alternatif güçleri tasfiye etmeye yönelik bu savaşı emperyalist bir savaştır.
Bu, neo-dünya faşizminin emperyalist savaşıdır.
Dimitrov’un çizgisinde küresel bir anti-faşist cephenin kurulması zorunlu hale gelmiştir.
TARİHSEL DURUŞ ANI
Bu dönem bir tercih anıdır. Neo-küresel faşizmden yana ya da ona karşı.
Bu savaşı fırsat olarak görüp kendi çıkarlarını büyütmeye çalışanlar açık biçimde savaş yanlısı konum almaktadır.
Tarafsızlık yoktur. Tarafsızlık, neo-küresel faşizmin yanında yer almaktır.
SİYASİ ALANDA İKİ KATEGORİ
İki kategori vardır.
Birinci kategori, savaşı bilinçli şekilde destekleyen ya da sonuçlarından fayda sağlamayı bekleyen, sermaye çıkarları, iktidar ve bölgesel hedefler doğrultusunda hareket eden kesimlerdir. Bu kesimler faşist kampın parçasıdır ve bunlara karşı anti faşist bir mücadele verilmelidir.
İkinci kategori, neo-soğuk savaş propagandasının etkisiyle ideolojik olarak yönlendirilmiş ve farkında olmadan bu anlatıyı destekleyen kesimlerdir. Bu kesimler hem sol hem sağ içinde yer almakta ve ideolojik mücadelenin alanını oluşturmaktadır.
Tartışmayı saldırıya uğrayan ülkelerin demokrasi durumuna kaydırmak, neo-küresel faşizmi meşrulaştırma işlevi görmektedir. Çünkü neo-emperyal faşizmin savaş propagandası rejim değişikliği ekseninde yürümektedir.
Bu propaganda ile ideolojik mücadele, barış mücadelesinin temel bir ayağıdır.
KÜRT MESELESİ VE NEO-FAŞİZM
Bazı Kürt hareketlerinin ABD ve İsrail ordularıyla birlikte İran’da kara gücü olarak yer almaya hazır olduklarını göstermeleri, bu hareketleri neo-küresel faşizmin partneri konumuna getirmektedir.
Bu durum, Kürt halkının haklı bağımsızlık mücadelesinin üzerini gölgelemektedir.
Kürt bağımsızlık mücadelesinin haklılığı, Kürt siyasi hareketlerinin neo-küresel faşizmle kurduğu ortaklığı asla meşrulaştıramaz.
Kürt siyasi hareketlerinin bir kısmı bu şekilde tarihsel olarak neo-küresel faşizmin yanında konum almaktadır.
Kürt halkı içindeki anti-faşist güçlerin görevi, Kürtler adına bu çizgide pozisyon alan hareketlere karşı durmaktır.
SONUÇ
Dünya tarihsel bir kırılma noktasındadır.
Bu bir tercih anıdır.
Ya neo-dünya faşizminden yana ya da ona karşı duruş kaçınılmazdır.
Üçüncü bir yol yoktur. Savaş anında üçüncü yol savaştan yana bir yoldur
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
