Mihrac Ural
03 Aralık 2025, 21:31 | Ortadoğu
HUMUS’TA ALEVİ KATLİAMI (Mihrac Ural)
Eli silahlı çeteler, devlet dedikleri organize güçlerle birlikte Humus’ta Alevilerin yaşadığı Muhacirin ve El Erman mahallelerine hiçbir neden olmaksızın saldırdı. İlk belirlemelere göre 25 kişi katledildi, onlarca kişi yaralandı. Aleviler tarihi hatalarını elindeki silahlarını devlete güvenip teslim ederek yaptı. Bu hatanın bedelini, ilk olarak 7-10 Mart 2025 tarihli katliamla ödediler; 50.000 insan katledildi.
Dünyanın bu katliamlara tanıklık ettiği sürede de saldırılar durmadı; her gün birer ikişer kişi can verdi. Ellerinde silah yoktu, savunma yapacak güç kalmamıştı. Ölüm üzerine ölüm geldi. Bundan sadece birkaç gün önce kahvede oturan insanlar üzerine ateş açıldı; 5 kişi öldürüldü. Daha da kötüsü, ne bir devlet ne de komşu yardıma geliyordu.
Olaylar Halid aşiretinden silahlı çetelerin başında olan kişinin eşiyle birlikte katledilmesiyle başladı. Evlerinin duvarına “buradan Hüseynîler geçti” diye bir not bıraktılar. Bunun üzerine aşiret, ”Aleviler katletti diyerek” saldırıya geçti.
Bu onuru kimse çiğnemeyecek
Öncelikle Aleviler asla “buradan Hüseynîler geçti” diye bir slogan atmazlar. Attıkları slogan “ya Ali”dir. Bütün bu olaylar dizininde Alevilerin bu yolla insan öldürdükleri hiç olmamıştır. Arapça yayında “Ahbar Humus el Asıma” da olayın amca çocukları arasında aşiret reisliğine adaylık tartışmaları nedeniyle ortaya çıktığını bildirdi. Bu haber akla mantığa daha yakındır. Dolayısıyla öldürülen kişilerin “aşiret reisliği” oyununa kurban gittiği söylenebilir. Bu gerçeklere rağmen, Alevi mahallesine saldırarak onlarca kişiyi öldürmek; bir kez daha Alevi olmanın kefaretini ödemektir. Bu anlaşılmaz olaydan çıkartılacak en önemli sonuç, artık susmamak gerektiğidir. Alevi olmak onurlu olmaktır, bu onuru kimsenin çiğnemesine müsaade edilmeyecektir.
Öte yandan, Muhacirin ve El Erman mahalleleri Alevi mahallesidir. Bu mahallelere nasıl ateş açıp, insan öldürürsünüz? Canlı yayın esnasında kulaklarımla duydum, biri bağırıyordu; “eşek oğlu eşekleri vurun öldürün, diri bir tek insan olmayacak hepsini katledin.” Silahsız Aleviler katlediliyordu. Katledenler ise düne kadar birlikte yaşadıkları iyi gün kötü gün dostu olan Arap aşiretleriydi. Bunlar devletten destek alıyorlardı, üstelik ağır silahları vardı. Büyük Arap TV bültenleri olayları “Humus’ta çatışma var” şeklinde sunarak, karşılıklı ateş ediliyor gibi vererek Alevileri de silahlı güç olarak gösteriyorlar. Bu açıdan Arap medyası tam bir taraflı medya olarak Colani’nin taraftarlığını yapıyordu.

Göz göre göre katlediyorlar
Aleviler bir kez daha katledilirken, dünya kamuoyu ciddi bir tepki göstermedi, göstermiyor. Devlet denilen şebeke, mahalledeki tüm mobil telefonları topladı. Hiç kimsenin çekim yapmasını istemiyor ve açıkça “sizlere 2 saat zaman tanıyorum her şeyi toparlayın” dedi. Bu iki saat zarfında görüntü çekenleri topluyor, silahlı çetelere hedef seçtikleri yerlerde katliam işini bitirmeye çağırıyordu.
Sokağa çıkma çağrısı yapanları da “susun, insanları kışkırtmayın, silahsız olan Alevileri provokasyona düşürmeyin” sözleriyle tehdit ediyordu. Ancak onurlu Aleviler “sokaklara çıkalım sesimizi yükseltelim, hiçbir devlet bizi kurtaramayacak, kendi kendimizi kurtarmak için sokakları dolduralım” diyordu. İlerleyen günlerde ne olur bilinmez ancak açık olan tek şey Aleviler hep öldürülecekler, hep yakılıp yıkılacaklar. Bu katil sürülerine karşı elde ne varsa, taşla sopayla bu kıyım hareketine karşı ayaklanmak ve ses yükseltmek gerekiyor.

Çeteleri durdurun
Bu arada Şeyh Ğazal Ğazal BM’ye hitaben bir bildiri yayınladı. Haklı olarak şeyhin yapabileceği tek şey de budur. Bununla da yetinmeyip halkın sokaklara inmesini sağlayacak çağrılar yapmalıdır. Ğazal Ğazal’ın açıklamasında;
“Humus kentindeki Alevi mahalleleri, fiili otorite unsurlarınca desteklenen Bedevi gruplar tarafından gerçekleştirilen silahlı barbarca bir saldırıya maruz kalmıştır. Bu saldırı sırasında silahsız siviller, üzerlerine doğrudan ateş açılması, evlerin ve mülklerin yakılması, dükkânların tahrip edilmesi ve bu mahallelerdeki araçların ateşe verilmesi suretiyle korkutulmuştur. Fiili otoritenin, bu mezhepsel nitelikli saldırıları durdurmaktaki aczi ve yaklaşık bir yıldır aralıksız süren ihlalleri, Humus ve diğer tehdit altındaki bölgelerde yaşayan Alevi sivillerin hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu doğrultuda, Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve uluslararası karar vericilere acilen şu çağrıyı yapıyoruz;
1-Humus’taki Alevi mahallelerinde sivillerin korunması ve bu saldırıların derhal durdurulması için müdahalede bulunulması.
2-Sivil halka karşı işlenen ihlalleri ve suçları belgelemek üzere bağımsız bir uluslararası soruşturma komisyonu gönderilmesi.
3-Bu saldırıların doğrudan sorumlularının ve kışkırtıcılarının uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku uyarınca hesap vermesinin sağlanması” çağrısını yaptı.
Direnişe geçme zamanı
Bu satırlardan hareketle Suriye’deki Alevi halkını direnişe, sokaklara çıkarak tepkisini dile getirmeye çağırıyoruz. Silahsız olmak direnişin önünde engel değil. “Zaten her gün ölümleri yaşıyoruz, bundan sonrası ne olacak?” diye düşünmenin hiçbir anlamı yoktur. Sokaklar yaşam hakkımızın sesi olmalı, haykırışımızı herkes duymalı. Bundan sonrası hiçbir şekilde birlikte yaşama olanağı yoktur, bunun da bilinmesi gerekiyor. Bu halk silahını kendi iradesiyle teslim etmişti, şimdi kendi iradesiyle direnişe geçecektir ve bunun desteklenmesi gerekli. Alevi halkının tek dostu olan Kürtler bu çağrıya cevap olmalı. Rojava Kürtleri bu haklı direnişe omuz verecektir.
_______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu:
1- Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar. Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabilir de yansıtmayabilir de.
2- Bu makale 24 Kasım 2025 tarihinde Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
