SOL MASKESİ ALTINDA NEOLİBERAL İSTİLA: FNV’DE YAŞANANLAR (Ahmet Daşkapan)
Asscher’in önerilerinin sendikal harekete yönelik otoriter neoliberal bir istilanın parçası olarak nasıl işlediğine dair bir değerlendirme:
Neoliberalizmin Sendikal Hareket Üzerindeki Artan Etkisi
Hollanda’nın geleneksel solcu işçi sendikası FNV, katı ve halkı açlık sınırına sürükleyen neoliberal bir ideolojik istila altındadır. FNV içinde yaşananlar basit bir örgütlenme modeli ya da yönetim kültürü tartışmasının çok ötesinde. Bu durum, özgürlük ve serbest piyasa söylemine rağmen pratikte merkeziyetçilik, otoriter refleksler ve demokratik karşı gücü zayıflatma üzerinden işleyen daha geniş bir neoliberal eğilimle doğrudan bağlantılıdır. Neoliberalizm kendini dostça, modern ve profesyonel gösterir; fakat bu maskenin altında eşitsizliğe karşı duran kurumlar üzerinde daha fazla kontrol kurma arzusu vardır.
Bugün FNV’de gördüğümüz tam da budur. Lodewijk Asscher’in önerileri “zorunlu modernleşme” olarak sunulsa da gerçekte sol bir kılıf içinde yürüyen neoliberal bir istilanın parçasına dönüşmektedir. Bu öneriler sendikayı güçlendirmiyor; aksine onun üzerine kurulu olan demokratik zemini aşındırıyor.
Artan Eşitsizlik Döneminde Bir Sendika
Bu gelişmeler, çalışanların her zamankinden daha kırılgan olduğu bir dönemde yaşanıyor. Enerji, kira ve gıda fiyatları yükselirken ücretler geride kalıyor, geçim güvencesi zayıflıyor. Esnek çalışma ve taşeronlaşma, çalışanları daha bağımlı ve savunmasız hale getiriyor. Büyük şirketlerin kârları artarken çalışanlar düşen alım gücü ve azalan iş güvencesiyle karşı karşıya. Bu eşitsizlik, yıllardır sermaye lehine alınan siyasi kararların sonucudur.
Tam da böyle bir zamanda sendikal hareketin demokratik gücünü artırması ve bu gelişmelere karşı mücadeleyi büyütmesi gerekirken FNV içinde yöneticilerin yetkilerini artıran, üyelerin ise söz hakkını azaltan bir çizgi benimseniyor. Bu, neoliberal reformların tipik etkisidir: Karşı güç üretebilecek kurumların demokratik kapasitesini zayıflatmak.
Asscher’in Önerileri: Otoriter Bir Yön
FNV’nin en yüksek demokratik organı olan Üye Parlamentosu, Asscher’in önerilerini reddetti. Bu karar bağlayıcı olmalıydı. Ancak Asscher, üyelerin kararına geri dönmek yerine mahkeme yoluyla ek yetkiler talep etmeyi seçti. Bu yetkiler kendisine demokratik olarak verilmemişti. Birçok üye, bu yaklaşımı sendikal geleneklere tamamen ters düşen otoriter bir tutum olarak görüyor.
Demokratik bir örgüt üyelerine kulak verir; otoriter yönetimler ise hukuki dolambaçlı yollardan ilerler.
Destek Kalmadı: Onarılamaz Bir Güven Kırılması
Bu adım, FNV içinde Asscher’e duyulan güveni geniş kesimlerde tamamen yok etti. Aktif üyeler, temsilciler ve işyeri çalışanları, onun tutumunu sendikanın temel ilkeleriyle çelişkili buluyor. Artık Asscher ile FNV arasında onarılamaz bir güven krizi oluşmuş durumda.
Bir denetçi sendika içinde ancak örgütün desteğiyle görev yapabilir; şu anda böyle bir destek kalmamıştır. Bu nedenle giderek daha fazla üyenin varmış olduğu demokratik sonuç açıktır: Asscher denetçi görevinden ayrılmalıdır. Üyelerin demokratik iradesini tanımayan birinin sendikayı yönetmesi mümkün değildir.
Sendikanın yönünü belirleyebilecek tek organ, üyelerin en yüksek demokratik kurumu olan kongredir.
Sendikaların Neoliberalleşmesi: Son Aşama
Sendikaların neoliberalleştirilmesi, tesadüfi bir yan süreç değil; neoliberal projenin tamamlanmasındaki son aşamadır. Sağlık özelleştirildikten, eğitim piyasalaştırıldıktan ve sosyal güvenlik budandıktan sonra, işçilerin gerçek bir karşı güç oluşturabildiği tek alan sendikalardır.
Bu nedenle neoliberalizm, son evresinde yalnızca kamu hizmetlerini sınırlandırmakla yetinmez; sendikal hareketi de etkisizleştirmeye yönelir.
FNV: Neoliberalizme Karşı Son Savunma Hattı
FNV, çalışanlar üzerindeki baskının arttığı ve gerçek demokrasinin daraldığı bir sistem karşısında son savunma hattı konumundadır. Eğer sendika içeriden dönüştürülerek yönetimin tepede toplandığı, kolay kontrol edilebilir bir yapıya sokulursa, kolektif mücadele aracı olma özelliğini kaybeder.
Bu nedenle FNV içinde yaşanan mücadele ikincil bir mesele değildir; Hollanda’daki demokratik karşı gücün geleceğini belirleyecek temel alandır.
Sendikal Hareketin Geleceği İçin Mücadele
Bir sendika ancak üyeleri tarafından yönetildiğinde bir halk hareketi olabilir; kendilerini üyelerin üzerine konumlandıran yöneticiler tarafından değil. Sendika ne bir şirket ne de teknokratik bir kurumdur. Gücünü dayanışmadan ve tabandan gelen kolektif iradeden alır.
Bu nedenle FNV, temel ilkesine geri dönmelidir: Karar alma süreçleri üyelerin kongresiyle şekillenmeli, demokratik denetim sağlanmalı ve profesyonel yapı üyelerin hizmetinde olmalıdır. Sendika, neoliberal yönetim modellerinin içine hapsolmayı reddederek yönünü çalışanların belirlediği bir çizgiye oturtmalıdır.
Sendikal hareketin geleceği —ve Hollanda’da örgütlü karşı gücün geleceği— üyelerin ellerindedir. Ne denetçilerin, ne de otoriter yöneticilerin…
Sendikanın varlık nedeni olan insanların.
Ve şimdi, sendikayı depolitize etmek isteyen herkese karşı üyelerin kendi örgütlerini geri alma zamanıdır.
_______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen fikirler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
