Atak Logo

Atak Menü

Türkiye Devrimcileri Savaş Karşısında Nasıl Bir Hat İzlemelidir? (Ahmet Daşkapan)

Türkiye Devrimcileri Savaş Karşısında Nasıl Bir H…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
25 Mart 2026, 16:49 | Yazar: Ahmet Daşkapan | Kategori: Dünya
Türkiye Devrimcileri Savaş Karşısında Nasıl Bir Hat İzlemelidir? (Ahmet Daşkapan)

 

 

Bugün İran’a yönelik yürütülen savaş, yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyan tarihsel bir kırılma momentidir. Bu nedenle meseleye yaklaşım, dar ideolojik kalıplar ya da kimlik temelli tartışmalarla sınırlanamayacak kadar ciddidir. Türkiye devrimci hareketi açısından temel soru şudur: Bu savaş karşısında nasıl bir siyasal tutum alınmalıdır?

 


 

ANTİ-EMPERYALİST NETLİK ZORUNLUDUR

 

Her şeyden önce açık ve net bir gerçek vardır: İran’a yönelik saldırı, emperyalist müdahalenin bir parçasıdır. Bu müdahale, “rejim değişikliği”, “demokrasi getirme” ya da “özgürlük” gibi söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılsa da tarihsel deneyim bunun bir yanılsama olduğunu defalarca göstermiştir.

 

Bu noktada Tudeh Partisi’nin ortaya koyduğu yaklaşım, yalnızca İran için değil, bölgedeki tüm devrimci hareketler için önemli bir referans sunmaktadır. Tudeh, İran’a yönelik emperyalist saldırıya karşı net bir şekilde ülkenin yanında konumlanmakta ve anti-emperyalist bir hattı savunmaktadır. Bu tutum, ideolojik berraklık açısından belirleyicidir.

 


 

İRAN İSMİNDEN KAÇMAK EMPERYALİZME HİZMETTİR

 

Bugün bazı çevreler savaşa karşı çıkarken “İran” ismini özellikle kullanmaktan kaçınmakta, bunun yerine soyut ve genel ifadeler tercih etmektedir. Bu yaklaşım, ilk bakışta tarafsız ya da dengeli görünse de gerçekte emperyalist söylemin alanını genişletmektedir.

 

Çünkü emperyalist müdahaleler somut ülkelere yöneliktir. İran’a yönelik bir saldırı söz konusuyken İran adını anmaktan kaçınmak, saldırının hedefini belirsizleştirir ve politik netliği ortadan kaldırır. Bu durum, fiilen emperyalizmin söylem üstünlüğüne katkı sunar.

 

Türkiye devrimcileri açısından doğru hat, İran’a yönelik saldırıyı açıkça isimlendirmek ve buna karşı net bir duruş sergilemektir. Anti-emperyalizm, soyut bir ilke değil, somut bir politik konum alış gerektirir.

 


 

REJİM TARTIŞMASI ÜZERİNDEN POZİSYON KAYDIRMAK

 

Savaş karşısında en sık karşılaşılan ideolojik sapmalardan biri, tartışmayı İran’ın iç siyasal yapısına indirgemektir. Elbette her ülkenin iç politikası eleştirilebilir. Ancak emperyalist saldırı koşullarında bu tartışmayı merkeze almak, asıl çelişkiyi görünmez kılar.

 

Emperyalist savaş anlarında temel çelişki, saldıran güç ile saldırıya uğrayan ülke arasındadır. Bu çelişkiyi perdeleyerek odağı “rejim eleştirisine” kaydırmak, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde emperyalist müdahaleyi meşrulaştıran bir işlev görür.

 

Bu nedenle Türkiye devrimci hareketi, eleştiri hakkını saklı tutmakla birlikte, savaş koşullarında önceliği anti-emperyalist mücadeleye vermek zorundadır.

 


 

TUDEH’İN HATTI VE DEVRİMCİ SORUMLULUK

 

Tudeh’in yaklaşımı burada kritik bir yön gösterir. Parti, İran’ın iç siyasal yapısına dair eleştirilerini geri çekmeden, emperyalist saldırı karşısında ülkenin savunulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu, devrimci siyaset açısından diyalektik bir tutumdur.

 

Yani mesele, “ya rejim ya emperyalizm” gibi sahte bir ikileme sıkışmak değildir. Mesele, emperyalist müdahaleye karşı çıkarken, aynı zamanda halkların kendi kaderini tayin hakkını savunmaktır.

 

Türkiye devrimcileri de bu çerçevede şu temel ilkeleri benimsemelidir:

 

  • İran’a yönelik emperyalist saldırıya açık ve net biçimde karşı çıkmak
  • İran ismini kullanmaktan kaçınmadan politik netlik sağlamak
  • Tartışmayı rejim eksenine indirgemeden asıl çelişkiyi görünür kılmak
  • Bölge halklarının bağımsızlık ve egemenlik hakkını savunmak

 

 


 

SONUÇ: TARİHSEL BİR SINAV

 

Bugün yaşananlar, sıradan bir dış politika meselesi değildir. Bu süreç, devrimci hareketler için tarihsel bir sınav niteliğindedir. Bu sınavda belirleyici olan, ideolojik netlik ve politik cesarettir.

 

Ya emperyalist müdahaleye karşı açık bir duruş sergilenecek ya da dolaylı söylemlerle bu müdahalenin alanı genişletilecektir. Üçüncü bir yol yoktur.

 

Türkiye devrimcileri için doğru hat açıktır: İran’a yönelik savaşa karşı çıkmak, İran’ın adını açıkça anmak ve anti-emperyalist mücadeleyi merkezine alan bir siyasal duruş geliştirmek.

 

Bu yalnızca İran’la dayanışma değil, aynı zamanda bölge halklarının geleceğini savunma meselesidir.

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!