Mihrac Ural
02 Ocak 2026, 17:10 | Ülke
BESE HOZAT’I İZLEYELİM (Mihrac Ural)
Bese Hozat açıkça şunu söylüyor: “Terörsüz Türkiye” demek yanlıştır. Bu tanımlama, Kürtleri suçlayan ve hukuki açıdan hatalı bir ifadedir. Bu söylem, Kürtleri terörist ilan ederken, Türk tarafını da Kürtlerin terör girişimlerine son verecek taraf olarak göstermektedir. Oysa gerçeklik bambaşkadır. Burada, Kürtlerin on yıllar boyunca sürdürdükleri mücadele sonucunda haklı olarak kazandıkları bir mücadeleden söz edilmektedir.
Kürtler olmadan, Kürtlerin kararlı duruşu olmadan, böyle bir toplantıya ya da bir “olmuş” durumuna geçit yoktur. Bu nedenle “terörsüzlük” yerine “barış” tanımlaması yapılmalıdır. “Özgürlük yasaları”, “demokratik düzenlemeler” gibi ifadeler kullanılmalıdır. Böylece kimse kimseyi suçlayan bir konuma düşmez. Kürt halkı barış için tüm gücünü harekete geçirmiştir; şimdi sıra devlettedir. Devletin bu barış girişimine verecek bir cevabı olmalı, geçmişte olduğu gibi oyalama ve ertelemelere başvurmamalıdır.
Ben, bu devletin ahlaksızlığı sürdürmeye ve barış girişimini boşa çıkarmaya meyilli olduğu kanaatindeyim. Buna rağmen Başkan Öcalan’ın yaklaşımlarını olumlu buluyor ve destekliyorum.
Bese Hozat, açıklamalarında birçok konuda aynı yöntemin kullanıldığına dikkat çekti. 29 Kasım 2025 tarihli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Biz suç işlememişiz; suç işlemediğimiz için af isteyecek konumda değiliz.”
“PKK kadroları, bu hareketin kadroları af istemiyor, eve dönüş yasası da istemiyor.”
“Talebimiz özgürlük yasası, demokratik siyaset ve demokratik toplumsal düzendir.”
Hozat, özgürlük yasasıyla örgütün en üst düzey yöneticisinden en yeni kadroya kadar herkesin demokratik siyasete ve toplumsal hayata katılabileceğini savundu.

Gerekçesini ise şöyle özetledi: PKK/Hareket kadroları suç işlememiştir; bu nedenle “af” değil, “hak temelli yasal düzenleme” talep edilmektedir. Verilen mücadele, siyasi hak, kimlik ve varlık mücadelesidir; dolayısıyla onurlu bir mücadeledir. Aynı açıklamada, hâlihazırda tartışılan “eve dönüş”, “pişmanlık” ve “af” gibi yasaların süreci sabote eden, ucuz teklifler olduğunu belirterek bunları reddetti. Ayrıca demokratik çözüm için anayasal ve yasal düzenlemelerin — özellikle Kürt kimliği ve haklarının tanınmasının — ön koşul olduğunu vurguladı.
Hozat şöyle devam etti:
“Artık süreç ikinci evreye girmiştir. Bu evre, yasal düzenlemeler evresidir. Özgürlük yasalarının ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması gerekmektedir. Bu insanlar demokratik siyasete ve demokratik topluma katılacaktır. Biz yüz yıldır soykırım saldırılarına maruz kalan bir halkın özgürlük ve demokrasi mücadelesini verdik. Bu çok onurlu bir mücadeledir ve bu mücadeleyi veren insanlar da onurlu insanlardır.”
Bu insanların hedefi aileye dönmek ya da sıradan bir yaşama karışmak değildir. Talepleri özgürlük yasalarıdır; herkes için özgürlüktür. Örgütün en üst yöneticisinden en yeni katılan savaşçısına kadar herkes için bu yasaların geçerli olması gerekmektedir. Bu insanlar demokratik siyaset yapacak, demokratik toplum çalışması yürütecektir.

Bese Hozat, yasaların günün gereklerine uygun olması gerektiğinin altını çiziyor. Atılacak adımların bir lütuf olarak değil, barış sürecinin zorunlu kıldığı hukuki düzenlemeler olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. Bu düzenlemeler “af” söylemiyle değil, hukukun gereği olarak hayata geçirilmelidir. Yurduna dönecek gerillalar yasal güvence altında olmalıdır. Aksi takdirde, hukuki temeli olmayan bir “af” anlayışı, demokratik bir sürecin üzerinde sorunlu bir yük olarak kalacaktır.
PKK kadroları en üstten en alta kadar bu özgürlük mücadelesini vermiştir. Bu mücadele haklı bir mücadeledir. Eğer bir sonuç alınacaksa, bu mücadelenin onurunun korunmasıyla mümkün olacaktır. Bu mücadeleyi bir af yasasına indirgemek haksızlıktır. Hiçbir mücadele insanı bunu kabul etmez. On binlerce gerilla böylesi bir onursuzluğu kabul etmez. Bu gerçek, sürecin tüm tarafları tarafından doğru biçimde kavranmalıdır.
14 Aralık 2025
______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
