Atak Logo

Atak Menü

REJİM DEĞİŞTİRME ANLATISI SÖMÜRGECİ EMPERYALİZMİN BİR ARACIDIR (Ahmet Daşkapan)

REJİM DEĞİŞTİRME ANLATISI SÖMÜRGECİ EMPERYALİZMİN…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
14 Mart 2026, 14:28 | Yazar: Ahmet Daşkapan | Kategori: Ortadoğu
REJİM DEĞİŞTİRME ANLATISI SÖMÜRGECİ EMPERYALİZMİN BİR ARACIDIR (Ahmet Daşkapan)

Sömürgeci güçlere karşı ezilen halkların mücadelesinde, ezilenlerin karakteri onların mücadelesini destekleme kararında belirleyici bir ölçüt değildir. Özellikle egemen halkların emperyal saldırgan büyük güçlere ve onların işbirlikçilerine karşı yürüttüğü meşru savunma söz konusu olduğunda bu daha da açıktır.

 

İran’a karşı savaşı durdurma çağrısından odağın, emperyalizm tarafından saldırıya uğrayan İran halkına yönelik eleştirilere kaydırılması gerçekte yalnızca kafa karışıklığı yaratmaktır ve sömürgeci emperyalizmin rejim değiştirme anlatısını güçlendirmekten başka bir anlam taşımaz.

 

Egemen bir ülke, büyük güçler ve onların müttefikleri tarafından askerî olarak saldırıya uğradığında her türlü savaş karşıtı tutumun çıkış noktası açık olmalıdır. Bu çıkış noktası saldırıyı mahkûm etmek ve halkların egemenlik ile kendi kaderini tayin hakkını savunmaktır. Tartışmayı saldırıya uğrayan ülkenin iç siyasal düzenine kaydırmak, gerçekte ulusal bağımsızlık ilkesini zayıflatmak anlamına gelir.

 

Bu mekanizma tarihsel olarak iyi bilinen bir durumdur. Sömürgeci ve yeni sömürgeci müdahaleler neredeyse hiçbir zaman çıplak bir güç mücadelesi ya da jeopolitik çıkar siyaseti olarak sunulmaz. Neredeyse her zaman ahlaki bir gerekçeyle örtülür. Demokrasi, insan hakları ve özgürleştirme söylemleri savaş ya da müdahaleyi meşrulaştırmak için öne sürülür.

 

İran söz konusu olduğunda da aynı retoriğin yeniden üretildiğini görüyoruz. İran’a yönelik saldırı, sanki İran halkını özgürleştirmeyi amaçlıyormuş gibi sunulmaktadır. Oysa gerçekte bu söylem, on yıllardır egemen devletlere karşı müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanılan klasik bir rejim değiştirme anlatısının tekrarından ibarettir.

 

Bu yaklaşımın tehlikesi iki farklı soruyu birbirine karıştırmasıdır. Bir tarafta bir halkın dış egemenlikten bağımsız olma hakkı vardır. Diğer tarafta ise o ülkenin kendi iç siyasal tartışmaları bulunmaktadır. Bu iki mesele birbirine karıştırıldığında, saldırıya uğrayan ülkenin hükümetine yönelik eleştiriler üzerinden dış müdahalenin meşrulaştırılabileceği izlenimi yaratılır.

 

Bu tam da sömürgeci müdahalelerin tarih boyunca kullandığı ideolojik mantıktır.

 

Bu nedenle çıkış noktasının açık tutulması gerekir. Bir ülkenin iç siyasetinin eleştirisi elbette mümkündür ve çoğu zaman o ülkenin halkı tarafından da yapılmaktadır. Ancak bu durum hiçbir şekilde dış güçlerin savaş yürütmesini, askerî baskı kurmasını ya da rejim değiştirme operasyonları yürütmesini meşrulaştıramaz.

 

Egemen bir ülke saldırıya uğradığında ilk ve temel ilke basittir ve açıktır. Önemli olan o ülkenin iç siyasetini yargılamak değil, saldırıyı reddetmek ve halkların kendi siyasal geleceklerini belirleme hakkını savunmaktır.

 

İran etrafında yükselen savaş tehdidi bağlamında bu ilke daha da önem kazanmaktadır. Tartışma, saldırının kendisini görünmez kılan yönlendirmelerle başka alanlara kaydırılmamalıdır. Meselenin özü, egemen bir ülkenin büyük güçlerin askerî baskısı ile karşı karşıya olmasıdır ve bu güçler açıkça İran hükümetini zayıflatma ya da değiştirme hedefinden söz etmektedir.

 

Bu nedenle çıkış noktası açık kalmalıdır: rejim değiştirme anlatısının reddedilmesi ve halkların kendi siyasal geleceklerini dış müdahale olmadan belirleme hakkının savunulması.

 

Savaşa karşı mücadele açıklık ve siyasal tutarlılık gerektirir. Gerçekten savaşa karşı olanlar, savaşı meşrulaştırmak için kullanılan rejim değiştirme anlatısını aynı anda yeniden üretemez.

 


 

Sonuç

 

Sonuç bu nedenle basit ve ilkeseldir.

 

İran’a karşı savaşı durdurun.
İran halkının egemenliğine saygı gösterin.

 

***

İran’a karşı savaş üzerine yazdığım önceki makalenin devamıdır.

 

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!