Yaşanmışları bir de “Trumplaşma” biçiminde yaşamak ne acı –2– (Celalettin Can)
Başkanlık sistemi, dünyada ABD dışında hiçbir ülkede başarılı olamadığı yaşanmış deneylerle sabittir.
Şu da bir gerçek… ABD’de de dâhil olmak üzere başkanlık sistemi kendine rağmen uygulanmaktadır.
Kimi tarihsel ve toplumsal eğilimler, baskı grupları, yerel örgütlenmeler ve güçlü bir kamuoyu olmadığı takdirde başkanlık sisteminin alelade bir diktatörlüğe dönüşerek boşluğa düşeceği ve uygulanmaktan uzaklaşacağı, kısacası uygulanamayacağı bir gerçekliktir. Nitekim Latin Amerika’da 60’lı, 70’li yıllarda tüm başkanlık deneyimleri kısa bir süre sonra askerî faşist diktatörlüklere yol açmıştır.
En son Peru’da gündeme getirildiği şekliyle, toplumu devreden çıkaran “sivil başkan”, Amerikancı orduya dayanarak ülkede korkunç bir terör rejimi kurmuştu. Bütün barışçı toplumsal muhalefet dinamiklerinin ağır baskı altında tutulduğu, siyaset yapmak için silahlı mücadeleden başka bir yol bırakılmayan halk ve halkın ilerici-devrimci kesimleri zorunlu olarak silaha sarılmıştı.
Hatırlayalım… Peru’da başkanlık deneyimi yaşanırken, Türkiye’de Süleyman Demirel’in gündeme getirmeye çalıştığı başkanlık ya da yarı başkanlık hedefi tam da Peru deneyimini çağrıştırmaktaydı. Tüm yargısız infazlara, gözaltında kayıplara, işkencelere ve ağır mahpus cezalarına rağmen Türkiye’de silahlı mücadelenin tasfiye edilememesi, tüm zaaf ve eksikliklerine rağmen demokratik muhalefetin bir şekilde kendini var etmesi sonucu Demirel’in başkanlık hayali kendi içinde kaldı…
Öte yandan Türkiye’de başkanlık hayali bitmemiştir, bitmez de. İşte Sayın Erdoğan bir tür başkanlık rejimini tesis etmiştir. İnşa ettiği rejimin başkanıdır. Peki gelinen noktada inşa ettiği başkanlık rejimi halkın rızasını alıyor mu, kabul görüyor mu, toplum memnun ve mesut mu?
Kamuoyu araştırmalarının ve geçmiş yerel seçim sonuçlarının süren etkilerinin görünür kıldığı şudur: Adil geçecek ilk genel seçimde muhtemelen iktidarın kaybedileceği yönünde…
Başkanlık sistemi; iç dinamiği, toplumsal kurumsallaşması, sivil-yatay örgütlenmeleri zayıf olan, sürekli ekonomik, sosyal ve siyasal krizin yaşandığı, devlet ve şef geleneğinin güçlü olduğu bir ülkeye oturtulursa başka ne olacaktı acaba…
Kanıtlanmış deney şudur: Başkanlık sisteminin ABD dışında dünyada hiçbir ülkede başarılı olamadığı, deneyimlerin aşılmaz çoklu krizlere ve yıkımlara mahkûm olduğudur.
Kısacası başkanlık sisteminin olumlu tek bir örneği yoktur.
Latin Amerika ülkelerinde çıplak faşist diktatörlüklere yol açtığı gibi dikta rejimlerini kalıcılaştırdığı, sonuç olarak da toplumsal bir yıkım getirdiği genelde kabul görmektedir.
Ezcümle…
Başkanlık sisteminin “Trumplaşma” biçimi Türkiye’ye, hatta Amerika da dâhil dünya insanlığına neye mal olacak, bakalım görelim…
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
