Atak Menü

VERİLER İLE EKONOMİ-POLİTİK HÂL-İ PÜR MELÂL(İMİZ)! (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)

VERİLER İLE EKONOMİ-POLİTİK HÂL-İ PÜR MELÂL(İMİZ)! (Sİ…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
18 Mayıs 2026, 12:25 | Yazar: Sibel Özbudun | Kategori: Ülke
VERİLER İLE EKONOMİ-POLİTİK HÂL-İ PÜR MELÂL(İMİZ)! (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)

“Ah, benim insanlarım,
Yalanla besliyorlar sizi,
Hâlbuki açsınız,
Etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.”[1]

 

Bertolt Brecht’in, “Öldürmenin pek çok yolu vardır: Karnına bıçak saplamak, ekmeğini elinden almak, hastalığını iyileştirmemek, kötü koşullarda yaşatmak, ölesiye çalıştırmak, intihara sürüklemek, savaşa yollamak vs. Kanunlarda bunların pek azı yasaktır,” sözleri; sürdürülemez kapitalizmin yerle yeksan ettiği yerkürede ve coğrafyamızdaki hâlin, emekçiler açısından ne anlam ifade ettiğini net biçimde betimler.[2]

 

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Eğer bir hanede sahur sofrası kurulamıyor, tencere kaynamıyorsa bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz,” sözleri, coğrafyamızdaki yoksulluğun tepeden dillendirilişidir.[3]

 

Bugün coğrafyamızda asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğu; buna karşılık dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 31 bin 224 TL’ye çıktığı bir gerçekliğin içindeyiz. Açıklanan 2026 Ocak ayı verilerinde gıda fiyatları yüzde 6.6 arttı. TÜİK verileri ise 12 ayda meyve fiyatlarındaki artışın yüzde 41’e ulaştığını gösteriyor. Kırmızı etin kilosu bazı yerlerde 1000 TL’ye dayanmış durumdayken; yoksulluk nedeniyle ailesinin bakamadığı çocuk sayısı 183 bine, cezaevindeki çocuk sayısı ise bir ayda 212 artarak 4 bin 505’e yükseldi.[4]

 

Orta yerdeki sorun(umuz) çok açık: Egemen sömürünün eseri olan yoksulluk…

 

 

ZENGİN(LİK) İLE YOKSUL(LUK)

 

 

Paul R. Ehrlich’in, “Aslında dünyadaki sorun, çok fazla zengin insanın olmasıdır,” notunu düştüğü zenginlik ile başlayalım.

 

Solon, “Birçok kötü insan zengin ve iyi insan fakirdir,” diye uyarır. Çünkü zenginler lüksünü yoksulların gözyaşları ile satın alır; çoğunluğa acı çektiren zenginlik kötülüktür.

 

Vicdan ile zenginlik asla yan yana olamaz. Çünkü zenginler, yoksulların gerçeğine sırt dönerler.

 

Sahip olduğundan fazlasını istemeyen, sömürmeyen, açgözlü ol(a)mayan bir zenginlik yoktur. Zenginin zenginliği, fakirin yoksulluğudur.

 

Zenginler tesadüfen zengin değildir. Çünkü nasıl çalacaklarını gayet iyi bilirler.

 

Malum: Zenginler, gerçeği kararttıkça sömürüyü yaygınlaştırır.

 

Kapitalizm, zenginlerin açgözlülüğünü korumakla mükelleftir.

 

Kolay mı? Devlet zenginler içindir; din de zenginleri korur. Üstelik aslı sorulursa, zenginin dini paradır!

 

Yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapmak için ücretli kölelik zorbalığından daha yetkin bir mekanizma yoktur.

 

Özel mülkiyet kutsal bir hak değildir. Onun meşru niteliğine dair tek bir sözcük bile söylemezsiniz.

 

Zengin ile yoksul arasındaki uçurum, mücadeleyi “olmazsa olmaz” kılar. (Mevcut dünya ikiye bölünmüştür: Sahip ol(a)mayanlar ya da çok fazla sahip olanlar!)

 

Öyleyse zenginlerin servetlerinin kaynağını sorgulayın. Don Marquis’nin, “Biri size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun: Kimin alın teriyle?” uyarısını anımsayın!

 

Unutulmasın: Yoksullar neye sahip olmadıklarını kavrayınca zenginlik biter.

 

Zenginlerin emekçileri yoksullaştırması bir sınıf savaşıdır; bu hâlin kaçınılmaz kıldığı ise mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesidir. Yani yoksulların zenginlere savaşı, kurtuluşa giden tek yoldur.

 

Bütün kapitalist ülkelerde bolluğun ortasında açlık, varlığın içinde kıtlık, zenginliğin göbeğinde yoksulluk bulunur; Adam Smith’in ifadesiyle: “Çok zengin bir insan için en az beş yüz fakir olmalı.”

 

Ya Paul Lafargue’ın, “Lanet olsun sana yoksulluk!”; Aristofanes’in, “Yoksulluk, şimdiye kadar nefes alan en korkunç canavar”; Saint Just’ün, “Nerede büyük mal mülk sahipleri varsa, orada yoksulluktan geçilmez”; Charles Dickens’ın, “Hiçbir şey yoksulluk kadar ezici olamaz. Hiçbir şey de servet peşinde koşmak kadar aşağılanmamıştır”; John Berger’in, “Bu ülkede yoksulluk sorun falan değildir. Hayattır yoksulluk. Zengin olmanın bir yolu varsa, yoksul olmanın binlerce yolu vardır”; Ursula K. Le Guin’in, “Hiçbirimiz zengin değiliz. Hiçbirimiz iktidar sahibi değiliz,” dedirten yoksulluk mu?

 

Milyonlarca insan derin, akıllara durgunluk veren bir yoksulluk içinde doğarak yaşamakta ve ölmekte. Bu böyle mi olmalı?

 

Altını tekrar çizelim: Bolluğun ortasında açlık, zenginliğin yanında yoksulluk vardır!

 

Kapitalizmde rastladığımız her türlü hastalık yoksulluktan beslenir. Bunun diğer adı da köleliktir.

 

Örneğin çürümeyi besleyen yoksulluk ve umutsuzluktur; cimriliği yaratan ise yoksulluk değil, zenginlerin hırsızlığıdır.

 

Evet, yoksulluk; iktidarın emekçilere dayattığı bir zorbalıktır. V. İ. Lenin’in vurgusuyla: “Paranın egemen olduğu bir toplumda, emekçilerin yoksulluk içinde kıvrandığı, bir avuç zenginin de onların sırtından asalaklık ettiği bir toplumda gerçek özgürlük olamaz.”

 

Siz bakmayın post-Marksistlerin sınıf mücadelesini görmezden gelen “radikal demokrasi” zırvalarına!

 

George Orwell, “Açıkça söylemekten korkmayalım: Şu kısa ömrümüz yoksulluk içinde, sabahtan akşama kadar uğraşıp didinmekle geçip gidiyor. Dünyaya geldikten sonra yaşamamıza yetecek kadar yiyecek verirler; ayakta kalanlarımızı canı çıkana kadar çalıştırırlar; işlerine yaramaz duruma geldiğimizde de korkunç bir acımasızlıkla boğazlarlar. Hayatımız sefillikten, kölelikten başka nedir ki? İşte, tüm çıplaklığıyla gerçek budur,” derken; iki sınıf arasında sürüp giden bir çatışma vardır. Kapitalist sınıf, işçi sınıfını sömürerek ödüllendirilir. İşçi sınıfı ise yoksulluğun sefil hayatına mahkûm edilmiştir.

 

Yoksulluk “kader” değildir. Yoksulluğun ve haksızlığın nedeni kapitalist sömürüdür.

 

COĞRAFYAMIZDAN ZENGİN / YOKSUL VERİLERİ

 

Thomas More’un, “Zenginlerin cimri bencilliğini frenleyin. Sömürme, tekel kurma hakkını alın ellerinden,” uyarısının altını ısrarla çizerek öncelikle zenginlikle başlayalım…

 

i) İngiltere merkezli Knight Frank’ın 2026 Servet Raporu’na göre Türkiye’de 35 dolar milyarderi var. Ayrıca en az 30 milyon dolar sahibi “ultra zengin” sayısı 2021’de 2 bin 174 iken, 2026’da 4 bin 208’e çıkıyor. 86 milyon insan, bir avuç zengine çalışıyor![5]

 

ii) Türkiye’nin en zengin 10 insanı, 2020’den bu yana servetini dolar bazında yüzde 52 artırdı. On kişinin toplam serveti 20.9 milyar dolardan 31.9 milyar dolara çıktı ve sadece beş yılda 11 milyar dolarlık servet artışı yaşandı. Söz konusu 10 kişinin serveti, 5 milyondan fazla asgari ücretlinin bir senelik ücretine eşdeğer![6]

 

iii) Forbes’un “Real-Time Billionaires” verilerine göre Şaban Cemil Kazancı, 5.3 milyar dolarlık servetiyle listenin ilk sırasında yer alırken; Murat Ülker, 5.2 milyar dolarlık servetiyle ikinci sıraya düştü![7]

 

iv) Tüpraş, 2026’nın ilk çeyreğinde 3.7 milyar TL net kâr açıkladı. Şirketin net kârı 2025’in aynı dönemine göre yüzde 2 bin 820 artarken, hasılatı da piyasa beklentilerinin üzerine çıktı![8]

 

v) Bankacılık hem faizden hem de hizmetlerden milyarlar kazandı. Yurttaş, iki ayda tüketici kredileri ve kredi kartı borçları için bankalara 229.4 milyar liralık faiz ödedi. Bankacılık hizmet gelirleri ise yüzde 40 arttı![9]

 

vi) Bankacılık sektörü, 2025’in dokuz ayında kârını yüzde 31.5 artırarak kasalarını doldurdu![10]

 

vii) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre bankacılık sektörünün net kârı, 2025 Ekim’inde 82 milyar TL oldu![11]

 

Ve Thomas More’un, “Zenginler her gün yoksulların gündeliklerini kıstıkça kısarlar. Bunun için yalnız hilelere başvurmakla kalmaz, yasalar da çıkarırlar. Devletin en yararlı insanlarına karşı böyle davranmak apaçık bir adaletsizliktir diyeceksiniz ama zenginler bu canavarlığı yasalar yoluyla bir adalet kılığına bürümüşlerdir,” betimlemesiyle malûl yoksulluğa gelince…

 

Fikret Başkaya’nın “Büyük Hırsızlar ‘Cumhuriyeti’ veya Sefaletin Ekonomi Politiği”[12] başlıklı değerlendirmesindeki tabloda; çalışan nüfusun yüzde 72’sinin ücretli olduğu Türkiye’de ücretli emekçilerin büyük bölümü ciddi anlamda bir “gelir erozyonu” sorunuyla karşı karşıya. Bu durum, dar ve sabit gelirli insanları kaçınılmaz olarak ciddi bir borç sarmalına sürüklüyor.

 

Türkiye ekonomisinde sadece son bir yıl içindeki hane halkı borç durumundaki artış oranları, halkın yaşadığı gelir erozyonu ve borç yükünün bu kadar kısa sürede nasıl derinleştiğini gözler önüne seriyor.

 

BDDK verilerine göre Ocak 2025’te kredi kartı borçları daha yönetilebilir seviyelerdeyken, Ocak 2026 itibarıyla bu rakam 2.7 trilyon TL sınırını aşmış durumda. Yıllık artış hızı enflasyonun çok üzerinde seyrederken, hane halkı yaşadığı gelir yetersizliğini kredi kartı limitlerini zorlayarak aşmaya çalışıyor.

 

Yaşanan borç artışının en trajik yönü ise kullanılan kredilerin; gıda, barınma ve fatura gibi en temel insani ihtiyaçların karşılanması için kullanılıyor olması.

 

Ocak 2025’te bankacılık sektöründe takipteki alacaklar bugüne kıyasla daha sakin bir seyir izlerken, Ocak 2026’nın ilk haftalarında bu miktar 610 milyar TL’yi bulmuş durumda. Takipteki alacaklarda gözlenen yıllık artışın yüzde 90’ın üzerinde gerçekleşmesi, hane halkının borç geri ödeme kapasitesinin 2025’e göre yarı yarıya azaldığına işaret ediyor.[13]

 

i) Türkiye’de servet küçük bir azınlığın elinde birikirken toplumun çok geniş kesiminin giderek yoksullaştığına ilişkin birçok veri mevcut. Örneğin İsviçre merkezli finans kuruluşu UBS’in hazırladığı Küresel Servet Raporu 2025’e göre; 2024’te reel servetin yüzde 21 gerilediği Türkiye, dünyada dolar milyoneri sayısının en hızlı arttığı ülke oldu. Dünya genelinde dolar milyoneri sayısı yüzde 1.2 artarken Türkiye’de yüzde 8.4 artmış ve 2024’te dolar milyoneri sayısı 7 bin kişi artarak 68 bin kişiye ulaşmış. Rapora dahil edilen 56 ülke içinde, enflasyondan arındırılmış verilere göre Türkiye; servet dağılımının en kötü olduğu ülke olurken, gelir eşitsizliği bakımından en kötü dokuz ülke arasına girmiş![14]

 

ii) Giderek derinleşen yoksulluğa karşı Ocak-Şubat 2026 döneminde “Yoksullukla Mücadele” başlığıyla bütçeden 62.5 milyar TL’lik kaynak kullanıldı.[15] Ocak-Ağustos 2025 döneminde bu rakam 240 milyar TL’ye dayandı![16]

 

iii) “2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda sosyal yardıma muhtaç hane sayısının 4.5 milyonu aştığı, Genel Sağlık Sigortası prim borcunu ödeyemeyen kişi sayısının ise 9.5 milyona dayandığı belirtildi![17]

 

iv) 2024’te 22 bin 567 olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin emekli desteğinden yararlanan yardıma muhtaç emekli sayısı, Aralık 2025 itibarıyla 80 bin 880’e ulaştı![18]

 

v) Ailesinde çalışan yetişkin bulunmayan çocuk sayısı 1 milyon 88 bin oldu![19]

 

vi) Ege Üniversitesi’ndeki yemekhane zammıyla ilk öğün 40 TL, ikinci ve üçüncü öğün ise 80 TL oldu. Öğrencilerin aylık yemek gideri KYK burs/kredisini geçti; yemekhaneden üç öğün yemek yemenin maliyeti 4 bin TL’ye ulaştı![20]

 

DURUM(UMUZ)

 

Thomas Carlyle’ın, “Bir papağana ‘arz ve talep’ terimlerini öğretin ve bir iktisatçı elde etmiş olursunuz,” betimlemesiyle karakterize bir hâlde; Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı 2025’in ilk bütçe verilerine göre, 2025’in Ocak ayında toplanan vergilerin yüzde 69.5’ini dolaylı vergiler, yüzde 30.5’ini ise dolaysız vergiler oluşturmuş.

 

Yani verginin üçte ikisinden fazlası tüketim ve harcama üzerinden bizlerden alınırken, ancak üçte biri zenginlerden alınmış.

 

Üstelik dolaysız vergiler içindeki en önemli kalemi oluşturan gelir vergisinin yüzde 99’u, yani neredeyse tamamı stopaj yoluyla tahsil edilmiş; bu da vergi gelirinin yüzde 19.5’ini oluşturmuş. Bu gelirin tamamına yakını da ücretlilerden yapılan vergi kesintileriyle, bordroları üzerinden peşin olarak alınmış.

 

Öte yandan kazancını beyanname ile bildirip vergi ödeyenler; yani tüccarlar, esnaflar ve serbest çalışanlar, gelir vergisinin sadece yüzde 1’ini ödemiş; kısacası neredeyse hiç vergi vermemiş.

 

Bir de şu var: 2025’in Ocak ayında toplanan 777 milyar 667 milyon TL verginin sadece 7 milyar 994 milyon lirası kurumlar vergisi olarak tahsil edilmiş. Kısacası TÜSİAD sözcülerinin övündüğü gibi örgütlerindeki 4 binin üzerindeki şirket, vergi gelirlerinin sadece yüzde 1’ini ödemiş.

 

Özetle; bütçe gelirlerinin yüzde 69.5’ini oluşturan dolaylı vergilerin üzerine çalışanların ödediği yüzde 19.58’lik gelir vergisini koyduğumuzda, vergilerin yüzde 90’ı halktan, emekçiden, ücretlilerden tahsil edilmiş oluyor. Bankalar, holdingler ve şirketler ise neredeyse hiç vergi ödememiş.

 

Kısacası bilinçli sınıfsal bir tercihle tüm vergi yükü sermaye sınıfının değil, halkın sırtına bindirilmiş.[21]

 

Özetle, emek gelirleri üzerindeki ağır vergi yükü daha da artıyorken;[22]

 

Ya coğrafyamızdaki servet dağılımı mı?

 

TÜİK’in gelir dağılımı verilerine göre en üst gelir grubundaki yüzde 10’un gelirinin, en düşük gelir grubundaki yüzde 10’a oranı 12.9 çıkıyor. Kısacası en zengin yüzde 10’un ortalama geliri, en yoksul yüzde 10’un gelir ortalamasının yaklaşık 13 katı.

 

Kolay anlaşılması için kişi başına düşen GSYH üzerinden örneklersek; en yoksul yüzde 10’luk kesim kişi başına 142 bin 440 TL, en zengin yüzde 10’luk dilim ise ortalama 1 milyon 281 bin 960 TL kazanıyor.[23]

 

Devam edelim:

 

• En zengin yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin yüzde 48.1’ini alıyor...

• En yoksul yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin sadece yüzde 6.3’ünü elde ediyor...

• En zengin yüzde 1’lik kesim, toplam servetin yüzde 42.04’üne sahip...

• En zengin yüzde 5’lik kesim, toplam servetin yüzde 59.2’sini kontrol ediyor...

• En zengin yüzde 10’luk kesim, toplam servetin yüzde 69.8’ine sahip...[24]

 

Yani yoksullar yok hükmündeyken; bunlara bir de A Haber’de konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürü Dr. Abdullah Emre Güner’in, “İstanbul sağlıkta dünyanın başkenti,” abartısı eklenmiş!

 

Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda konuşmuş:

 

“Sağlık alanında büyük bir devrime imza attığımız tartışmasız bir gerçektir. Bugün 1 milyon 470 bini aşan sağlık personeliyle 86 milyon vatandaşa birinci sınıf sağlık hizmeti sunuyoruz. Öyle ki güçlü sağlık altyapımız sayesinde artık pek çok branşta sadece bölgemizdeki ülkelerin vatandaşlarına değil, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere küresel ölçekte sağlık hizmeti verebilen bir ülke konumuna ulaştık.”

 

Sonra da Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu, AKP Mersin İl Başkanlığı Danışma Meclisi toplantısında konuşmuş: “Dünyanın en iyi sağlık hizmeti bizde,” demiş!

 

Hiçbiri doğru değil!

 

“KAİNATIN EN İYİ SAĞLIK HİZMETİ”[25]

 

OECD ülkelerinde doğumda beklenen yaşam süresi ortalama 81.1 yıl; bizde 77.3 yıl.

 

OECD ülkelerinde 0-1 yaş arası bebek ölüm hızı bin canlı doğumda 3.6; bizde 9.8.

 

OECD ülkelerinde beş yaş altı ölüm hızı bin canlı doğumda ortalama 4.3; bizde 14.

 

OECD ülkelerinde anne ölüm oranı 100 bin canlı doğumda ortalama 10.8; bizde 13.5.

 

OECD ülkelerinde önlenebilir ölüm oranı ortalama yüz binde 145; bizde yüz binde 168.

 

OECD ülkelerinde tedavi edilebilir ölüm oranı ortalama yüz binde 77; bizde yüz binde 119.

 

OECD ülkelerinde 15 yaş üzeri sigara içen nüfus oranı yüzde 14.8; bizde yüzde 28.3.

 

OECD ülkelerinde 18 yaş üzeri nüfusta yeterli fiziksel aktivitede bulunamayan nüfus oranı yüzde 30; bizde yüzde 44.

 

OECD ülkelerinde obezite oranı ortalama yüzde 19; bizde yüzde 20.

 

OECD ülkelerinde havada ince partikül madde PM2.5 oranı ortalama metrekarede 11 mikrogram; bizde metrekarede 22 mikrogram.

 

OECD ülkelerinde sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 64; bizde yüzde 41.

 

OECD ülkelerinde 50-69 yaş arası kadınlarda mamografiyle kanser tarama oranı yüzde 55; bizde yüzde 37.

 

OECD ülkelerinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’dan sağlığa ayrılan pay ortalama yüzde 9.3; bizde yüzde 4.7.

 

OECD ülkelerinde yıllık kişi başı sağlık harcaması ortalama 5967 dolar; bizde 2309 dolar.

 

OECD ülkelerinde bin kişi başına düşen hekim sayısı ortalama 3.9; bizde 2.4.

 

OECD ülkelerinde yüz bin kişi başına düşen diş hekimi sayısı ortalama 78; bizde 54.

 

OECD ülkelerinde yüz bin kişi başına düşen eczacı sayısı ortalama 86; bizde 48.

 

OECD ülkelerinde bin kişi başına düşen hemşire sayısı ortalama 9.2; bizde 2.9.

 

OECD ülkelerinde bin kişi başına düşen hastane yatağı sayısı ortalama 4.2; bizde 3.1.

 

OECD ülkelerinde bir milyon kişi başına düşen BT, MR, PET cihazı sayısı ortalama 51; bizde 30.

 

Ama elhak, şu doğru: Saç ektirme konusunda küresel pazarın yüzde 20 ila 25’ini elinde bulunduruyor![26]

 

Bunlara —tekrarlamak pahasına— birkaç şey daha ekleyerek ilerleyelim!

 

i) İktidarın “vergide adalet” söyleminin kâğıt üzerinde kaldığı ortaya çıktı: 2013-2024 döneminde toplam 2 milyar 882 milyon 583 bin 737 TL vergi ve 6 milyar 27 milyon 157 bin 203 TL vergi cezasının silindiği belirlendi. Özetle toplam 8.9 milyar TL’lik vergi silindi![27]

 

ii) TÜİK verilerine göre 16.5 milyon kişi evini dahi ısıtamıyorken, 21 milyon kişi de beklenmedik harcamalarını karşılayamaz hâlde![28]

 

iii) Ülkede bir tarafta yurttaşlar yoksulluğun dibine itiliyor, diğer tarafta ise bankalar servet katlıyor. Aşırı yoksul haneler açlıkla savaşırken lüks araç satışları uçuyor. Ziraat dahil 10 büyük banka altı ayda 305 milyar lira kâr elde ederken, yurttaşın kredi borçları 99.8 milyar liraya çıktı![29]

 

iv) 2025’in ilk dokuz ayında bireysel kredilerde takibe düşenler 1.5 milyon kişiyi aştı![30]

 

v) Bankadan kredi alamayanlar çeke, senede sarıldı. 2025 Nisanı’nda 7 bin 109 kişi ilk kez çek kullandı. Ocak-Nisan döneminde karşılıksız çıkan çekler yüzde 50.8 arttı![31]

 

vi) 2025’in tümünde, 2024’e kıyasla protesto edilen senet tutarı yüzde 92.1 artışla 92.3 milyar lira; karşılıksız çek tutarı da yüzde 49.5 artışla 259.3 milyar lira oldu![32]

 

vii) Yurttaşın bireysel kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle sadece bankalara ödediği faiz katlandı. 2024’ün ilk dört ayında faiz, 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 171 oranında artarak 237.8 milyar liraya kadar yükseldi![33]

 

viii) 2025’in ilk beş ayında toplam 2 bin 235 konkordato dosyası yargıya taşındı. 2021’de bin 914 firma konkordato ilan etmişken, 2022’de bu sayı bin 587’ye, 2023’te bin 516’ya düşmüştü![34]

 

ix) Hazine, 2025’in ilk dört ayında kamuya ait 5.4 milyar liralık taşınmaz sattı. Satılan taşınmazların yüzde 34’ünü arsa ve araziler oluşturdu![35]

 

x) Kamunun işlettiği yol, köprü ve tüneller için yurttaşın cebinden çıkan para katlandı. 2025’in ilk çeyreğinde köprü ve yol geçişlerinden elde edilen tutar yüzde 101 arttı![36]

 

xi) 2024’ü 4.7 milyar TL ile kapatan TCDD’nin borcu hız kesmedi. Ocak-Nisan 2025 döneminde 828.6 milyon TL daha borçlandı ve toplam borç 5.5 milyar TL’ye yükseldi![37]

 

xii) Bütçe açığı, 2025’in ilk dört ayında 885.5 milyar lira oldu. Nisan’da merkezi yönetim bütçesinden yapılan her 100 liralık harcamanın 23 lirası faize gitti. Toplanan vergilerin yüzde 53’ünü ÖTV ve KDV oluşturdu![38]

 

xiii) Hazine’nin 2025 Ocak-Haziran bütçe verileri, faize giden kaynakları ve kamu harcamalarındaki israfı ortaya koydu. İlk altı ayda faiz ödemeleri 1 trilyon 111 milyar liraya ulaştı![39]

 

xiv) Bütçede harcamalar kısılmayınca dengeyi sağlamak ceza ve vergilere kaldı. “Dur” ihtarına uymama cezası 2167 liradan 47 bin liraya yükseltiliyor![40]

 

xv) 2023 Mayısı’nda yüzde 8.5 olan Merkez Bankası politika faizi, aşamalı olarak yükseltilerek 2024 Martı’nda yüzde 50’ye çıktı![41]

 

xvi) 2025’in Ocak ayı bütçesinde yüksek enflasyona rağmen tarıma ayrılan kaynak azaldı. Milyonlarca yoksul olmasına rağmen vatandaşın sosyal desteklerinden kesinti yapıldı![42]

 

xvii) Meclis Genel Kurulu’nda 11 Aralık 2025’te Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin 200 milyar liralık artışla 823 milyar TL’ye yükseltilmesi konuşuldu…

 

Bu arada Türkiye; Avrupa’da asgari ücretli çalışan oranı sıralamasında birinci… En yüksek enflasyonda dünyada altıncı sırada… OECD’nin 2025 Raporu’na göre ücret üzerindeki vergi yükü sıralamasında ise 19’uncu sırada… Buna karşın dünyanın en büyük dokuzuncu ordusuna sahip… SIPRI raporuna göre silahlanmaya en çok para harcayan 17’nci ülke![43]

 

Elbette başka artılarıyla durum(umuz) bu!

 

İSRAF, YAĞMA, TALAN

 

Bir de, “Gerçek ince bir şekilde gerilebilir ama asla kırılmaz ve tıpkı suyun üzerinde yüzen yağ gibi, yalanların her zaman üstünde kalır,”[44] notuyla betimlenmesi gereken “İsraf, Yağma, Talan” sorunu(muz) var…

 

i) “Diyanet’ten ‘prestijli’ israf”;[45] “Halkın parasını savurmuşlar”![46]

 

ii) Yardıma muhtaç yurttaşa yapılan ödemelere yüzde 15 oranında artışla günlük 19.3 TL zam yapan Aile Bakanlığı’nın özel kalem harcamaları yüzde 40 artırıldı. Bakanlığın kalem gideri 48.6 milyon TL’ye çıktı![47]

 

iii) AKP’nin en yüksek oy aldığı Rize, Trabzon ve Erzurum’da sosyal yardıma muhtaç hane sayısı 114 bine, ailesinin bakamadığı çocuk sayısı ise 2 bine yükseldi. Türkiye’de 2025 itibarıyla 20 milyon yurttaş düzenli sosyal yardıma muhtaç hâle geldi![48]

 

iv) Kur’an Kursu Destek Programı kapsamında 2024’te Aile Bakanlığı, çocuklarını Kur’an kursuna göndermeleri karşılığında ailelere 41.3 milyon TL destek ödemesi yaptı![49]

 

v) 2024’te Diyanet’e 64 vakıf taşınmazı verildi. Diyanet böylelikle toplam 1083 taşınmaz ile kamu kurumlarının tahsisli taşınmaz listesinde zirveye yerleşti![50]

 

vi) “FETÖ okullarını devralmak” için kurulan Maarif Vakfı ve fatura yolsuzluğu ile gündeme gelen Yunus Emre Vakfı’na aktarılan kaynak ortaya çıktı: Maarif’e 1.8 milyar TL, Yunus Emre’ye ise 670.4 milyon TL para aktarıldı![51]

 

vii) Öğrencilere ücretsiz yemek kaynak yetersizliğine takılırken, Maarif Vakfı’na 2025 eğitim bütçesinden 6.7 milyar TL aktarıldı. Maarif’in altı yılda aldığı pay 20 milyar TL’ye dayandı![52]

 

viii) Diyanet’in, sayıları itibarıyla “dev ordu” olarak nitelendirilen personeli için 2026-2028 döneminde 500 milyar 510 milyon 293 bin TL kaynak kullanılacak![53]

 

ix) Diyanet’in 2019-2024 kesitindeki dev bütçesinin yanı sıra, beş senede yurttaşın vergisinden de 4.2 milyar TL’lik pay aldığı belirlendi![54]

 

x) Diyanet İşleri Başkanlığı, fahiş harcama geleneğini 2025’te bozmayarak Ocak ayında 13.4 milyar TL harcadı. Başkanlık günde 447.6 milyon TL harcama yaptı![55]

 

xi) Adıyaman, Hatay ve Osmaniye’deki Diyanet binalarına 2025’te 240 milyon TL harcandığı, 2026 bütçesinden ise 520 milyon TL ayrıldığı öğrenildi![56]

 

xii) Diyanet Akademisi, Ocak 2024-Haziran 2025 döneminde 3.8 milyar TL’ye mal oldu![57]

 

xiii) Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) bütçesi çok yüksek ve rakamlar gittikçe büyüyor. 2018’de 8 milyar 356 milyon 119 bin TL yetmedi, 3.2 milyar TL daha aktarıldı. 2019’da 10 milyar 211 milyon 680 bin TL, 2020’de 11 milyar 599 milyon 609 bin TL, 2021 bütçesi 13 milyar 243 milyon 124 bin TL, 2022 harcaması 23 milyar 552 milyon 379 bin TL, 2023’te 47 milyar 988 milyon 782 bin TL, 2024’te 130 milyar 199 bin TL, 2025’te ise bütçesi 130 milyar TL idi![58]

 

xiv) Diyanet’ten 120 günde rekor harcama: Günde 354 milyon TL… Diyanet İşleri Başkanlığı, 120 günde 42 milyar 483 milyon 861 bin TL harcadı. Başkanlık, Türkiye’de on milyonlarca yurttaşın yoksullukla mücadele ettiği Ocak-Nisan döneminde günde 354 milyon TL kaynak kullandı![59]

 

xv) 130.1 milyar TL bütçeye sahip Diyanet’in bir işini üstlenen Ardahan’daki hafızlık kız Kur’an kursunun çevresine duvar örülmesi için valilik 1.4 milyon TL harcadı![60]

 

xvi) Masraflarını Diyanet’in karşıladığı TÜGVA’nın 5 yıldızlı umre organizasyonu detaylarına göre, yaklaşık 40 milyon TL ödeme yapan başkanlığın, heyetin kaldığı otellerde oluşan fiziki zararları da karşıladığı iddia edildi![61]

 

xvii) Cumhurbaşkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İletişim Başkanlığı; Ocak-Kasım 2025 döneminde 140 milyar 755 milyon 925 bin TL harcadı. Türkiye’deki derin yoksulluğa karşın üç kurumun harcamasının günlük karşılığı 426.5 milyon TL oldu![62]

 

xviii) Cumhurbaşkanlığı, Diyanet ile İletişim Başkanlığı 2026’da toplam 203 milyar 240 milyon TL harcayacak. Cumhurbaşkanlığı ayda ortalama 1.7 milyar TL, İletişim Başkanlığı ise ayda 630.3 milyon TL kaynak kullanacak![63]

 

xix) Cumhurbaşkanlığı, İletişim Başkanlığı ve Diyanet’e 2026 için toplam 195 milyar 683 milyon TL ödenek verildi![64]

 

xx) Diyanet, 2025’in ilk yarısında 53.6 milyar TL personel giderine imza attı. Başkanlığın 675.3 milyon TL’lik malzeme, 119.6 milyon TL’lik hizmet satın aldığı; ismi açıklanmayan vakıflara ise 330.5 milyon TL aktardığı belirlendi![65]

 

xxi) Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın resmî-özel yazışmaları ile her türlü protokol görevi ve törenlerin düzenlenmesi için kullanılan kaynak 27.6 milyon TL![66]

 

xxii) Diyanet’in 2018’de 124 bin 407 olan personel sayısı, Ocak 2026 itibarıyla çok sayıda kentin nüfusunu geçerek 143 bin 633’e ulaştı. Başkanlığın 2026-2027 kesitindeki personel gideri sırasıyla 139.2 milyar TL ve 156.6 milyar TL olarak tahmin edildi![67]

 

xxiii) Diyanet’in 2026 takvimleri için gerçekleştirdiği ihalede İhlas Gazetecilik ile 83.9 milyon TL’lik anlaşma yapıldı![68]

 

xxiv) Din öğretimi yapan okullar için Ocak 2020-Haziran 2023 döneminde 60.1 milyar TL’lik bütçe harcandı![69]

 

xxv) Olimpiyatın Türkiye’ye verilmemesiyle işlevsiz kalan İstanbul Olimpiyatları Düzenleme Kurulu, bir yılda 579.1 milyon TL harcadı. Harcamanın 505.2 milyon TL’si “çeşitli giderler” başlığı altında sınıflandırıldı![70]

 

xxvi) Yurttaş, fahiş yakıt ve bilet fiyatları nedeniyle seyahat etmekte zorlanırken kamunun yolluk harcamasında rekor seviyeye ulaşıldı. 2019’da 2.2 milyar TL olan kamunun yolluk harcaması için kullanılan kaynak, Ocak-Ağustos 2025 döneminde 19.1 milyar TL’ye fırladı![71]

 

xxvii) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün temsil harcamasının yüzde 115 arttığı Tamer Karadağlı döneminin yolluk harcaması da açığa çıktı. 2023’te 34.7 milyon TL olan harcırah gideri, 127.8 milyon TL’ye fırladı![72]

 

xxviii) Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na bağlı Dijital Dönüşüm, Finans, İnsan Kaynakları ve Yatırım ofislerinin yıllık harcamasının 1.7 milyar TL’ye ulaştığı belirlendi![73]

 

xxix) AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin, Şam Belediyesi’nin 30 kişilik heyetine beş gün boyunca birinci sınıf restoranlarda yemek yedirip tekne turu yaptırdığı gezi için 748 bin TL harcandı![74]

 

xxx) İktidar, yurtdışı görev yollukları kapsamında milyarlarca lira harcadı. 2022’den 2025 Şubat’ına toplam 4.6 milyar TL kaynak kullanıldı![75]

 

xxxi) “Dezenformasyonla Mücadele” adı altında yüksek paralar harcamayı sürdüren İletişim Başkanlığı, 2024’ün ilk yarısında 611.4 milyon TL harcadı![76]

 

xxxii) Milyonlarca yurttaş yoksullukla boğuşurken, 11 bakanlığın toplam 57 milyon 840 bin 253 TL’lik hediye harcamasına imza attığı belirlendi![77]

 

xxxiii) Ensar Vakfı ile TÜRGEV’in kurduğu ve ABD’de faaliyet gösteren TURKEN Vakfı, 2024 yılı lobi faaliyetlerine 6.3 milyon dolar harcadı![78]

 

xxxiv) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinde İzmir’de görev yapan 4 bin polisin görevlendirme kartı için 14 bin TL harcanırken, Erdoğan’ın korumalarının maliyeti günlük 8.8 milyon TL oldu![79]

 

xxxv) 2025 Mayısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koruma ekibi için 1.2 milyar TL harcandı. Beş aylık harcama ise 4 milyar TL’ye dayandı![80]

 

xxxvi) AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2025 Haziranı’ndaki Maraş ziyareti için 3 bin 185 polisin görevlendirildiği ortaya çıktı. Çorum, Nevşehir, Urfa ve Adıyaman Emniyet Müdürlüklerinden Maraş’a bariyerler taşındı![81]

 

xxxvii) Saray, 2025’in Ocak ayında bir günde 59 milyon 309 bin 367 lira harcadı. Diyanet İşleri Başkanlığı Ocak ayında günde 447.6 milyon TL harcama yaptı. Kamu, 2024’te taşıt alım ve kiralamaya 19 milyar lira harcadı. Kamuda yurtdışı seyahatlerine yolluk gideri olarak 2024’te 2 milyar 190 milyon 503 bin TL harcandı. Merkezi yönetim bütçesinden faize 1.9 trilyon lira ödendi![82]

 

xxxviii) Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın onursal başkanı olduğu “Sıfır Atık Vakfı”nı vergiden muaf tuttu. Bu kararla Erdoğan’ın görev süresi boyunca vergiden muaf tuttuğu vakıfların sayısı 86’ya yükseldi![83]

 

xxxix) Erdoğan’ın ekonomik krizi gölgelemek ve “piyasayı dengelemek” amacıyla görevler yüklediği Tarım Kredi Marketçilik A.Ş.’nin 2024’te rekor zarara imza attığı ortaya çıktı. Şirketin 2024’te 2.2 milyar TL zarar ettiği ve 132.5 milyon TL’lik özkaynak erimesi yaşadığı belirlendi![84]

 

xl) Türk Hava Kurumu’nu yöneten ve her fırsatta “Kurum borç batağında” diyen AKP’li kayyumlar yaklaşık iki bin kişiyi işe aldı. Çift maaşlı bürokratlardan oluşan kayyumların ücretine ise yüzde 200 zam yapıldı![85]

 

xli) THY’nin 2024 finansal tablolarına yönelik bağımsız denetçi raporuna göre, 2023’te 4.6 milyar TL’lik reklam harcaması 2024’te 7.1 milyar TL’ye fırladı![86]

 

xlii) 2025’te yapımına devam edilen 485 kilometre uzunluğundaki otoyol projelerinin yalnızca 19 kilometresi kamu bütçesiyle yapıldı. Müteahhitleri ihya eden Yap-İşlet-Devret (YİD) modelli otoyolların uzunluğu ise 466 kilometre oldu![88]

 

xliii) “Malatya’ya Müjde” açıklamasıyla ihale edilen Havalimanı Yeni Terminal Binası’nın maliyeti öngörüleni 19 kat aştı. Terminal binasının 194.3 milyon TL olarak açıklanan maliyeti 3.7 milyar TL’ye fırladı![89]

 

xliv) AKP’li Kelkit Belediyesi’nin 31.9 milyon TL’lik millet bahçesi yaptıracağı ortaya çıktı![90]

 

xlv) TRT, 19 yılda 10.8 milyar dolar gelir elde etti; ancak bu paranın nerelere harcandığı konusunda soru işaretleri var![91]

 

xlvi) Türkiye’de ekonomik kriz derinleşirken kamuda lüks araç kullanımı arttı. Uluslararası kaynaklardan edinilen verilere göre kamuya ait araç sayısı 2021’de 111 bin 122 iken, 2023’te 116 bin 904’e yükseldi. 2025 itibarıyla bu rakam 130 bin seviyesine dayandı. Türkiye’nin makam araçları, ekonomik büyüklüğü kendisinden çok daha fazla olan Avrupa ülkelerinin birkaç katına ulaşmış durumda. Almanya’da 9 bin, Fransa’da 8 bin, Japonya’da 10 bin, İtalya’da ise yaklaşık 29 bin makam aracı bulunuyor![92]

 

xlvii) Ankapark için “Konuşan Melih Gökçek Robotu” yaptırıldığı ortaya çıktı. Gökçek’in “Bana benzemiyor” dediği öne sürülen robota 66 bin dolar ödendiği öğrenildi![93]

 

Durum buyken; Bertolt Brecht’in, “Dünyada iki çeşit hırsız vardır: Polis tarafından yakalanan küçük hırsızlar ve polis tarafından korunan büyük hırsızlar,” uyarısını anımsamamak mümkün mü?

 

İŞSİZLİK KÂBUSU VE BORÇLAN(DIRIL)MA BATAKLIĞI!

 

 

TÜİK “Düşüyor” dese de, Kasım 2025’de gerçek işsizlik 2 yılda neredeyse 4 milyon kişi arttı. Çalışabilir nüfusun üçte biri işsiz. Kadınlar ve gençlerde tablo daha da ağır: 10 kadından 4’ü işsiz[94] ve bir yılda 178 binden fazla sanayi işçisi işini kaybetti.[95]

 

88 Sektörün 41’inde çalışan sayısı azaldı.[96] Çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz, 5.3 milyon kişi iş bulmaktan umudunu kaybetmiş durumda.[97]

 

TÜİK, 2025 Mart’ına ait dar tanımlı işsizlik oranını yüzde 7.9 olarak açıklarken DİSK-AR geniş tanımlı işsizliği yüzde 28.8 olarak hesapladı.[98] Verilere göre çalışabilir nüfusta her 10 kişiden 3’ü işsiz.[99]

 

6.5 milyon genç ise ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. Ümitsiz işsizlerin yüzde 40’ını, 15-34 yaş grubundaki gençler oluşturuyor. Ümitsiz işsizlerin sayısının 2.5 milyona çıktığı[100] coğrafyamızda; borçlan(dırıl)ma bataklığı giderek derinleşiyor!

 

“Nasıl” mı?

 

i) Gelirleri ile geçinemeyen milyonlar kredi kartlarına bağımlı yaşıyor. 20 yaş üzeri her bireye 2.2 adet kart düşüyor. Bir ayda günlük harcamalarda 529.8 milyar liralık gıda ve market ödemesi kredi kartlarıyla yapıldı![101]

 

ii) Halkın borç krizi, finans sektörünün kazancını katladı. Bankaların kredilerden sağladığı faiz geliri 2.9 trilyon lirayı buldu. Tüketici kredilerinden alınan faiz, kasadaki faiz gelirinin yüzde 13.5’ini oluşturdu![102]

 

iii) Halk borçla ayakta durmaya çalışırken bankalar faizden rekor gelir elde ediyor. Bankaların takibe düşen borçlardan elde ettiği faiz bir yılda yüzde 164 oranında büyüdü. Yurttaşlar 2025’in 9 ayında bankalara 880 milyar TL faiz ödedi![103]

 

iv) 2025 Ekim’i itibariyle sorunlu krediler, 2024 sonuna kıyasla, yüzde 79.1 arttı![104]

 

v) 2025’in ilk yarısında yurttaş, tüketici kredilerine 329.7 milyar lira faiz ödedi. Batık kredilerden sağlanan faiz, bir yılda yüzde 161 arttı.[105] Batık krediler yüzde 75.9 arttı.[106]

 

vi) Alım gücü dibe vururken yurttaş mecburi borçlanmayla ayakta kalmaya çalışıyor. Tüketici kredileri 22 milyardan fazla artarken şirket ciroları resmi enflasyonun çok üzerinde yükseldi![107]

 

vii) Yüksek faize rağmen dar gelirli, geçinmek için kredi kullanmaktan başka çare bulamıyor. 3 ayda aylık geliri 25 bin liranın altındaki 2.2 milyon kişi kredi kullandı. Açlık sınırının bile altında geliri olan emeklilerin kredi talebi yıllık bazda yüzde 26.75 oranında artış gösterdi![108] Kasım 2025 verilere göre, bireysel kredi borcunu ödeyemediği için takibe alınan kişi sayısı 1 milyon 9 bine, kredi kartı borcu nedeniyle takibe düşenlerin sayısı ise 1 milyon 262 bine çıktı![109]

 

viii) BDDK’na göre 640 milyar liralık borç bankaların takibine alındı.[110] Bankaların kullandırdığı borçlar 23.7 trilyon lirayı aştı![111]

 

ix) TBB Risk Merkezi’nin Aralık 2025 verilerine göre her 2 kişiden biri kart borçlusu. Bireysel kredi borçlusu sayısı 43.6 milyona yükseldi. Tasfiye olunacak alacaklar bir yılda yüzde 99 artarken kişi başı borç 135 bin 500 TL’ye çıkarak 5 asgari ücrete dayandı![112]

 

x) UYAP verilerine göre icra-iflas dosyaları 24.5 milyonu aşarken 2025 Ocak’ın 9. aya 7 milyon yeni dosya açıldı. Sadece Eylül’ün ilk yarısında 82 bin dosya işleme alındı.[113] 2024’ün 3 Eylül’ünden 2025’in Eylül’üne yaşanan yükseliş 2 milyon oldu![114]

 

xi) İcra dosyaları bir yılda yüzde 58.9 oranında arttı![115]

 

xii) 2025’in ilk 10 ayında bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı yüzde 20 artışla 1 milyon 810 bin kişi oldu![116]

 

xiii) Türkiye’de icra ve iflas dosya sayısı 23 milyonu geçti, bu sayı, nüfusun dörtte birine tekabül ediyor. PTT aracılığıyla gönderilen tebligat sayısı 2020’de 91 milyon iken 2024’de bu rakam yüzde 57 artışla 143 milyona çıktı![117]

 

xiv) Türkiye’de icra ve iflas dosyaları, 2026’ya girerken rekor seviyeye ulaştı. 28 Şubat’ta başlayan bölgesel savaşın ekonomik etkileriyle 11 günde 80 binden fazla dosya eklenerek toplam sayı 24.4 milyonun üzerine çıktı.[118]

 

xv) Türkiye dış borçları için 2025’in ilk 6 ayında 12.5 milyar dolar faiz ödedi![119]

 

xvi) 2025’in Ocak-Şubat kesitinde 302.7 milyar TL’lik faiz ödemeleri, 2026’nın aynı döneminde yüzde 111.5’lik devasa bir artışla 640.1 milyar TL’ye fırladı![120]

 

xvii) 2025’in Ocak-Temmuz döneminde her 100 liralık vergi gelirinin 22 lirası faiz harcamalarına gitti![121]

 

xviii) 2025’te yurttaş, kredi kartı ve tüketici kredileri için 1.2 trilyon lira faiz ödedi. Bankacılık hizmetlerinden toplanan para bir yılda yüzde 50’den fazla arttı![122]

 

 

TOPARLARSAK!

 

Bu tabloda ezilenlere kalan son şey, umut ve itirazdır.

 

Sadece umut etmek yeterli değildir. İsyansız, itirazsız umut nafile bir sanrıdan ibarettir. Yol aç(a)maz, ilerletici ol(a)maz.

 

Umutlu itiraz için ise, ulaşılması imkânsız şeyi yoktur. Çünkü yaşamın gerçeği başkaldıran umuttur; baharın isyancı olduğu üzere… Sayısı sürekli artan çoban ateşleri, işçi direnişleri bunun tanığıdır…

 

Bu güzergâhta “Uğraşların zahmetlerinden kaçınırsan, umursamazlığın felaketleriyle karşılaşacaksın.”[123] Ama hiçbir biçimde Emma Goldman’ın, “Hiçbir insan dünya üzerinde tek bir köle kalmayana dek güvende değildir”; V. İ. Lenin’in, “Umutsuzluk, kötülüğün nedenlerini anlamayan, çıkış yolu göremeyen ve mücadele etme yeteneğinden yoksun olanların tipik özelliğidir,” uyarısını “es” geçmeyeceksin.

 

Çünkü ezilenlerin umutlu itirazı, kapitalistlere gerçek efendilerin kendileri değil, haklarını giderek daha fazla fark eden yoksulların olduğunu hatırlatır. Böylelikle de ezilenler, durumlarının umutsuz olmadığını, yalnız olmadıklarını ve başka bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatır.

 

Tıpkı Ursula K. Le Guin’in, “Kapitalizm dünyasında yaşıyoruz. Gücün sarsılmaz ve kaçınılmaz gözükebilir. Ama bir zamanlar, kralların ilahi hakları da öyle görünüyordu. İnsan eliyle yaratılan her güç, insan eliyle değiştirilebilir,” ifadesindeki üzere…

 

 

N O T L A R

 

[1] Nâzım Hikmet [2] Bkz: i) Temel Demirer, “Yoksulluk Cinayettir; Katil İse Kapitalizm!”, Odak, Ocak 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2023/01/yoksulluk-cinayettir-katil-ise.html

ii) Temel Demirer, “Gelmekte Olan Gelecek(sizlik) mi?!”, Yeni Yaşam Gazetesi, 26 Aralık 2021, s.8-9…

iii) Temel Demirer, “Yağma + İsraf + Borç + İşsizlik + Vd = Çöküş Kâbusu”, Görüş21, Şubat 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2023/02/yagma-israf-borc-issizlik-vdcokus-kabusu.html

iv) Temel Demirer, “İktisat, Siyaset ve İnsan(lık) Notları”, Görüş21, Eylül 2022… https://temeldemirer.blogspot.com/2022/09/iktisat-siyaset-ve-insanlik-notlari.html

v) Temel Demirer, “Yoksullaştıran Talanın İsraf Ekonomisi”, Rojnameya Newroz, Nisan 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2022/04/yoksullastiran-talanin-israfekonomisi.html vi) Temel Demirer, “Corona Günlerinde Açlık”, Önsöz Dergisi, No: 48, Haziran-Temmuz-Ağustos 2021…

vii) Temel Demirer, “Ekonomik Vaziyet(imiz) ile Beşeri Tablo(muz)”, Sosyalist Mezopotamya, No:9, Ocak 2021…

viii) Temel Demirer, “İktisadî Çöküş, Beşerî Çözülme”, Rojnameya Newroz, Mayıs 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2021/05/iktisadi-cokus-beseri-cozulme.html

ix) Temel Demirer, “Ekonomik Hâl(imiz) mi?!”, Rojnameya Newroz, Kasım 2019… https://temeldemirer.blogspot.com/2019/11/ekonomik-halimiz-mi.html

x) Temel Demirer, “Evet(’in Ekonomisin)e Hayır!”, Kaldıraç Dergisi, No:189, Nisan 2017…

xi) Temel Demirer, “Paranın -Yoksullaştıran!- Zenginlik Suçu!”, Rojnameya Newroz, Şubat 2024… https://temeldemirer.blogspot.com/2024/02/paranin-yoksullastiranzenginlik-sucu.html

xii) Temel Demirer, “Yoksulluk ‘Kader’ Değil, Kapitalist(lerin) Terör(ü)dür”, Odak Dergisi, Ekim 2025… https://temeldemirer.blogspot.com/2025/10/yoksulluk-kader-degil-kapitalistlerin.html xiii) Temel Demirer, “Krizin Son Aşaması: Çöküş”, Avrupa Demokrat, Temmuz 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2023/07/krizin-son-asamasi-cokus.html

xiv) Temel Demirer, “İktisadî Çöküş, Beşerî Çözülme”, Rojnameya Newroz, Mayıs 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2021/05/iktisadi-cokus-beseri-cozulme.html

xv) Temel Demirer, “Kriz Kıskacında: Yerküre, Coğrafyamız ve İşçiler”, Kaldıraç Dergisi, No: 220, Kasım 2019…

xvi) Temel Demirer, “Çürüyen Türkiye’nin Beşeri Krizi”, Kaldıraç Dergisi, No:273, Nisan 2024…

xvii) Temel Demirer, “… ‘Çürüme ve Korku’nun Türk(iye) İnsan(sızlığ)ı”, Rojnameya Newroz, Temmuz 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2023/10/curume-ve-korkunun-turkiye-insansizligi.html

xviii) Temel Demirer, “Türk(iye) İnsanı Çürü(tülü)rken”, Rojnameya Newroz, Kasım 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2025/01/turkiye-insani-curutulurken.html

xix) Temel Demirer, “Kapitalist Uygarlık Krizi: İnsan(lık) Hâl(ler)i ve Çürüme”, Rojnameya Newroz, Nisan 2024… https://temeldemirer.wordpress.com/2024/04/22/kapitalistuygarlik-krizi-insanlik-halleri-ve-curume1/

xx) Temel Demirer, “Kapitalist Coğrafyamızda Çürüme ve Çözülme”, Rojnameya Newroz, Mayıs 2022… https://temeldemirer.wordpress.com/2022/05/25/kapitalist-cografyamizda-curume-ve-cozulme1/

xxi) Temel Demirer, “Sıradanlaşan Nedir (mi)?”, Mezopotamya Haber Ajansı, 29 Mayıs 2020… https://temeldemirer.wordpress.com/2020/05/29/siradanlasan-nedir-mi1/

xxii) Temel Demirer, “Memleketin (ve Gençlerin) ‘Hâli’…”, Gelecek Gazetesi (Kıbrıs), Yıl:2, No:67, 24 Kasım 2012… [3] Yalçın Karatepe, “Vebal”, Birgün, 20 Şubat 2026, s.11. [4] Mustafa Bildircin, “Bir Ayda Yüzlerce Çocuk Tutuklandı”, Birgün, 19 Şubat 2026, s.5. [5] İnan Mutlu @inanmutlu

1, 7 Mayıs 2026… https://x.com/inanmutlu1/status/2052342256657469624?s=20

[6] Uğur Zengin, “Türkiye’nin En Zengin On Kişisi, Servetini 11 Milyar Dolar Artırdı”, Evrensel, 6 Kasım 2025, s.5.

[7] “Türkiye’nin En Zengini Değişti! Murat Ülker Zirveyi Kaptırdı”, 14 Nisan 2026… https://www.sondakika.com/ekonomi/haber-turkiyenin-en-zengini-degisti-murat-ulker-zirveyi-19748796/

[8] “Tüpraş’ın İlk Çeyrek Net Kârı Yüzde 2820 Arttı”, 7 Mayıs 2026…https://tclira.com/tuprasin-ilk-ceyrek-net-kariyuzde-2-820-artti/

[9] Havva Gümüşkaya, “Yüksek Faizle Bankalar Semirdi”, Birgün, 3 Nisan 2026, s.4.

[10] Mustafa Bildircin, “Yurttaş Batakta, Bankalar Kârlarını Giderek Katlıyor”, Birgün, 31 Ekim 2025, s.4.

[11] “Bankacılık Sektörünün Net Kârı Ekim’de 82 Milyar TL Oldu”, Evrensel, 2 Aralık 2025, s.5.

[12] Fikret Başkaya, “Büyük Hırsızlar ‘Cumhuriyeti’ veya Sefaletin Ekonomi Politiği”, Kaldıraç, No: 291, Ekim 2025, s.117-118.

[13] Erkan Aydanoğlu, “Gelir Erozyonu”, Evrensel, 29 Şubat 2026, s.4.

[14] https://www.ubs.com/us/en/wealth-management/insights/global-wealth-report.html

[15] Mustafa Bildircin, “Derin Krizi Gizleme Bütçesi”, Birgün, 18 Mart 2026, s.4.

[16] Mustafa Bildircin, “Çözüm Yerine 240 Milyar TL’lik Yama”, Birgün, 17 Eylül 2025, s.3.

[17] Mustafa Bildircin, “4.5 Milyondan Fazla Hane Muhtaç”, Birgün, 1 Kasım 2025, s.4.

[18] Mustafa Bildircin, “Emeklilerin Derin Sefaleti”, Birgün, 18 Aralık 2025, s.3.

[19] Mustafa Bildircin, “1 Milyon Çocuğun ‘Aile Reisi’ İşsiz, Birgün, 25 Kasım 2025, s.10. 10

[20] “KYK Kredisi 3 Öğüne Yetmiyor”, Birgün, 17 Eylül 2025, s.5.

[21] Işıl Özgentürk, “Hepimiz Vergi Kölesiyiz Çok Zenginler Hariç”, Cumhuriyet, 23 Şubat 2025, s.10.

[22] Azmi Demirci, “Emek Gelirleri Üzerindeki Ağır Vergi Yükü”, Birgün, 30 Kasım 2025, s.4.

[23] “18 Bin Dolar Kimin Geliri?”, Yeni Yaşam, 9 Mart 2026, s.3.

[24] Melisa Ay, “Yoksulluk ve Lüks Aynı Anda Büyüyor”, Birgün, 17 Ekim 2025, s.4.

[25] Osman Öztürk, “Kainatın En İyi Sağlık Hizmeti”, 1 Aralık 2025, s.3.

[26] Bigpara, 21 Şubat 2025… https://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/ekonomi-haberleri/ortadogulunun-sacini-ektik-sirabatida_ID1607871/.

[27] Mustafa Bildircin, “8.9 Milyar TL’lik Vergi Silindi”, Birgün, 11 Ocak 2026, s.4.

[28] Havva Gümüşkaya, “16.5 Milyon Kişi Evini Isıtamıyor”, Birgün, 31 Aralık 2025, s.5.

[29] Melisa Ay, “Bir Tarafta Yoksullar, Bir Tarafta Tuzukurular”, Birgün, 23 Ağustos 2025, s.5.

[30] Melisa Ay, “Borçlar İcrayı Rekora Taşıdı”, Birgün, 30 Kasım 2025, s.4.

[31] Havva Gümüşkaya, “Ticarette Karşılıksız Çek Senet Dönemi”, Birgün, 10 Haziran 2025, s.5.

[32] “Çek-Senet Ödenmedi!”, Cumhuriyet, 24 Ocak 2026, s.9.

[33] Havva Gümüşkaya, “Faiz Yükü Ağırlaştı”, Birgün, 3 Haziran 2024, s.4.

[34] Ebru Çelik, “Çark Dönmüyor, Kepenkler İniyor”, Birgün, 30 Haziran 2024, s.4.

[35] Havva Gümüşkaya, “Satacak Kurum Kalmadı, Arsalar Elden Çıkıyor”, Birgün, 21 Mayıs 2025, s.4.

[36] Havva Gümüşkaya, “Halkın Sırtından Rekor Gelir”, Birgün, 28 Mayıs 2025, s.5.

[37] Mustafa Bildircin, “Borç Trenlerden Çok Daha Hızlı”, Birgün, 26 Mayıs 2025, s.3.

[38] Havva Gümüşkaya, “Bütçenin Yüzde 23’ü Faize Gitti”, Birgün, 16 Mayıs 2025, s.4.

[39] Havva Gümüşkaya, “Halkın Parasını Faize Yedirdiler”, Birgün, 17 Temmuz 2025, s.4.

[40] Belce Örü, “Bütçeye Yama İçin Cezalara Fahiş Zam”, Sözcü, 17 Mart 2025, s.7.

[41] İklim Öngel, “Halka Yükü Ağır Oldu”, Cumhuriyet, 18 Mart 2025, s.4.

[42] Tolga Uğur, “Tasarrufu Çiftçiden Yoksuldan Yaptılar”, Sözcü, 19 Şubat 2025, s.6.

[43] Cihan Çelik, “Yoksul Halkın 823 Milyar Lirası Silahlanmaya”, Evrensel, 11 Aralık 2025, s.6.

[44] Miguel de Cervantes, Don Kişot, çev: Reşat Nuri Güntekin, YKY., 2016.

[45] Mustafa Bildircin, “Diyanet’ten ‘Prestijli’ İsraf”, Birgün, 20 Şubat 2025, s.9.

[46] Mustafa Bildircin, “Halkın Parasını Savurmuşlar”, Birgün, 28 Mayıs 2025, s.2.

[47] Mustafa Bildircin, “Yoksula Kırıntı, Bakan’a Yüzde 40”, Birgün, 16 Temmuz 2025, s.6.

[48] Mustafa Bildircin, “114 Bin Hane Yardıma Muhtaç”, Birgün, 4 Mayıs 2025, s.6.

[49] Mustafa Bildircin, “41.3 Milyon TL’lik Kur’an Kursu Desteği”, Birgün, 21 Şubat 2025, s.3.

[50] Mustafa Bildircin, “Diyanet’e 1 Yılda 64 Taşınmaz Verilmiş!”, Birgün, 9 Mart 2025, s.5.

[51] Mustafa Bildircin, “Vakıflar Doydu, Çocuklar Aç: Maarif ve Yunus’a 2.4 Milyar TL”, Birgün, 18 Temmuz 2025, s.10.

[52] Mustafa Bildircin, “Maarif Öğrencinin Yemeğini Yiyecek”, Birgün, 22 Mayıs 2025, s.9.

[53] “Diyanet Para Yutacak”, Birgün, 10 Eylül 2025, s.8.

[54] Mustafa Bildircin, “Diyanet Vergi Zengini”, Birgün, 26 Eylül 2025, s.4.

[55] Mustafa Bildircin, “Bir Günde 447.6 Milyon TL”, Birgün, 18 Şubat 2025, s.6.

[56] Mustafa Bildircin, “Müftülüklere Rekor Kaynak”, Birgün, 2 Şubat 2026, s.3.

[57] Mustafa Bildircin, “Diyanet Akademisi Para Öğütüyor”, Birgün, 22 Ekim 2025, s.3.

[58] Selin Nakıpoğlu, “Diyanet İşleri Bırakmaz Bu İşleri”, Birgün, 24 Mayıs 2025, s.8.

[59] Mustafa Bildircin, “Diyanet’ten 120 Günde Rekor Harcama: Günde 354 Milyon TL”, Birgün, 16 Mayıs 2025, s.5.

[60] Mustafa Bildircin, “Valilikten Kur’an Kursu Duvarı”, Birgün, 12 Ekim 2025, s.15.

[61] Mustafa Bildircin, “Zararı da Diyanet’e”, Birgün, 24 Ocak 2026, s.9.

[62] Mustafa Bildircin, “Saray Çevresi Para Yutuyor”, Birgün, 16 Aralık 2025, s.6.

[63] Mustafa Bildircin, “Memlekette Kış, Saray’da Bahar”, Birgün, 2 Aralık 2025, s.7.

[64] Mustafa Bildircin, “Tüm Kaynaklar Saray’a Akacak”, Birgün, 18 Aralık 2025, s.7.

[65] Mustafa Bildircin, “Diyanet Rekor Tazeledi”, 2 Ağustos 2025… https://www.birgun.net/haber/diyanet-rekor-tazeledi642816

[66] Mustafa Bildircin, “Erbaş’ın 27.6 Milyonluk Özel Kalem Harcaması”, Birgün, 8 Şubat 2025, s.9.

[67] Mustafa Bildircin, “Diyanet Ordusu 143 Bini Aştı”, Birgün, 30 Ocak 2026, s.7.

[68] Mustafa Bildircin, “Kaynaklar Yine Takvime Aktarıldı”, Birgün, 23 Temmuz 2025, s.6.

[69] Mustafa Bildircin, “İmam Hatiplere 60.1 Milyar TL!”, Birgün, 31 Ağustos 2023, s.3.

[70] Mustafa Bildircin, “Olimpiyat Hayaline Milyonlar Aktı”, Birgün, 7 Ocak 2026, s.2.

[71] Mustafa Bildircin, “Milyarlar Yolluğa Aktı”, Birgün, 17 Eylül 2025, s.9.

[72] Mustafa Bildircin, “Karadağlı Yolunu Buldu”, Birgün, 30 Eylül 2025, s.9.

[73] Mustafa Bildircin, “Saray’ın 4 Ofisi Para Yuttu”, Birgün, 26 Eylül 2025, s.4.

[74] İsmail Arı, “Şam Heyeti Yiyip İçip Gezmiş”, Birgün, 21 Temmuz 2025, s.3.

[75] Mustafa Bildircin, “Yurtdışı Görevlerine 4.6 Milyar TL Harcama”, Birgün, 2 Şubat 2025, s.3.

[76] Mustafa Bildircin, “Örtülü Sansürün Maliyeti Katlandı”, Birgün, 23 Şubat 2025, s.6.

[77] Mustafa Bildircin, “Hediyelerin Faturası 57.8 Milyon TL”, Birgün, 3 Kasım 2025, s.3.

[78] Okan Yücel, “TURKEN Vakfı, Lobi Faaliyetlerine 6.3 Milyon Dolar Harcadı”, Birgün, 5 Şubat 2025, s.9.

[79] “Erdoğan’ı Korumaya 4 Bin Polis Verilmiş!”, Birgün, 30 Nisan 2025, s.5.

[80] Müslüm Evci, “Koruma Ordusuna Milyarlar Akıyor”, Sözcü, 19 Temmuz 2025, s.8.

[81] İsmail Arı, “Üç Bin Polis Görevlendirildi”, Birgün, 17 Eylül 2025, s.6. 11

[82] “Şimşekgiller Hayal Satıyor”, Birgün, 25 Şubat 2025, s.4.

[83] İsmail Arı, “Emine Erdoğan’ın Vakfı Vergiden Muaf”, Birgün, 6 Mart 2025, s.3.

[84] Mustafa Bildircin, “Kamu Şirketinde 2.2 Milyar TL’lik Zarar”, Birgün, 15 Mart 2025, s.6.

[85] İsmail Arı, “THK’ye 5 Yılda 2 Bin Kişiyi Aldılar”, Birgün, 16 Şubat 2025, s.5.

[86] Mustafa Bildircin, “Yurttaş Çakılıyor, Onlar Uçuyor”, Birgün, 2 Mart 2025, s.4.

[87] Yap-işlet-devret projelerine verilen devasa geçiş garantileri bayram tatillerinde bile tutmuyor. Bayramda devletin yolları ücretsizken, bu yolları kullanan vatandaş da Hazine de para ödemeye devam ediyor. Örneğin günlük 45 bin araç garantisinin olduğu Çanakkale Köprüsü’nde garantinin tutması için 4 günde 180 bin araç geçişi gerekirken, gerçekleşen araç geçiş sayısı yalnızca 50 binde kaldı. (Başak Kaya, “Bu Projeleri Bayram da Kurtarmadı”, Sözcü, 6 Nisan 2025, s.8.)

[88] Mustafa Bildircin, “Sermaye ile Yüründü Bu Yollar”, Birgün, 11 Şubat 2025, s.9.

[89] Mustafa Bildircin, “Havalimanı Maliyeti 19 Kat Arttı”, Birgün, 6 Haziran 2025, s.3.

[90] Mustafa Bildircin, “Kamu Kaynağı 2025’te Yine ‘Yatıp Yuvarlanacak”, Birgün, 26 Şubat 2025, s.6.

[91] Veli Toprak, “TRT 19 Yılda 410 Milyarı Kime Harcadı”, Sözcü, 7 Nisan 2025, s.14.

[92] Ufuk Sepetci, “Türkiye Makam Aracında Rekor Sayılara Ulaştı”, 25 Ağustos 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/iktidarin-tasarruf-genelgeleri-kagit-uzerinde-kaldi-turkiye-makam-aracinda-rekorsayilara-ulasti-avrupa-yi-solladik-2429133

[93] Mustafa Bildircin, “Gökçek’in Robotu Yaptırılmış”, Birgün, 8 Ocak 2025, s.3.

[94] “İki Yılda 4 Milyon İşsiz Yarattılar”, Birgün, 29 Kasım 2025, s.4.

[95] Mustafa Bildircin, “İşçiden ‘Tasarruf’a Kârlar Bahane Oldu”, Birgün, 17 Eylül 2025, s.4.

[96] “88 Sektörün 41’inde Çalışan Sayısı Azaldı”, Birgün, 20 Ağustos 2025, s.4.

[97] “Her 3 Kişiden Biri İşsizlikle Yaşıyor”, Birgün, 30 Nisan 2025, s.5.

[98] “Gerçek İşsizlik 12 Milyona Dayandı”, Evrensel, 30 Nisan 2025, s.5.

[99] “Çalışabilir Nüfusun Üçte Biri İşsiz!”, Birgün, 21 Kasım 2025, s.4.

[100] Havva Gümüşkaya, “Rakamlar Gerçek İş[100]sizliği Makyajlamaya Yetmiyor”, Birgün, 19 Şubat 2025, s.4.

[101] Havva Gümüşkaya, “Hayatlar Kredi Kartına Bağımlı”, Birgün, 24 Eylül 2025, s.5.

[102] Mustafa Bildircin, “Yurttaş Bankaları Besledi”, Birgün, 21 Eylül 2025, s.4.

[103] Havva Gümüşkaya, “Yurttaşın Borcu Bankaya Gelir Kapısı Oldu”, Birgün, 1 Kasım 2025, s.4.

[104] “515 Milyar Lira Takipte”, Cumhuriyet, 26 Ekim 2025, s.9.

[105] Havva Gümüşkaya, “Halka Kriz, Bankaya Gelir”, Birgün, 25 Ağustos 2025, s.7.

[106] Havva Gümüşkaya, “Batık Krediler Yüzde 75.9 Arttı”, Birgün, 21 Şubat 2025, s.4.

[107] “Yurttaşın Borcu, Şirketlerin Ciroları Arttı”, Birgün, 12 Aralık 2025, s.5.

[108] Tolga Uğur, “Milyonlar Geçim Kredisi Peşinde”, Sözcü, 27 Temmuz 2025, s.6.

[109] “Faiz Yükü ve Borçlar Yurttaşı Vurdu: Milyonlar Yasal Takibe Düştü!”, 11 Kasım 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/faiz-yuku-ve-borclar-yurttasi-vurdu-milyonlar-yasal-takibe-dustu-2451777

[110] “Borç Büyürken Sofralar Daraldı”, Birgün, 20 Şubat 2026, s.11. [111] “Borçsuz İhtiyaç Karşılanamıyor”, Birgün, 13 Şubat 2026, s.5.

[112] “Her 2 Kişiden Biri Kart Borçlusu”, Birgün, 19 Şubat 2026, s.5.

[113] “Borç Kıskacı İcra Dairelerini Kilitledi”, Birgün, 15 Eylül 2025, s.5.

[114] “İcra Dosyaları Tırmanışa Geçti”, Birgün, 4 Eylül 2025, s.5.

[115] “İcra Dosyaları Yüzde 59 Arttı”, Birgün, 7 Eylül 2023, s.7.

[116] “Kredi Borçları 2025’te Uçtu! 10 Ayda 1.8 Milyon Kişi Takibe Düştü”, 7 Aralık 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/kredi-borclari-2025-te-uctu-10-ayda-1-8-milyon-kisi-takibe-dustu-2459191

[117] “Türkiye’de Her 4 Kişiden Biri İcralık”, 18 Haziran 2025… https://devrimcidusun.org/turkiyede-her-4-kisiden-biriicralik/

[118] “İcra Dosyaları 24.4 Milyonu Aştı: Savaş ve Ekonomik Yıkım Borç Yükünü Katladı”, 16 Mart 2026… https://devrimcidusun.org/icra-dosyalari-244-milyonu-asti-savas-ve-ekonomik-yikim-borc-yukunu-katladi/

[119] Havva Gümüşkaya, “Ülke Faiz Sarmalına Hapsoldu”, Birgün, 19 Ağustos 2025, s.4.

[120] “Faiz Ödemleri Yüzde 111 Arttı”, Evrensel, 17 Mart 2026, s.5.

[121] Havva Gümüşkaya “Vergilerin Yüzde 22’si Faize”, Birgün, 16 Ağustos 2025, s.5.

[122] “Geçim Krizi Bankalara Yaradı”, Birgün, 13 Şubat 2026, s.5.

[123] Antisthenes, Diogenes, Kinik Felsefe Fragmanları, çev: C. Cengiz Çevik, İş Bankası Kültür Yay., 2021

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!