YOKLUĞUNA ALIŞAMADIK KEMAL BAYRAM (Mehmet Güzel)
İki yıl geride kaldı.
İki yıldır “merhaba bre gözüm” sözünü duyamıyoruz.
İki günü sektirmeden önem verdiği yoldaşlarını gruba ekleyerek görüntülü aramasını bekliyoruz iki yıldır. Sanki birazdan telefon çalacak ve açtığımızda Kemal Bayram o babacan gülümsemesiyle karşımıza çıkacak gibi.
Ama gerçek çok farklı. O artık bu yaşama veda etti. Tabutunun başında saygı duruşunda bulundum. Soğumuş alnından öptüm. Ve dilim döndüğü kadarıyla ama asla hakkını tam olarak veremeden onun devrimci yaşamını ve mücadelesini anlatan bir konuşma yaparak Paris’ten o hep özlemini duyduğu memleket toprağına / Antakya’ya uğurlamıştım/uğurlamıştık.
İki yıl geride kaldı. Ama hala alışamadık.
Kemal Bayram’ın yaşamı devrime adanmış bir yaşamdı. O, devrimciliği bir yaşam şekli olarak algılamış ve öyle yaşamış bir insandı. Ve elbette devrimciliği örgütlülük içerisinde yaşamayı temel alan bir insandı. Bu nedenle gözlerini hayata kapattığı son ana kadar örgütlü mücadele içerisinde bulunduğu biz yoldaşlarıyla bağını koparmadı. Yaşama veda ederken, yanı başında bulunan yoldaş aracılığıyla canlı görüntü ile bizlere bağlandı, gülümsedi ve bizlere el sallayarak veda etti. Ölüme doğru yol aldığını biliyordu. Metanetle, bilinçle ve yoldaşlarına, örgütsel yapısına bağlılıkla veda etti.
Ölüm anında bile yoldaşlarına bu derecede bağlı birisinin normal yaşamında siyasal çalışmalara ve mücadeleye ne kadar sıkı sarıldığını tahmin etmek zor olmasa gerek. O, yaşam boyu mücadelesi süresince bütün önemli ve tarihi misyonlarına rağmen hep mütevazı kişiliği nedeniyle ikinci keman olarak kalmış, son dönemlerinde de çalışan ve fedakârlık gösteren yoldaşlarının önünü açmaya çalışmış bir yoldaşımızdı. Yeni kuşak yoldaşlarının çalışmalarını hep takdir ederek ön açıcı olmuş, her zamanki mütevazı duruşuyla bu çalışmalara elinden gelen desteği sunmaya çaba göstermişti.
Doğum gününü kutlamaya hazırlanmışken onun ölümünü hazmetmek hiç kolay olmadı. Hazmedemedik de. Keşke yaptığı 1 Nisan şakası olsaydı. Ama değil. Kemal Bayram artık fiziken aramızda yok. O içten sıcak gülüşü, o Antekyece konuşması artık yok. Hepsi hafızamızda kazılı olarak kaldı. Ama bütün hatıralarıyla, o görkemli mücadelesiyle, Antakya’yı Acilciler kenti yapan öznelerin başında gelen pratiğiyle, bir ömür süren sürgün yaşantısıyla, sürgünde mücadeleyi görkemli hale getiren pratiğiyle ve Antakya’yı yaptığı gibi bir dönem Paris’i de Acilcilerin görkemli mücadele alanı haline getiren aktif çabasıyla, yaşamının son anına kadar yoldaşlarına bağlılığı ve tutkusuyla Kemal Bayram anılarımızda, mücadelemizde ve yüreğimizde yaşamaya devam edecektir.
Ne mutlu onun mücadele dolu yaşamını örnek alabilene. Ne mutlu böyle onurlu bir yaşamı sonuna kadar sürdürebilene.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
