Atak Logo

Atak Menü

Maraş katliamıyla hesaplaşmak… (Celalettin Can)

19 Aralık 2025, 14:56 | Yazar: Celalettin Can | Kategori: Ülke
Maraş katliamıyla hesaplaşmak… (Celalettin Can)

 Fotoğraf:  1+1 Forum

 

1978’li yıllarda Çorum, Sivas, Malatya, Elazığ, Maraş hattında, ABD Büyükelçiliği II. Kâtibi Aleksander Peck fazla dolaşıyordu. Süleyman Demirel’in Adalet Partisi ve Alparslan Türkeş’in Milliyetçi Hareket Partisinin ileri gelenleriyle, milliyetçi iş adamlarıyla, eşrafla, toprak sahipleriyle toplantılar düzenliyor, Türkeşvâri bir yaklaşımla bu bölgelerde ‘’Etnik Temizlik’’ gereğinden söz ediyordu.

 

Elazığ, Malatya ve Sivas’taki ilk denemelerden, direniş ve yerleşik halkın istenen ölçüde katılmaması nedeniyle istenen sonuç alınamamıştı. ‘’Etnik Temizlik‘’,  Alevi-Sünni çelişkisinin körüklenmesi üzerinden Maraş’ta gerçekleştirilecekti.

 

 Katliamın arifesinde Maraş’ta olan Aleksander Peck, en son 1980 Çorum Katliamında görülecek ve bir daha da görülmeyecekti. Kısa bir süre sonrada 12 Eylül Darbesi gerçekleşecekti zaten!

 

                                                               ***

 

MİT’in, 1975’de kurulan Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı Alparslan Türkeş’e bağlanması, MHP ile yakın çalışmasını sağlayacaktı.

 

Ocak 1978’de hükümet olan CHP, MİT’e hâkim olamayacaktı. Türkeş, Hukuk Müşavirliği, Psikolojik Savunma Başkanlığı, İstanbul, Ankara ve Diyarbakır Bölge Daire Başkanlıklarındaki yandaşları aracılığıyla CHP döneminde de MİT’i kontrol edecek, Maraş Katliamı’ndan aylar önce, adı geçen taraftarları üzerinden MİT’in güney bölgesini ele geçirecekti.

 

Maraş Katliamı’nın planlamasını, Türkeş’in dünürü MİT Hukuk Müşavirinin de içinde bulunduğu dört MİT mensubu yapacaktı. Bölgeden merkezi hükümete yapılması gereken istihbari bilgi akışı kesilecek, olayları sola bağlayan bir bilgilendirmeyle, hükümet ‘’uykuya yatırılarak’’ Katliam planı tezgâhlanacaktı.

 

MİT, bu rolünü 12 Eylül sonrasında da sürdürecekti. Faşistlerle ilgili raporlar mahkemelerden gizlenirken, sol gruplar hakkında sahte raporlar düzenlenecekti. Maraş Sıkıyönetim Komutanı Korgeneral Yusuf Haznedaroğlu, bu raporlara dayanarak katliamı tersine çevirerek, işkenceyle, sol bir gruba mal etmeyi deneyecekti.

 

  ***

 

12 Eylül Darbesi, Maraş Katliamı suçlularını da yakalamak için yapılmıştı ama 12 Eylül sonrasında Maraş olayları hakkında süren dava ise tam bir hukuk skandalı olarak tarihe geçecekti. 

 

Maraş Katliamı’nın faili olarak 804 kişi yargılanacak, katliamda birinci derecede rol oynayan 68 kişi, hiç yakalanmayacaktı. 379 kişi beraat edecek, 1-15 yıl arasında mahkûmiyet cezası ile yargılanan 314 kişinin cezalarında, önce 1/6 oranında indirim yapılacak, sonra hepsi mahkeme sürecinde salıverilecekti. 29 kişi hakkında verilen idam ve 7 kişi hakkında verilen müebbet hapis cezası, Yargıtay tarafından bozulacaktı. 1991’de çıkan Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişiklikle de, katliam sorumlularının hepsi salıverilecekti. Böylece, Maraş Katliamı dava dosyası sessiz sedasız kapatılacak, bundan sonrada bu dosya hiç açılmayacaktı.

 

                                                                     ***

 

Maraş’ta katledilenlerin resmi rakamı 117 idi. Dönemin Maraş Savcısı Dündar Soner, daha gerçek rakamlar ortaya çıkmadan sıcağı sıcağına ‘’200 ölümün gerçekleştiğini’’ açıklamıştı.

 

Maraş’da katledilenlerin asıl sayısı ve katliamın asli failleri kimlerdir, bilinen bir sır hâlâ.

 

Darbe koşullarını yaratmak için Türkiye’yi ‘’istikrarsızlaştırma“ siyaseti güden, darbeyi ‘’kendi çocuklarına“ yaptıran ABD’nin, A.Türkeş’in, dönemin 4 MİT yetkilisinin, kimi AP’li ve MHP’li ileri gelenlerinin, iş adamlarının, büyük toprak sahiplerinin, eşrafın, Susurluk Çetesi’nin rolü de bilinen bir sır hâlâ…

 

***

 

Maraş Katliamı ile ilgili belgeye, bilgiye, somut yaşanana dayanan ciddi iddiaların üzerine gitmeyen ‘’vicdanlı“ Ecevit’in ve dönemin CHP’nin tutumu ile ilgili günümüz CHP’si bir açıklama yapsın istiyoruz. 

 

Aksi takdirde iktidar yoluna girdiğine inanan CHP’yi Alevî, Kürt ve sol halka yönelik katliamlara karşı ‘’seyircilik“ tavrı, suç ortaklığı şaibesinden kurtaramamasının sonuçları vardır…

 

__________________________________________________________________________________

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerinin yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!