Atak Logo

Atak Menü

PRO SOSYAL-LİBERAL REFORMCU SOL BİR HAREKETTİR (Ahmet Daşkapan)

PRO SOSYAL-LİBERAL REFORMCU SOL BİR HAREKETTİR (A…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
01 Nisan 2026, 19:47 | Yazar: Ahmet Daşkapan | Kategori: Dünya
PRO SOSYAL-LİBERAL REFORMCU SOL BİR HAREKETTİR (Ahmet Daşkapan)



Hollanda'da uzun bir sürecin ardından GroenLinks ile PvdA arasındaki birleşme gerçekleşti ve yeni parti artık PRO adını taşıyor. GroenLinks’in oluşumu, zamanında birleşen partilerde sosyalizmden geriye kalan unsurlarla ideolojik bir kopuş projesiydi. Başka bir ifadeyle bu, sosyalizmle bilinçli bir ideolojik vedalaşmaydı. GroenLinks ile PvdA arasındaki birleşme ise, sosyal demokrasinin nihai ideolojik kopuşunun tarihsel bir teyidi olarak görülebilir. Daha politik bir ifadeyle bu, sosyal demokrasinin neoliberal ideolojiye kesin bir teslimiyetidir. Bu tespit kimseyi kişisel olarak hedef almak amacı taşımaz. Ancak ortaya çıkan yeni siyasi oluşum olan PRO'yu doğru bir şekilde tanımlamak tarihsel açıdan gereklidir.



Hollanda’daki tartışmalarda PRO çoğu zaman “sol”, “sosyal demokrat” hatta “sosyalist” kavramlarıyla birlikte anılıyor. Bu anlaşılabilir, çünkü parti dayanışma, kamu hizmetleri ve yeniden adil dağıtım gibi kavramları yoğun biçimde kullanıyor. Ancak analitik olarak daha doğru bir tanım şudur: PRO, sosyal-liberal reformcu soldur. Değerler ve hukuk devleti açısından ilerici, sonuçlar ve yeniden adil dağıtım açısından sosyal, ancak kapitalizm içinde reformcu ve sermayeden emeğe yapısal bir güç aktarımını hedeflemeyen bir çizgi.



Bu bir nüans gibi görünebilir, ancak basit bir kelime oyunu değildir. Aksine, PRO’nun neden birçok seçmen için aynı anda hem çekici hem de yetersiz göründüğünü anlamanın anahtarıdır.



Temel nokta: kapitalizmden kopmadan reform



Sosyal-liberal reformcu solun belirgin bir profili vardır. Bu yaklaşım, kapitalist temel yapıyı kabul eder, yani üretim araçlarının özel mülkiyeti, piyasa mekanizmaları ve kârın teşvik edilmesinin merkezi konumda olduğu bir sistem korunur. Kapitalizm dizginlenmek istenir. Kullanılan araçlar klasik araçlardır: yasalar ve kurallar temelinde disipline etmek, yeniden adil dağıtım, kamu yatırımları ve sosyal güvenlik.



PRO için mesele mülkiyet sorunu değildir. Mevcut kapitalist sistem içinde politika yürütme sorunudur. Nasıl kapitalizmi kökten tartışmadan sosyal politika yürütmek gerekir meselesidir.



PRO tam olarak bu çizgiyi temsil eder. Parti, piyasaları sınırlandırmak, büyük kirleticilerin bedel ödemesini sağlamak, kamu hizmetlerini güçlendirmek, eşitsizliği azaltmak ve yaşam güvencesini artırmak ister. Ancak strateji temelde yönetsel kalır: devlet çerçeveyi belirler, piyasa uyum sağlar, şirketler kendini adapte eder, halk ise korunur mantığını sürdürür.



Ortaya çıkan tablo şudur: sosyal olmak isteyen ama sermayenin güç temelini kırmayan bir siyaset. Tam da bu noktada gerilim doğar. PRO piyasayı dizginlemeyi savunsa da, bu düzenlemeyi toplumsal düzeyde zorlayacak güçlü bir emek hareketi ya da toplumsal güç tabanına sahip değildir.



Neden sosyalist değildir



Sosyalizm, dar anlamda sosyal politikalar toplamı değil, bir güç analizi ve mülkiyet projesidir. Temel varsayımı şudur: sömürü ve artı değer transferi tesadüf değildir, üretim araçları mülkiyeti ile emek arasındaki ilişkilerden kaynaklanır. Yatırım gücüne sahip olanlar, ekonominin yönünü, gelir dağılımını ve emeğin pazarlık gücünü belirler.



PRO mülkiyet meselesini merkeze koymaz. Eşitsizlik ve adaletsizlik eleştirisi vardır, ancak üretim araçlarının, yatırım kararlarının ve stratejik sektörlerin çalışanların demokratik denetimine geçirilmesine yönelik tutarlı bir program yoktur. Bu durum partiyi “sağ” yapmaz, ancak sosyalist de yapmaz.



Neden klasik sosyal demokrat da değildir



Klasik sosyal demokrasi tarihsel olarak işçi hareketinin siyasal koludur. Hedef sadece gelir politikası değil, emek gücünün örgütlenmesidir: sendikalar, toplu sözleşmeler, kolektif eylem, kurumsal karşı güç ve piyasa dışına çıkarma yani temel yaşam koşullarının piyasadan bağımsız hale getirilmesi.



PRO söylemde emek yanlısıdır, ancak esas olarak bir işçi örgütlenmesi projesi değildir. Motoru daha çok parlamenter ve yönetsel araçlardır: yasalar, teşvikler, yatırım fonları ve normlar. Bu araçlar sonuçları iyileştirebilir, ancak sermayeyi kalıcı biçimde sınırlayacak karşı gücü otomatik olarak yaratmaz. Sonuçta yatırım gücü sermayede kalır, devlet ise dengelemeye çalışır.



Liberal çekirdek: özgürlükler ve hukuk devleti



PRO'nun açıkça liberal olduğu alan, sosyo-kültürel ve kurumsal alandır. Parti, özgürlükler, azınlık hakları, bireysel haklar ve hukuk devleti konusunda güçlü bir duruşa sahiptir. Bu, tali bir unsur değil, temel bir sütundur. Otoriter eğilimlerin ve günah keçisi siyasetinin güç kazandığı bir dönemde bu liberal duruş önemli bir karşı güç oluşturur.



Ancak bu liberal çekirdeğin bir bedeli de vardır. Parti, geniş bir ilerici koalisyon mantığına yönelir ve bu süreçte sınıf temelli örgütlenme geri planda kalır. Kapsayıcılık, hukuk devleti ve iklim politikası üzerine kurulu bir siyaset, aynı anda güçlü bir sınıf partisi olmayı zorlaştırır, özellikle de yönetilebilirlik ve koalisyon siyaseti öncelik haline geldiğinde.



Stratejik paradoks: büyük hedefler, sınırlı araçlar



PRO aynı anda üç büyük dönüşümü gerçekleştirmek ister: sosyal yeniden adil dağıtım, iklim dönüşümü ve demokratik dayanıklılık. Bu hedefler, yerleşik güçlerle çatışmayı gerektirir: fosil lobiler, emlak sermayesi, finansal çıkar grupları, güvencesiz çalışma düzeni ve tekelleşme.



Ancak strateji “gücü yeniden dağıtmak” yerine “düzenlemek ve telafi etmek” üzerine kurulu kaldığı sürece bir paradoks ortaya çıkar. Hedefler yapısaldır, araçlar ise teknokratik kalır. Bu durumda devlet sürekli düzeltme yapmak zorunda kalır, ancak temel yapı, yani sermayenin yatırım ve emek üzerindeki hâkimiyeti değişmeden kalır.



Bu yüzden PRO bazı sol seçmenlere fazla temkinli, bazı merkez seçmenlere ise fazla iddialı görünür. Parti, sistem eleştirisi ile sistem yönetimi arasında bir yerde durmaktadır.



En doğru tanım: sosyal-liberal reformcu sol



Bu nedenle PRO'yu en doğru şekilde “sosyal-liberal reformcu sol” olarak tanımlamak gerekir. Sosyaldir, çünkü yeniden adil dağıtım ve kamu hizmetleri merkezde yer alır. Liberaldir, çünkü hukuk devleti, bireysel özgürlükler ve çoğulculuk temel sütunlardır. Reformcudur, çünkü kapitalizmi ortadan kaldırmak yerine onu düzeltmek ve dönüştürmek ister.



Bu bir eleştiri değil, bir tercihtir. Ancak bu tercihin açıkça ifade edilmesi gerekir. Çünkü asıl tartışma şudur: yasalar ve kurallar temelinde disipline etmek ve yeniden adil dağıtıma dayalı reformcu sol, sömürü, ekolojik kriz ve jeopolitik gerilim gibi yapısal sorunları çözmeye yeterli midir?



Sonuç



PRO'yu sosyalizm ya da klasik sosyal demokrasi ölçütleriyle değerlendirenler hayal kırıklığı yaşayacaktır. Çünkü parti ne bir işçi gücü projesidir ne de mülkiyet meselesini merkeze alır. Ancak PRO'yu sosyal-liberal reformcu sol olarak değerlendirenler, demokratik hukuk devleti içinde sosyal ve ekolojik ilerleme sağlamaya çalışan, fakat sistemi kökten değiştirmeyi hedeflemeyen bir siyasi oluşum görür.



Asıl soru, PRO'nun “gerçekten sol” olup olmadığı değildir. Asıl soru şudur: sermayeden emeğe gerçek bir güç aktarımı olmadan ve yatırımlar üzerinde daha güçlü demokratik denetim kurulmadan, reformcu sol bu çağın krizlerini çözebilir mi?

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!