78’liler yüzleşiyor! Unutmuyor! Hatırlıyor, hatırlatıyor! (Celalettin Can)
Bundan 25 yıl önce 12 Eylül darbesinin 20. yılının şafağında “meselemiz tükenmeyendedir, dedik ve yola çıktık…
Şair’in dillendirdiği gibi…
“…Eski zamanlarda olduğu gibi
Dersimiz tarih
Unutmayın kaldığımız yeri, yenilmedik daha
Masal alın koynunuza. Belki dönemeyiz uzun zaman
Masallar hatırlatır size doğduğunuz yeri, ilişkiler iklimini
Çocukluk taşınabilir bir şeydir
Alınsa da elinden geçmişi” (Murathan Mungan)
1970’li yıllarda “halk için halkla beraber” dünyayı değiştirmek, dünyanın Türkiye’sini yaşanılır güzel yarınlara taşımak için yollara düşen, binlerce canını kaybeden, yüz binlerce ile yaralanan, 12 Eylül cuntasının işkence tezgâhlarından, kukla mahkemelerinden, zindanlarından geçen, idam edilen, yurttaşlık hakları yasaklanmış olarak salıverilen, tek kelimeyle Cumhuriyet tarihinin en politik kuşağı ama en büyük linçini yaşayan 78’liler, 25 yıldır geçmişin küllerini savurarak bir tarihi dönemin inkâr edilen, yok sayılan toplumsal hafızasını yeniden,
yeniden hatırlıyor ve hatırlatıyor.
Devlet ideolojisinin tarih olarak ezberletildiği bir ülkede, tarihten, siyasetten, toplumsal hayattan silindiği iddia edilen kuşağımız, yeni bir tarih bilinciyle geçmişten geleceğe hatırlıyor, hatırlatıyor.
Süren 12 Eylül ile, darbecilerle, darbe siyaseti ve kültürüyle toplumsal suç ortaklığını reddederken hatırlıyor hatırlatıyor.
İnsanını tarihiyle, tarihini insanıyla buluşturarak hatırlıyor ve hatırlatıyor.
Sadece yaşanmışlıklardan ve acı tecrübelerden süzülmüş bir bilge devrimcinin bilgisi ve bilinciyle değil, izleyeceği yolun ve tarihin yeni bilgisiyle yenilenerek düşüyor yollara…
Önce tarih bilinci
Tarih bilinci, devrimci geçmişi bilme ve yaşanmışlıkları ortaya çıkarmanın ötesinde, resmi tarih dışında yeni bir bakışın açısıyla konumlanarak, geçmişin bilgisi ve bilincinin, bugünün demokrasi ve özgürlük mücadelesine bağlanması, ülkenin ve halkın geleceğine ışık tutması, yeni nesillerin önünü açması anlamına geliyor.
Bütün bunlardan geçmişin bilgisinin ve belgesinin açığa çıkarılıp toplumsallaşması, tarihimizin bilgisinin ”Resmi Tarih’’e bırakılmayacak kadar hayati önemde olduğu sonucu çıkıyor.
12 Eylül darbesiyle birlikte, devasa boyutlarda, aralıksız sürdürülen “kirli” yönlendirme kampanyalarına karşı, kuşağımız kendi tarihinin bilgisi ve belgesini hala bütün yönleriyle yeterince ortaya çıkaramayışını dışımızdaki nedenlerle açıklamadan bu doğrultudaki çalışmasını ısrarla sürdürüyor…
Devrimcinin hayatı tarihe, tarihin kendisi devrimcinin hayatına dahilse, ”söylenen senin şarkındır” cümlesinde geçen 12 Eylül 1980 faşist darbesinin sürekli operasyon, ağır baskı, zindan işkence, yargısız infaz, idam politikalarının… yarattığı bir sonuç olarak “yarım kalan şarkımızı tamamlamak” gerekiyor.
Özün sözü
78 kuşağının bilgisinin, belgesinin, hatıralarının, deneyiminin bulunduğu devrimci hazinemizin esasen kuşağımızı oluşturan binlerce ve binlerce 78’linin bizatihi kendileri olduğu gerçeğidir.
Her 78’linin tarih önünde ve siyasi o78’liler yüzleşiyor! Unutmuyor! Hatırlıyor, hatırlatıyor! (Celalettin Can)larak derin anlamı, o 78’linin belleğinde ve bilincinde saklı duran bilginin, belgenin ve deneyimin değeridir.
Açığa çıkarılıp özellikle yeni nesiller üzerinden toplumsallaşması gereken de budur.
78’lilerin ve 78’liler Hareketinin tarihi yürüyüşü sürüyor…
_______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
