Atak Logo

Atak Menü

“Terörsüz Türkiye” Masalı ve Devletin Gerçek Yüzü (Ahmet Daşkapan)

“Terörsüz Türkiye” Masalı ve Devletin Gerçek Yüzü…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
18 Ocak 2026, 01:51 | Yazar: Ahmet Daşkapan | Kategori: Ülke
“Terörsüz Türkiye” Masalı ve Devletin Gerçek Yüzü (Ahmet Daşkapan)

 

Ben bir sosyalistim. Bu topraklarda “terör” kelimesinin ne zaman, kim için ve ne amaçla kullanıldığını çok iyi biliyorum. “Terörsüz Türkiye” diye pazarlanan şey, silahların susmasından çok daha fazlasıdır. Bu söylem; devlete itiraz eden herkesin, Kürtlerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve sosyalistlerin susturulmasını hedefleyen açık bir teslimiyet projesidir.

 

Devlet Bahçeli’nin Halep’teki katliam karşısındaki pişkinliği, devlet aklının Kürtlere bakışında zerre kadar değişim olmadığını bir kez daha gösterdi. Kobanê’den bu yana geçen onca yıla rağmen Türkçü devletçiliğin zihniyeti aynı kaldı: Kürt varsa tehdit vardır, itiraz varsa bastırılmalıdır. Değişen yalnızca kullanılan kelimelerdir; baskının özü aynıdır.

 

Bahçeli ve Erdoğan dünyayı “emperyalist kaos” olarak tarif ediyor. Evet, dünya kaotik. Evet, ABD ve İsrail emperyalisttir. Ancak bu tespiti halklar için değil, iktidarlarını tahkim etmek için yapıyorlar. Çünkü bu kaostan çıkardıkları tek sonuç şudur: Daha fazla polis, daha fazla ordu, daha fazla baskı ve daha az özgürlük.

 

Suriye meselesinde söyledikleri yalanlar artık gizlenemez hale geldi. Kürtlerin IŞİD’e karşı verdiği tarihsel direnişi “taşeronluk” diye yaftalayanlar, bilerek ve isteyerek gerçeği çarpıtıyor. Eğer Kürtler Kobanê’de, Rakka’da, Şengal’de direnmeseydi, bugün Türkiye IŞİD’in komşusu değil, belki de bir parçası olacaktı. Kürt halkı yalnızca kendini değil, insanlığı savundu.

 

Ama egemenler bunu affetmez. Çünkü Kürtlerin kendi kendini yönetme iradesi, bu devletin en büyük korkusudur. Bu yüzden SDG’yi kriminalize ederler, DEM’i hedef gösterirler; her Kürt kazanımını “beka sorunu” ilan ederler. Mesaj nettir: Ya teslim olacaksınız ya da yok sayılacaksınız.

 

“Terörsüz Türkiye” dedikleri şey; Gezi’yi, kadın direnişini, işçi grevlerini, Kürt siyasetini ve tüm devrimci itirazları aynı torbaya koyup ezmektir. Bahçeli’nin “dağdaki terör, şehirdeki vandalizm” sözü, bu topyekûn saldırının ideolojik kılıfıdır. Silahsız ama onurlu direnişi bile düşman sayan bir anlayışla karşı karşıyayız.

 

Bu artık sıradan bir otoriterlik değil, açık bir totaliter rejim arayışıdır. Sadece eylemi değil, düşünceyi de yasaklayan; sadece sokağı değil, hayali de suç sayan bir düzen kurulmak isteniyor. Devletin çizdiği sınırların dışına çıkan her söz, her kimlik, her umut “kaos” diye damgalanıyor.

 

Oysa tarih şunu defalarca gösterdi: Halkları boğan rejimler güçlü değil, çürüktür. Kürtleri, Alevileri, kadınları, emekçileri bastırarak güvenlik sağlanmaz. Bastırılan her hak, yarının daha büyük isyanını biriktirir.

 

Ben bir sosyalist olarak şunu söylüyorum: Kaostan çıkış totalitarizm değildir. Çıkış; emekçi halkların eşitliği ve özgürlüğüdür. Çıkış; Kürtlerin inkâr edilmediği, emekçinin sömürülmediği, kadınların susturulmadığı bir düzendir. Çıkış, totaliter devletten korkmayan bir toplumdur.

 

Ne kadar bastırırsanız bastırın, bu halk bitmez. Ne kadar yasaklarsanız yasaklayın, özgürlük fikri ölmez. Bu topraklarda gerçek güvenlik tankla değil; adaletle, eşitlikle ve özgürlükle kurulur.

 

Ve biz, buna rağmen değil; tam da bu yüzden devrimci mücadeleye yılmadan devam edeceğiz.

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!