Mehmet Güzel
04 Nisan 2026, 21:22 | Dünya
İsrail ve ABD’nin İran’a Karşı Başlattığı Savaş, İran’ın Direnişi ve Doğru Tavır (Mehmet Güzel)
Sunum:
17 Mart 2026 tarihinde Facebook profilimde yaptığım bir paylaşım üzerine Efkan Tolay ile bir polemiğe girdik. Bölgemizde devam eden İsrail-ABD ile İran arasındaki savaş ve bunun karşısında takınılması gereken tavır hakkında iki farklı görüşün çatışmasını yansıtan ama düzeyli ve karşılıklı saygıya dayalı bu polemiğin yararlı bir içeriğe sahip olduğuna inanıyorum. Bu nedenle muhatabımın olurunu alarak bu polemiği bir bütün halinde ilgililerin ilgisine sunuyorum. (Mehmet Güzel)
Polemik Metni
Mehmet Güzel’in paylaşımı:
Çok duygulandım ya! Neredeyse ağlayacağım. Peşmerge Güçleri Geerve Mahmur Cephesi Komutanı Sirwan Barzani (her yetkilinin Barzani sülalesinden olması Allah’ın farzıdır!) açıklama yapmış. Güya, Kuzey Irak Kürt bölgesinde “danışmanlık yapmak amacıyla varlık sürdüren Fransız üssüne” Irak’ın direniş güçleri saldırı düzenlemesi sonucunda peşmerge ve Fransız askerlerden yaralananlar olmuş. “Ve maalesef” bir Fransız askeri sorumlu ölmüş! Vah vah vah!
Sirwan Barzani, harap olmuş olan Fransız üssünde poz vererek ölen ve yaralanan Fransızlar için duygusal açıklamada bulunmuş.
Ağlayın yavrum ağlayın. Topraklarınızı dünya halklarının düşmanı olan emperyalistlere açın, İran’a yönelik saldırıların rezil bir aparatı olun, ondan sonra direniş güçleri tarafından cezalandırılan emperyalist devletlerin kayıplarına ağlayın.
Siz bu gidişle daha çok ağlayacaksınız.
“Ortadoğu yeniden şekillenecek, biz de ABD-İsrail’in safında kullanılmaya hazır olarak pusuda bekleyelim, belki de bu sofranın artıklarından bize de bir şeyler çıkar” pozisyonundasınız. Ve mazlum bir millet olduğunuz halde mazlumun değil, zalimin safında durdunuz. Yanlış ata oynadınız. Dünya imparatoru büyük şeytan ile soykırımcı haydut küçük şeytanın yenilemez, karşı gelinemez olduğunu zannettiniz.
Evet, Ortadoğu yeniden şekilleniyor ama emperyalizmin istediği ve planladığı gibi olmayacak. İran’ın ve direniş ekseninin dünya hâkimi bu “güç uygarlığını” madara ederek, Ortadoğu’daki etki ve nüfuz gücünü kırarak şekillenecek. Siz de bu rezil duruşunuzun bedelini mutlaka ödeyeceksiniz.
Efkan Tolay:
Şunu açıkça söyleyeyim: Peşmergenin geri yönleri ve Barzanilerin tekçi yaklaşımı beni de tatmin etmiyor. Ama buna rağmen, Kürtlere bakışınız onlarınkinden çok daha sorunlu görünüyor. Bu yüzden onlar birçok noktada sizden daha haklı ve daha insani bir yerde duruyor.
Saddam’ın sadece bu ayda 6.000 Kürdü kimyasal silahlarla katlettiğini biliyoruz — ki bu en düşük tahmin. Onun iktidarı boyunca yapılan katliamları toplarsak tablo çok daha ağır. Buna rağmen yıllarca bu tür rejimlere destek verildi. Esad’ın zulmü ortada, İran’ın idamları ortada, Türkiye’nin katliamları ortada.
Şimdi soruyorum: Bunlar emperyalist ya da zalim değil de nedir?
Bir Kürt olarak, elbette halkıma zulmeden bir rejimin yıkılmasını isterim. Bu çok doğal. İran sosyalist bir yapı değil ki onu savunasınız. Yazdıklarınızı siz de okuyun.
Kürdistan topraklarını işgal eden devletler kim olursa olsun, bunlara karşı duran her güç Kürtler tarafından desteklenir. Bu kadar açık.
Siz ise bu rejimlere dolaylı ya da açık destek veriyorsunuz. Sorun burada. Kürtleri insan yerine koymayan bir yaklaşım var ve siz bunu görmezden geliyorsunuz.
Bu yaptığınız şey devrimcilik değil, sadece yüzeysel bir dergi devrimciliğidir.
Mehmet Güzel:
Sorun yok, emperyalizmi ve Siyonizmi Ortadoğu’da dize getiren direniş güçlerinin, mütecaviz emperyalist devletlere yaşattığı kayıplar için isteyen herkes ağlayabilir, serbestsiniz.
Ben ise tam tersine direniş güçlerinin, güç sarhoşu, kibir abidesi ve dünyadaki bütün kötülüklerin anası ABD-İsrail’e karşı her başarısına seviniyorum. Kolesterolüm düzeldi; çünkü yüreğimin yağları eriyor.
Mazlum Kürt halkı neden kendini ve safını sorgulamıyor? Neden yanlış tarafta durduğunu kabul etmiyor? Mazlum olduğu halde dünyanın en zalim güçlerinin safını tercih ediyor?
Münih “Güvenlik” Konferansı’nda, Kürt hareketinin emperyalist kampa resmen kabul edilmesinin törenine tanık olduk. Kolay gelsin!
Türkiye soykırımcı devletiyle bir “hiç” karşılığında bütünleşin, HTŞ soykırımcı kukla yönetimiyle “entegre” olun, ABD’ye güvenmenin sonucunda Rojava’da askerî varlığınız sıfırlansın, daracık bir alana sizi hapsetsinler, Irak’ta topraklarınızı saldırgan ve mütecavizlere kullandırmada beis görmeyin… Ama İsrail-ABD’nin İran’a ahlaksızca saldırısı ortamında “entegrasyon”, “silah bırakma”, “devletle bütünleşme” geçersiz oluyor. Pusuya yatalım, muktedirin gölgesinde sofradan artık bekleyelim! İyi valla!
Bir de ne günlere geldik be; emperyalizme, Siyonizm’e karşı duranlar “devrimci olmamakla” suçlanıyor, emperyalizmle ve Siyonizm’le iş birliğini savunanlar ise yüce devrimci addediliyor! Hey tanrım, sen nelere kadirsin!
Efkan Tolay:
Artık “emperyalist, Siyonist, faşist” gibi söylemler toplum için eski anlamını yitirdi. Bugün mesele ideolojik etiketler değil; ölüm mü, yaşam mı sorusudur. Gerçeklik budur.
Evet, bu güçler emperyalist. Ama mesele sadece onları tanımlamak değil; bu gerçeklik karşısında ne yaptığımızdır. Hayal dünyasında yaşamayı bırakmak gerekiyor. Acı da olsa şunu kabul etmek lazım: yenildik. O tren bana göre 5 Mart 1953 sabahı bitti.
Bugüne gelirsek… Kürt hareketi bu süreci okuyan, buna göre pozisyon alan bir yapıya sahip. Real sosyalizmin çöküşünden sonra nasıl ayakta kalınır, nasıl mücadele edilir — bunu çözmüş durumdalar.
Ama diğer sol, sosyalist, Marksist yapılar için aynı şeyi söylemek zor. Halkın içinde karşılığı olan, mahallede umut olan kaç yapı kaldı? Semboller var, söylemler var ama pratik yok. Hatta birçoğu, farkında olmadan, Ümit Özdağ-Çömez gibi çizgilerle aynı yere düşmüş durumda.
Daha da ötesi; geçmişte Esad’la, bugün başka güçlerle, kimi zaman da gerici yapılarla yan yana duranlar var. Hamas gibi yapılar, İran’daki molla rejimi… Bunlara eleştiri getirmeden, hatta savunarak siyaset yapılmaz.
Kürtleri kimse aptal yerine koymasın. Bu halk her şeyi görüyor. Kimin ne yaptığını, kimin kimle yürüdüğünü biliyor.
Bugün gerçek şudur: Ortadoğu’da herkes kendi çıkarı için hareket ediyor. Devletler de, örgütler de. Kürtler de bu gerçeklik içinde, kendi varlığını korumak için hangi seçenek mümkünse onunla hareket etmek zorunda kalıyor.
Bu bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Mehmet Güzel:
Kolay gelsin. Dünya saflaşmasında zalimin safına geçmenin teorik gerekçelendirme argümanları bunlar. Yok, emperyalizm, Siyonizm, faşizm kavramlarının devri bittiymiş!
Kürt hareketini bu kavramların safına “hayatta kalma” bahanesiyle sokarsanız, mazlum safını terk edip zalimin safında yaşam garantisi aramaya başlarsanız bu teorik gerekçeleri sunmaya başlamanız doğal olur.
Emperyalizme, Siyonizm’e köle olmayanın yaşama olanağı yokmuş gibi!..
İzleyin bakalım, o küçümsedikleri İran (yönetim şekline ben de kesinlikle karşıyım, o ayrı), dünya imparatoru ve dünyadaki bütün kötülüklerin anası ABD’yi, Ortadoğu’nun çıbanı İsrail’i nasıl madara ediyor!..
Demek ki mazlumların, “hayatta kalmak için” zalimlerin bacakları arasına sığınmasına gerek yok; tam tersine, mazlumlar mazlumlarla beraber zalimlere karşı direnerek “hayatta kalabilir” ve hatta kurtulabilir.
Efkan Tolay:
Sen anlamıyorsun. Senin dayandığın, savunduğun yapılar emperyalist devletlerin üstünde bir zalimlikte insanları diri diri yaktılar. Canlı canlı… Zalimliğe bakarsan, senin dayandığın örgütlerden daha çok zalim Kürt halkı görmedi.
Senin pencerenden bakmıyor. Mecbur mu Kürtler? Şimdi sen çıkıp bu ülkelere dayanmasan bir yerde hak verilir. İran gibi, geçmişte iktidar olduğunda komünist örgütlerden başladı katliamlara; binlercesini idam etti. Aynı kişiler şu an iktidardalar. Bunu görmüyor musunuz?
Bu yıkılınca izin vermeyelim mi diyorsun? Sebep Kürtler ölsün mü? İyi vallahi sen öl. Molla rejimi ölsün. Saddam öldü, Kürtler için veya diğer azınlıklar için kötü mü oldu? İran her hafta onlarca Kürdü idam ediyordu; şimdi yapabiliyor mu? Benim buradan bakmama niye bu kadar öfkeleniyorsun? Uyduruyor muyum?
Mehmet Güzel:
Kimseye öfkelendiğim falan yok. Herkese “kendi doğrularının arkasında durma” konusunda başarılar diliyorum.
Yakın dönem itibarıyla Kürt halkı yüz yıldır acı çekiyor ve bedel ödüyor, kurtuluşu için mücadele ediyor. Özgürlük ve kurtuluş uğruna bedel ödemek zorunda kalmak, insanlık adına utanç vericidir ama dünya gerçekliği ne yazık ki budur. Kürt halkının emperyalizmden bağımsız olarak yürüttüğü mücadelede ödediği her bedel onurludur, kutsaldır ve yerden göğe kadar saygıma matuftur. Özgürlük ve kurtuluş mücadelesi veren ulusal veya sınıfsal her halk benzer bedelleri ödemeye mecbur bırakılıyor.
Ama artık bedel ödemek istemiyoruz diyerek, mazlum bir halkı mazlumların safından alıp dünya zulüm merkezinin safına yerleştirmek bu halka “yaşam güvencesi”, “özgürlük”, “kurtuluş” sağlamaz. Tam tersine, geçmişten daha ağır acı bedeller ödemeye mahkûm eder. Ve ne yazık ki zalimin safında yer almanın bedelleri, geçmişteki bedellerin onurunu ve saygınlığını zerre kadar taşımayacaktır.
Bir not; benim demokrasi (devrim) mücadelesindeki pratiğim bir yana, onu bir kenara koyalım. Neredeyse 50 yıllık mücadele yaşamım boyunca Kürt özgürlük mücadelesi ile dayanışma kapsamındaki pratiğimi sıralamaya kalksam emin ol, boyunu aşar. Bu kapsamda iddiayla söyleyebilirim ki şimdi bana laf yetiştirmeye çalışanların pratiği benim pratiğimin yanına bile yaklaşamaz.
Ama arkadaş, ben biatçı değilim. Bu hareket dünya saflaşmasında saf değiştirince uçurumdan atlayan koyunlar misali yanlış gördüğümü sineye mi çekeceğim? Doğru bulduğumu savunacak ve bunun pratik gereğini yapacağım; yanlış bulduğumu da eleştirecek ve aynı mantıkla bunun gereğini yerine getireceğim. Bu kadar.
Yahu sen değil miydin, emperyalistlerin 62. Münih “Güvenlik” Konferansı’na Kürt liderlerinin katılımını sindiremediğini söyleyen? O tutumun ve duygularında yerden göğe kadar haklıydın. O konferans, bir nevi Kürt hareketinin emperyalist safa dahil edilmesinin rozet takma merasimi niteliğindeydi.
Neyse dostum, başta ifade ettiğim gibi herkese kendi doğruları peşinde kolaylıklar diliyorum. Bu konu yeterli doygunluğa ulaşmıştır kanımca. Karşılıklı saygı hassasiyetini koruyan ve düzeyli bir polemik olmuş olması açısından sana teşekkür ederim.
Mehmet Güzel:
İkinci bir not: İznin olursa bu polemiği, özüne dokunmadan bir metne dönüştürüp yayınlayabilir miyim? Yok, eğer izin vermezsen senin cevaplarını almadan benim yazdıklarımı metne dönüştürüp yayınlayabilirim
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
