Atak Logo

Atak Menü

Mihrac Ural

Mihrac Ural

24 Şubat 2026, 21:23 | Ortadoğu

AMERİKA KONGRESİNDE DURUM (Mihrac Ural)

AMERİKA KONGRESİNDE DURUM (Mihrac Ural)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
AMERİKA KONGRESİNDE DURUM (Mihrac Ural)

 

Amerika Kongresi, tarihî nitelikte bir gündemle toplanıyor. Konusu Suriye olan bu toplantıda özellikle Kürt meselesi ile Alevi ve Dürzi sorunları ele alınmakta; bu konulara ilişkin karar ve öneriler gündeme getirilmektedir. Elbette karar alma süreci uzun ve çok aşamalıdır. İlk gün (10 Şubat 2026) Kürt meselesi ayrıntılı biçimde tartışıldı. Tartışmalarda video kayıtları, belgeler ve tanık ifadeleri sunuldu. Aleviler ve Dürzilerle ilgili olarak da çok sayıda video, fotoğraf ve tanık dinletileri gerçekleştirildi.

 

Kongrenin açılış konuşmasında, Colani’ye açık bir “beyaz kart” verilmediği vurgulandı. “Colani’nin verdiği sözler bizim için geçerli değildir. Bize verilen sözlerin pratikte sınanmasından yanayız. Yaşamda atılan somut adımlara bakarız. Colani, verdiği sözlerde durmayan; tersine azınlıklara karşı geliştirilen vahşetin sorumlusu olan bir isimdir. Bu nedenle verilen sözlerin pratikte hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bu beklentimiz karşılıksız kalırsa, alacağımız kararlarla sözümüzün arkasında durduğumuzu göstereceğiz.” minvalinde açıklamalar yapıldı.

 

Kongrenin ilk etabında, son bir yıl içinde Colani’nin sorumluluğunda gerçekleştiği belirtilen Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik katliam niteliğindeki eylemler videolarla gösterildi. Görüntülerin insanlık dışı, barbar ve kanlı içerikler barındırması nedeniyle izlemek istemeyenlerin salondan ayrılabileceği ifade edildi. Gösterimler arasında katledilen bir Kürt kızının üçüncü kattan atılması ve yere düşen cesedinin aranması gibi vahşi görüntüler yer aldı. Bunun gibi onlarca video izletildi. Son olarak saç örgüsünü elinde tutarak vahşet sergileyen bir IŞİD militanının görüntüsü paylaşıldı.

 

Bu vahşetin, 2014–2015 yıllarında IŞİD’e karşı verilen mücadelede de yaşandığı; Kürtlerin tüm insanlık adına bu barbarlığa karşı durduğu ve binlerce kayıp vererek bugünlere geldiği ifade edildi.

 

Kongrenin Cumhuriyetçiler ve Demokratların ortak kararıyla düzenlenmiş olması, Amerika halkı adına olumlu bir adım olarak değerlendirildi. Bu adımda, 24 Ocak 2026 tarihinde Kürtlerin gerçekleştirdiği kitlesel gösterilerin de etkili olduğu belirtilmektedir. Bu tarihte Kürtlerin ilk kez ortak bir söz ve bayrak altında toplandıkları ve birlik mesajı verdikleri ifade edildi. Gösterilerin hâlâ sürdüğü, Rojava’nın bu birliğin sağlanmasında temel bir rol oynadığı artık açıkça görülmektedir.

 

Kongre, Kürt meselesinde en önemli unsurlardan birinin dil olduğunu vurguladı. Kürtçenin artık hiçbir güç tarafından engellenemeyecek bir noktaya ulaştığı ifade edildi. Kürtçenin rahatça öğrenilmesi ve öğretilmesinin devletin sorumluluğunda olması gerektiği belirtildi. Kürtçenin konuşma ve yazı dili olarak, bilimsel ve teknik alanlarda kullanılmasının gerekliliği vurgulandı. Bu nedenle Suriye’de Kürtçenin eğitim, yazışma ve bilgi üretim dili olarak kullanılmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi. Kürtçenin saygın bir anadil olduğu ve korunmasının şart olduğu dile getirildi.

 

Kongre, anayasa meselesinde de aynı kararlılığı göstermektedir. Anayasa, temel hakların belirlendiği en önemli alandır. Bu alanda Kürtlerin açık biçimde tanımlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu tanım, Kürt ulusunun varlığını ve devletteki ortaklığını gösterecek temel unsurdur. Kongre, Colani’den sözlü taahhütler değil; bu taleplerin anayasal ve pratik karşılık bulmasını istemektedir. Şu ana kadar alınan kararların çoğunun sözde kaldığı, sözlü savunmaların yeterli olmadığı; hakların açık ve somut biçimde tescil edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Anayasa bu açıdan hayati önemdedir ve bundan kaçınmak mümkün değildir. Alevilerin ve Dürzilerin de anayasa içinde açık kimlikleriyle yer alması gerektiği dile getirilmiştir.

 

Kongre, Başkan Trump üzerinde baskı kurabilecek en önemli kurumsal güç olarak görülmektedir. Trump’ın Colani’ye destek verdiği; bu desteğin Colani’nin uygulamalarını örtbas ettiği iddia edilmektedir. Suudi Arabistan ve Katar destekli mali kaynakların bu ilişkinin temelini oluşturduğu ileri sürülmektedir. Kişisel çıkarların Amerikan ulusal çıkarlarının önüne geçirilmesinin Kongre tarafından bilindiği ifade edilmektedir. Bu nedenle Kongrenin alacağı tutumun belirleyici olacağı vurgulanmaktadır. Colani’ye şartlı destek verilmesi gerektiği belirtilerek, sınırsız desteğe sınır konulmak istendiği ifade edilmektedir. Bu sürecin kırılgan olduğu; Colani’nin verdiği sözleri yerine getirmemesi hâlinde sonuçlarının olacağı belirtilmektedir. Kürtler, Aleviler ve Dürzilerin dayanışma içinde bu süreci izleyeceği ifade edilmektedir.

 

Kürtlerin son yüzyılın en dikkat çekici halklarından biri olduğu değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu bağlamda Amerika Kongresinin ve Senatonun olumlu tavır sergilediği belirtilmektedir. Avrupa ülkelerinin parlamentolarına davet edilen Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in de benzer amaçlarla diplomatik temaslarda bulunduğu ifade edilmektedir. Bu gelişmeler, Rojava gerçeğinin uluslararası düzeyde daha görünür hâle geldiğini göstermektedir.

 

Kongre, Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlara ilişkin binlerce veri ve videoyu da incelemeye almıştır. Azınlıklar üzerine yapılan konuşmaların önemli olduğu vurgulanmıştır. Binlerce kişinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, azınlıkların korunmasının Kongrenin öncelikleri arasında yer aldığı ifade edilmiştir. Suriye’nin birliği ve bütünlüğünün, farklı toplulukların özgürce yaşayabilmesine bağlı olduğu dile getirilmiştir. Bunun da daha çok federal bir yapılanmayı gerektirdiği değerlendirilmiştir.

 

Fiilî durumda Kürtlerin askerî, güvenlik ve idarî alanlarda kendilerini yönettikleri; bunun federal bir yapıya işaret ettiği belirtilmektedir. Bu modelin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiği savunulmaktadır. Dünya güçlerinin Rojava’nın özgün yapısını Suriye’nin genel yapısına model olarak değerlendirebileceği ifade edilmektedir. Aleviler, Dürziler ve Hristiyanların da benzer haklara kavuşması gerektiği belirtilmektedir.

 

Sonuç olarak Kongre; Kürtlerin kazanımlarının korunması, bölgelerinde etkin çalışmalar yürütülmesi, Alevi, Dürzi ve Hristiyan toplulukların haklarının açık biçimde belirlenip güvence altına alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Şam yönetimine ise çözümün merkezîleşmede değil, toplulukların kimlikleriyle sistem içinde yer alabileceği bir modelde olduğu mesajı verilmektedir. Ayrıca ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığına, bu grupların Şam’la yürütülecek süreçlerde göz ardı edilmemesi gerektiği hatırlatılmaktadır. Bu tutum resmî bir karar niteliği taşımasa da önemli bir siyasi mesaj içermektedir.

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!