Şükriye Ercan
Yazarın Tüm İçerikleri
Halepçe Katliamı: Elma Kokusunun Taşıdığı Ölüm (Şükriye Ercan)
Bugün, 16 Mart 1988‘de insanlığın en büyük utançlarından birinin yaşandığı Halepçe Katliamı’nın yıldönümü. O gün, Halepçe’nin sokaklarında sadece masum insanlar değil, bir halkın umutları, çocukların hayalleri ve insanlık onuru da katledildi. Öyle bir ölüm geldi ki, çocuklar son nefeslerinde elma kokusu soluyarak gittiler. Ama bu koku, baharın tazeliğini değil, ölümün sinsiliğini taşıyordu…
8 MART: TARİHSEL HAFIZA, DEVRİMCİ KADINLAR VE ÖRGÜTLÜ ÖZGÜRLÜK (Şükriye Ercan)
8 Mart bir anma günü değil, kadınların emeğe, sömürüye, savaşa ve erkek egemenliğine karşı tarihsel başkaldırısının adıdır. 1857’de yanan kadın işçilerin ateşi bugün meydanlarda ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganlarında yaşamaya devam ediyor. Kadın mücadelesi yalnızca hak mücadelesi değil, aynı zamanda sınıf mücadelesidir. Özgürlük verilmez, örgütlenir. Kadınların yan yana gelişi direniştir, dayanışmadır ve yeni bir dünyanın kurucu iradesidir.
Ekoloji ve Marksizm: Doğa, Toplum ve Mücadele
İnsanlar binlerce yıl boyunca çevreye verdikleri zararı, doğayla kurdukları ilişkiyi ve bunun sonuçlarını sayısız biçimde kanıtlamıştır. Doğa ile insan arasındaki …
Bir Ulusun Yok Edilemeyen Hafızası
Uluslar yalnızca sınırlarla tanımlanmaz. Bazıları hafıza, dil ve direnç üzerinden var olur. Kürt halkının yüzyılı aşan deneyimi, inkâr ve bastırma politikalarının bir halkı yok etmek yerine nasıl görünür kıldığını gösterir. Bu yazı, Kürt meselesini örgütler ya da güvenlik başlıklarıyla değil; tarih, toplumsal süreklilik ve birlikte yaşama ihtiyacı üzerinden ele alıyor. Amacı tartışmayı sertleştirmek değil, gerçeği sakin bir dille hatırlatmaktır ve kalıcı bir çözüm ufkunu görünür kılmaktır.
İnsan Hakları Haftasında Susturulan Hakikatler: Epistemik Adaletsizlik (Şükriye Ercan)
“İnsan hakları mücadelesi, sadece ihlallerin sonuçlarına odaklanmakla kalmayıp, epistemik adaletsizlikle de ilgilidir. Bu adaletsizlik, bireylerin tanıklıklarının sistematik olarak değersizleştirilmesiyle ortaya çıkar. Kadınlar ve insan hakları savunucuları, yaşadıkları haksızlıkları ifade ederken sıkça kuşkuya maruz kalırlar. Bu durum, demokratik tartışmaların zayıflamasına ve hakikatlerin kamu alanından dışlanmasına yol açar. Sonuç olarak, adaletin sağlanması için hakikatlerin tanınması şarttır.”
Kürt Sorununda CHP’nin Dağılan Samimiyet Söylemi (Şükriye Ercan)
Türkiye’de devlet–Kürt ilişkilerinin en kritik dönemeçlerinden biri olan İmralı süreci, yalnızca hükümetin değil, tüm siyasal aktörlerin nerede durduğunu açık biçimde …
