Atak Logo

Atak Menü

Hatırlayalım! (Celalettin Can)

Hatırlayalım! (Celalettin Can)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
13 Mart 2026, 13:50 | Yazar: Celalettin Can | Kategori: Ülke
Hatırlayalım! (Celalettin Can)

 

Bugün 12 Mart Askeri faşist darbesinin 55. yıldönümü...


12 Mart'ın tarih önünde halk karşıtı anlamını unutulmaz bir ifadeyle hafızalar kazıyan 12 Mart Askeri darbe  darbe şefi Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın: 'Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı, önünü kesmek gerekir' cümlesini hatırlayalım!


1969 sonlarında Amerikan konsolosluğunun İstanbul da verilen  bir resepsiyonunda  'yeni kuşak devrimci liderlerin sadece Türkiye için değil, soğuk savaş dünyasında dost ülkeler içinde  tehlikeli oldukları, tasfiye edilmeleri gerektiği  yönündeki görüşlerini ve istekleri üzerine 'olumlu karşılayan'  Demirel'i, darbenin verdiği muhtıraya parlamentonun direnmemesini, üstelik meclis kürsüsünden okunmasını, Nihat Erim'in 'özgürlüklerin üzerini şalla örtme' cümlesinde ifadesini bulan, özgürlüklere karşıt faşizan duruşunu   hatırlayalım!
 

12 Mart darbesinin sadece, aşağıdan gelen sosyal-siyasal uyanışı durdurmaya yönelik  bir darbe olmadığını, asker ve bürokrasi içerisinde görece 'ilerici-devrimci' bir eğilimin tasfiyesi edildiğini de hatırlayalım!

 

60'lı yıllardan itibaren, demokratik ortamda gelişen, halka da yansımaya başlayan, toplumsal uyanışın ve sol hareketlerin nasıl tasfiye edildiğini, 68 kuşağının ateş taşıyıcıları Mahir'lerin Deniz'lerin, Sinan'ların,İbrahim'lerin,   iki Hüseyin'in nasıl katledildiğini, binlerce devrimci ve aydının 'balyoz operasyonları üzerinden nasıl işkenceden geçirildiğini, zindanlara  atıldığını hatırlayalım!..
 

12 Martt'a, Kel Eyüp namıyla matuf  'ünlü' bir işkencecinin, Kızıldere katliamında sağ bırakılan  bir 68'li bir devrimciye, gelecek devrimci kuşakları bekleyen akibetle ilgili, 'Bütün hazırlıklar yapıldı, silahlar depolandı, gizli ilişkiler kuruldu, siz sağ alınan son paketsiniz, bir daha asla hiç birinizi sağ teslim almayacağız' cümlesinde ifade ettiği 70'li yılların Yeni genç kuşağının Kürt ve Türk devrimcilerinin gelecek 78 kuşağının daha 12 Mart'ı kapatırken 'kaleminin kırıldığı'nı hatırlayalım!..
 

 İdamcılarla, işkencecilerle hesaplaşma sözünün gölgesi altında büyük umutlarla hükümet olan Bülent Ecevit'in ve sol'un 12 Mart darbesiyle yüzleşip  hesaplaşmamasını, Türkiye'nin hala hesabını verememenin suçuyla kıvrandığı 5000 genç bedenin cenazesi üzerinden 12 Eylül darbesinin önünün açıldığını, 12 Mart'ta 'yarım kalan' darbe rejimini kalıcılaştırma, toplumun devrimci güçlerinin tasfiye edilerek Türkiye'yi, emperyalizmin kurduğu tuzakların içine dibine kadar düşürme operasyonunun hala sürdüğünü hatırlayalım!..
 

Hatırlayalım! Menderes,Zorlu, Polatkan üçlüsünün 1960 darbesinin marifetiyle   asılmasına karşı TBMM'deki Adalet Partisi Milletvekilleriyle  'Üçe üç' yaygarasıyla Deniz'leri ipe gönderen, bir noktadan sonra 12 Mart'ın perde arkası Başbakanı olan Demirel ile yüzleşip hesaplaşamadımızı hatırlayalım!

 

Düşünelim!
 

12 Mart darbesiyle yüzleşip hesaplaşabilseydik şayet,  70'li yıllarda iç savaş yaşanabilirmiydi, devamla Kanlı bir savaş yerine, Kürt-Türk kardeşliği daha az sancılı bir yoldan kurulamazamıydı ve binlerce ve binlerce on binlerce kadınlı erkekli genç insanımızı, arkadaşımızı kaybedermiydik acaba?..   

 

Sınırlı bir gözlem dahi Türkiye'yi 12 Mart darbesine hazırlayan, 12 Mart cinayetlerini ve katliamlarını yapan kadronun ve finansörlerinin 70'li, 80'li, 90'lı yıllarda, hatta kısmen sonrasında iş başında olduğunu, onların katliamcı, faşist zihniyetinin sürece hakim olduğunu ortaya çıkarır. 

 

Darbecilik sürüyor, yüzleşip,  hesaplaşamadığımız 12 Mart ve 12 Eylül darbeciliği bugünün içinde sürüyor, neden mi? aşılamayan dünün kanlı mirası bugündür çünkü!..

 

16 Mart', Balgat', Bahçelievler, Malatya, Sivas'-Madımak ,Çorum, Maraş,  kısacası bütün 70'li yıllar  Türkiyeye  özgü 'Endonezya tipi tenkille süregeldi...   

 

Komünizme karşı 'Milliyetçi Cephe' kisvesi altında gerçekleştiren katliamlarla, Türkiye  Yüzleşip hesaplaşamadı... "Bana milliyetçiler cinayet işledi dedirtemezsiniz" derken aslında katliamları ve perde arkasını itiraf eden Demirel'lerle, Türkeş'lerle, Bayar'larla Yüzleşip hesaplaşamadık.

 

Yüzleşip Hesaplaşamadığımız içindir ki Gazi mahallesi katliamını, Madımak'ı,Roboski'yi  vd'ni.  yaşadık

 

Toplum ve halk olarak yakın tarihimizle Yüzleşip hesaplaşma yakıcı bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor. Gerçekleri Araştırma, Yüzleşme ve Adalet Komisyonları üzerinden, yarınlarımızın da dün olmaması için yüzleşip hesaplaşmayı yaşamak, rahatlamak zorundadır Türkiye!

 

Unutmayalım!

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!