Haydar Avşar
Yazarın Tüm İçerikleri
YOLUN ONTOLOJİSİ VE MODERN TANINMA REJİMİ: ALEVİLİKTE KİMLİK, SINIR VE ÖZERKLİK (Haydar Avşar)
Alevilik bir kimlik değil, ontolojik bir varoluş biçimidir. Modern tanınma rejimi toplulukları kategorilere indirger, sabitler ve temsil talep eder; oysa yol ontolojisi süreçsel, ilişkisel ve rıza temellidir. Tanınma hukuki görünürlük sağlasa da ontolojik alanı daraltabilir. Özerklik, alan ayrımı ve ontolojik süreklilik, kimliği araç olarak korumanın temel stratejisidir.
KAİSARİANİ VE DEVLET ŞİDDETİNİN SÜREKLİLİĞİ (Haydar Avşar)
1 Mayıs 1944’te Kaisariani’de 200 komünistin infazı, yalnızca Nazi işgalinin misillemesi değil; Ioannis Metaxas döneminden işgal ve iç savaş sürecine uzanan anti-komünist devlet şiddetinin sınıfsal ve ideolojik sürekliliğini gösteren, devrimci öznenin ölüm anında dahi tarihsel bilinçle kurulduğunu ortaya koyan siyasal bir tasfiye, kolektif hafızada direnişin kalıcı sembolüdür.
Devletin Ontolojik Eleştirisi ve Komünal Olanın İmkânı (Haydar Avşar)
Bu makale, modern siyasetin temel kategorileri olan devlet, demokrasi, temsil ve egemenlik kavramlarını ontolojik bir düzlemde eleştirerek komünü bir yönetim modeli değil, iktidarsız bir ilişki biçimi olarak yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır; bu bağlamda. Çalışma, “geçiş devleti” fikrinin yapısal olarak neden yabancılaştırıcı olduğunu tartışmakta; devletsiz zor, savunma, suç–ceza ve örgütlenme sorunlarını komün merkezli bir perspektifle ele almaktadır. Komün–parti–federasyon ilişkisi, ikameye ve merkezileşmeye düşmeden genellik üretmenin imkânı olarak tartışılmakta; Alevi ontolojisi ise bu tartışmaya evrenselleştirilebilir bir ontolojik zemin olarak dâhil edilmektedir. Makale, sonuç olarak bir program önermekten ziyade, modern siyasetin sınırına işaret eden bir eşik tartışması sunmaktadır.
Epstein Adası ve Bebek Oteli: Kapitalist Çürüme, Seçici Bilgi ve Sosyalist Çözüm (Haydar Avşar)
“Epstein Adası ve Bebek Oteli vakaları, bireysel sapkınlık değil, kapitalist sistemin ürettiği yapısal çürümenin sonucudur. Elit dokunulmazlığı, seçici hukuk, bilgi-iktidar ilişkileri ve medya manipülasyonu bu çürümeyi gizler. Çözüm, yüzeysel reformlarda değil; kolektif örgütlülük, şeffaflık ve sosyalist üretim ilişkileriyle eşit, hesap verebilir bir toplumsal düzenin inşasındadır; bu süreç bireyleri korur ve sınıfsal sömürüyü ortadan kaldırır.”
Gölgeye Sığınan Sol (Haydar Avşar)
Bu makale, Türkiye solunun güncel siyasal tıkanmasını, öznel niyetler ya da dönemsel baskılar üzerinden değil; sınıf siyasetinin çözülmesi ve bağımsız siyasal öznenin ikame edilmesi üzerinden ele almaktadır. Çalışma, Marksist tarihsel materyalizm temelinde, “dayanışma”, “ittifak” ve “demokratik mücadele” söylemleri altında sınıf merkezli siyasetin nasıl geri plana itildiğini tartışmaktadır. Ulusal hareketlerle kurulan ilişkiler, hegemonya ve disiplin mekanizmaları, temsil ve erteleme pratikleri bağlamında incelenmekte; bağımsız sınıf öznesinin hangi ilke, sınır ve program çerçevesinde yeniden kurulabileceği teorik bir bütünlük içinde ortaya konulmaktadır. Makale, sınıf siyasetinin başka siyasal hatlar tarafından ikame edilmesine karşı, akademik temelli bir kopuş zorunluluğunu savunmaktadır.
Patrimonyal Süreklilik, Liderlik ve Tarihin Kolektif Mülkiyeti (Haydar Avşar)
Bu makale, Türkiye’de patrimonyal devlet geleneğinin devlet, liderlik, tarih ve siyaset anlayışını nasıl belirlediğini; Alevilik, Kürt siyasal hareketi ve sol örgütler üzerinden kolektif öznenin bastırılışını tartışır. Temel tez, tarihin liderlerin değil halkın kolektif mülkü olduğu kabul edilmeden özgürleştirici bir siyaset kurulamayacağıdır ve patrimonyal sürekliliğin tüm ideolojik biçimler altında yeniden üretildiğini gösterir.
