Atak Logo

Atak Menü

ÜÇÜNCÜ PAYLAŞIM SAVAŞI, ŞİMDİLİK ORTADOĞU’DA! (Fikri Günay)

ÜÇÜNCÜ PAYLAŞIM SAVAŞI, ŞİMDİLİK ORTADOĞU’DA! (Fi…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
17 Mart 2026, 19:56 | Yazar: Fikri Günay | Kategori: Ortadoğu
ÜÇÜNCÜ PAYLAŞIM SAVAŞI, ŞİMDİLİK ORTADOĞU’DA! (Fikri Günay)

 

Kapitalizmin “sıçramalı gelişim yasası” artık yavaş seyrediyor ki, 1970’ten beri düşüşe geçen ABD, dünya liderliğini kaybettiğini bir türlü kabul etmiyor.

 

Çin önderliğinde gelişen yeni güç, ikinci İran saldırısında bile sessiz yükselişini ve İran’a desteğini sürdürüyor.

 

Birinci ve İkinci paylaşım savaşlarında olduğu gibi dünya egemen devletleri birbirlerine karşı savaş ilan ederek “dünyayı tekrar paylaşalım” diyemiyorlar. Çünkü kapitalizm denen canavar, ABD öncülüğünde uzun bir soğuk savaştan sonra Sosyalist Blok’u saflarına katalı beri, birbirlerinin pazarını savaşsız, çatışmalı entegrasyon ile paylaşma adına ekonomik olarak uluslararası öyle tekeller yarattılar ki, bir devlete ait özel bir tekel veya holding yok gibi.

 

Dünyaya egemen olan devletlerin sayısı, önde olan 5 devlete ancak 10-15 devlet daha eklenebilir. Kapitalist Blok olarak anılan bu devletler, birbirlerine öyle bağımlılar ki, paylaşacak yeni bir dünya parçası kalmadığından — paylaşım savaşlarının temel nedeni — üçüncü kez paylaşmak için ancak geri kalmış ve geri bıraktırılmış diğer devletleri paravan olarak kullanıp birbirlerinin pazarından pay alabiliyorlar. Bu alışverişi de sessizce yapamıyorlar.

 

Nasıl yapıyorlar?

 

Aralarında oluşturdukları uluslararası kurumlar — Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, IMF vb. — vasıtasıyla hem birbirlerini hem de kendilerine bağımlı hale getirdikleri diğer (5+20 dışında kalan) devletleri silahlandırarak birbirlerine düşürerek, kesinlikle gelişmelerine izin vermiyorlar. Ama kendi aralarında çelişkileri de kesinlikle ortadan kaldıramıyorlar. Ancak zoraki entegrasyona giderek dünyayı geri dönülmez bir şekilde talan etmeye devam ediyorlar. Çünkü kapitalizmin hangi aşaması olursa olsun fıtratında, üretirken de tüketirken de her türlü kötülük vardır.

 

Artık şu yargıya varabiliriz: Kapitalist sistemin geldiği son durak, neoliberalizm veya endüstriyalizm aşaması olan ulus-devlet denen aşamadır.

 

Bu canavarın en büyüğü kabul edilen ABD’nin başında ikinci kez bulunan D. Trump gibi yaralı bir canavar misali etrafına saldırması başka nasıl açıklanabilir?

 

Kendi hemcinslerine zorunlu olarak saldıramayınca, uydurma bahaneler üreterek — ırmağın aşağısında su içen kuzuya “suyu bulandırma, seni yerim yoksa” misali — hiçbir zaman doymayan her türden açlığını çevre ülkelere saldırarak, başta çocuk ve kadın olmak üzere milyonlarca canın yok olmasına neden olan kapitalizm yok olmadan, doğal bir değişim dönüşüm yetisine sahip olan dünya sürekli tehlike altında demektir.

 

Emperyalist-kapitalist sistem adına en son saldırdığı İran’daki yaşananlar, son günlerde dünya gündemini belirliyor.

 

Gündem olan bu konu hakkında egemen devlet dediğimiz canavarların ne yaptığı, tavrının kimden yana olduğu bence çok önemli değil. Çünkü potansiyel olarak her ülkede ezici bir çoğunlukta olan demokrasi güçlerinin tavrı daha belirleyicidir. Örneğin, Çin’in bile İran’ın yanında olması önemli değil demekte sakınca görmüyorum.

 

İran’a yapılan ABD-İsrail saldırısına veya İran yönetimine karşı olmak/olmamak, İran’daki her türden muhalefetin tavrı bence çok önemli ve belirleyicidir.

 

Bir ülkedeki demokrasi güçleri, ülke bir dış saldırıya uğrarsa, her yapı tek başına veya ittifak olarak mevzilerini güçlendirmeli, kesinlikle emperyalist güçlere tavizsiz karşı olmalılar.

 

Yoksa “düşmanımın düşmanı dostumdur” bataklığından çıkamazlar.

 

Bundan dolayı ülkelerdeki demokrasi güçleri, emperyalist güçlere karşı tavır alacaklarına KÖH’e karşı tavır alıp eleştiriyorlar. Bilhassa Türkiye’deki bazı siyasi yapılar ve bireysel görüş belirtenler. Bu eleştirilere dayanan Türkiye egemenleri sözcüleri, Kürt halkının 50 yıllık mücadelesini “terörsüz Türkiye” diyerek 100 yıllık sorunu yok sayıyorlar.

 

Tüm bunların yanında, 3. paylaşım savaşının niteliği ve biçimi gözden kaçıyor.

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!