Atak Logo

Atak Menü

İran’a Yönelik Dış Müdahaleye Son, Kendi Kaderini Tayin Hakkı Tartışma Konusu Olamaz (Ahmet Daşkapan)

İran’a Yönelik Dış Müdahaleye Son, Kendi Kaderini…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
26 Mart 2026, 15:07 | Yazar: Ahmet Daşkapan | Kategori: Dünya
İran’a Yönelik Dış Müdahaleye Son, Kendi Kaderini Tayin Hakkı Tartışma Konusu Olamaz (Ahmet Daşkapan)

 

 

Son günlerde İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında ateşkes şartlarına ilişkin olası görüşmeler hakkında çıkan haberler, meselenin özünü yeniden açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu süreç, eşitlik temelinde yürüyen bir barış süreci değildir; aksine İran’a kolonyal Batı tarafından müdahale edilmesine ve İran’ın disipline edilmesine dayanan bir dayatma çerçevesidir.

 

Amerika Birleşik Devletleri tarafından öne sürülen şartlar, İran’ın iç siyasi ve stratejik tercihlerini doğrudan hedef almakta ve bu yönüyle İran halkının egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkına açık bir müdahale oluşturmaktadır.

 

Burada meselenin özünü ortaya koyan temel bir çelişki daha ortaya çıkmaktadır. İsrail nükleer silahlara sahipken, İran’ın bu tür silahlara sahip olup olamayacağı konusunda söz sahibi olarak İran’ı disipline etme sürecine dahil edilmektedir. Bu durum, ortada evrensel normların değil, güç ilişkilerinin ve kuralların seçici ve sömürgecilikten yana taraflı uygulandığını açıkça göstermektedir.

 

Burada yaşanan şey tarafsız bir diplomasi değil, siyasi ve stratejik bir boyun eğdirme sürecidir.

 

İran’a ilişkin tartışmalar sistematik biçimde bulanıklaştırılmaktadır. İnsan hakları, demokrasi ve “özgürlük” söylemleri üzerinden kolonyal bir mantık yeniden üretilmekte ve meşrulaştırılmaktadır. Dış güçler müdahalelerini ahlaki bir zorunluluk gibi sunarken, gerçekte jeopolitik ve stratejik çıkarlar doğrultusunda hareket etmektedir.

 

Buna karşılık tartışmaya açık olmayan temel bir ilke vardır: İran’ın siyasi geleceğinin tayin hakkının koşulsuz olarak yalnızca İran halkına ait olduğu gerçeği.

 

Bu nedenle her türlü dış müdahale istisnasız ve koşulsuz biçimde reddedilmelidir.

 


 

KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI TEMEL BİR HAKTIR

 

Halkların kendi siyasi geleceklerini belirleme hakkı, uluslararası hukuk düzeninin ve tarihsel adaletin temel ilkelerinden biridir.

 

Dış güçlerin bir ülkenin iç işlerine müdahale etmesi, bu hakkı doğrudan ihlal etmek demektir. Bu, ister askeri müdahale yoluyla olsun, ister ekonomik yaptırımlar ya da siyasi yönlendirme aracılığıyla gerçekleşsin, sonuç değişmez. Halkın iradesi dış aktörlerin çıkarlarına tabi kılınır.

 

İran örneğinde bu mekanizma açık biçimde görülmektedir. İç gerilimler, protestolar ve toplumsal çelişkiler sistematik olarak dış müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılmaktadır.

 

İç sorunlar ne kadar ciddi olursa olsun, dış müdahaleyi haklı göstermez.

 


 

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ SÖYLEMİ KOLONYAL BİR ARAÇTIR

 

Müdahaleler nadiren açıkça güç politikası olarak sunulur. Bunun yerine demokrasi, özgürlük ve insan hakları söylemi içine yerleştirilir.

 

Sözde rejim değişikliği söylemi, bu çerçevede müdahaleyi meşrulaştıran bir araç olarak işlev görür. Egemenlik yerine iç siyasi eleştirilere odaklanılarak dış müdahale için ahlaki bir gerekçe üretilir.

 

Bir hükümetin siyasi niteliği üzerinden dış müdahalenin kabul edilmesi, egemenliği koşullu hale getirir. Kendi kaderini tayin hakkı jeopolitik onaya bağlı hale gelir.

 

Bu, modern biçimde yeniden üretilmiş bir sömürgeciliktir.

 


 

EGEMENLİK KOŞULLU DEĞİLDİR

 

Bir ülkenin egemenliğine saygı, hiçbir koşulda o ülkenin yönetiminin niteliğine veya benimsediği siyasi modele bağlı olamaz.

 

Egemenlik ideolojik ya da jeopolitik ölçütlere bağlandığında, evrensel niteliğini kaybeder ve bir güç aracına dönüşür.

 

Batı düşüncesinden ve Batı’nın siyasi ve ekonomik düzeninden farklı olan tüm modelleri değersiz veya geri olarak nitelemek, özünde kolonyalist bir yaklaşımdır.

 

Bu, yalnızca Batı modellerini meşru varsayan sömürgeci bir yaklaşımdır.

 

Batı düşüncesi ve onun kurumsal araçları, dünya halkları için evrensel bir model değildir.

 

Batı’ya ait akıl yürütme biçimlerinin ve modellerin diğer toplumlara dayatılması, kolonyal düşüncenin özünü oluşturur.

 

Bu süreç ekonomik ve stratejik çıkarlarla birlikte ilerler. İran ve Venezuela gibi ülkelere yönelik müdahaleler, halkların özgürlüğü için değil; jeopolitik kontrol, kaynaklara erişim ve küresel güç dengeleri için yapılmaktadır.

 

Bu nedenle dünya genelinde bu anlayışa karşı bir direnç hattı oluşmaktadır. Bu direnç yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda dış müdahalenin egemenliği zayıflattığı ve halkın yaşam koşullarını kötüleştirdiği somut deneyimlere dayanmaktadır.

 


 

YAPTIRIMLAR VE MÜDAHALELER HALKI HEDEF ALIR

 

Dış müdahalenin en çarpıcı yönlerinden biri, halka destek olarak sunulmasıdır. Gerçekte ise en ağır bedeli yine halk öder.

 

İran’a yönelik ekonomik yaptırımlar, yaşam koşullarını ağırlaştırmış, enflasyonu artırmış ve toplumsal yapıyı zayıflatmıştır.

 

Bu baskı doğrudan iktidar yapısını değil, toplumun kendisini hedef alır.

 

Aynı zamanda iç gerilimler, daha fazla müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılır ve böylece dış baskı ile iç istikrarsızlık birbirini besleyen bir döngüye dönüşür.

 

Bu, halka destek değildir. Bu, halkın araçsallaştırılmasıdır.

 


 

ULUSLARARASI DÜZEYDE MÜDAHALE KARŞITI ORTAK TUTUM

 

Dünyanın farklı ülkelerinden onlarca siyasi partinin ortak açıklaması, bu yaklaşımı açık biçimde ortaya koymaktadır.

 

Bu partiler, İran’a yönelik her türlü dış müdahaleyi reddetmekte ve ülkenin geleceğinin yalnızca İran halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır:

 

Arnavutluk Komünist Partisi
Avusturya Komünist Partisi
Avusturya Emek Partisi
Bahreyn Demokratik İlerici Tribünü
Belçika Emek Partisi
Britanya Komünist Partisi
Kanada Komünist Partisi
Hırvatistan Sosyalist İşçi Partisi
AKEL, Kıbrıs
Danimarka Komünist Partisi
Mısır Komünist Partisi
Finlandiya Komünist Partisi
Almanya Komünist Partisi (DKP)
Yunanistan Komünist Partisi
Hindistan Komünist Partisi
Hindistan Komünist Partisi (Marksist)
İran Tudeh Partisi
Irak Komünist Partisi
Irak Kürdistanı Komünist Partisi
İrlanda İşçi Partisi
İsrail Komünist Partisi
Ürdün Komünist Partisi
Yeni Hollanda Komünist Partisi
Filistin Halk Partisi
Pakistan Komünist Partisi
Sırbistan Komünistleri
İspanya Komünist Partisi
İspanya Halkları Komünist Partisi
İspanya İşçi Komünist Partisi
Katalonya Komünistleri
İsveç Komünist Partisi
Amerika Birleşik Devletleri Komünist Partisi (CPUSA)
Venezuela Komünist Partisi

 


 

NET BİR TERCİH: EMPERYALİZME KARŞI HALKLARIN BAĞIMSIZLIK İLKESİ VE HALKLARIN KENDİ KADERİNİ BELİRLEME HAKKI

 

Bu meselede tercih açıktır.

 

Ya halkların kendi kaderini tayin hakkı savunulur ya da güçlü devletlerin bu hakkı belirlediği bir düzen kabul edilir.

 

Orta yol yoktur.

 

İran’a yönelik dış müdahaleye son.

Halkı hedef alan yaptırımlara son.

Rejim değişikliği operasyonlarına son.

 

İran hakkında karar verecek olan yalnızca İran halkıdır.

 

Bu bir görüş değil, ilkesel bir duruştur.

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!