SURİYE’NİN EZİLEN HALKLARI ORTAK DİRENİŞE! (Mehmet Güzel)
Suriye’yi yıkıp bu hâle getiren muktedir devletler, halkların kanı üzerinden egemenlik sağlamaya çalışıyor. Alevilere karşı uygulanan soykırım, Dürzilere yönelik katliamlar ve şimdi de Kürtlere karşı başlatılan imha harekâtı…
Tek çıkar yol, halkların ortak direnişidir!
Yıllardır ifade ediyorum: Emperyalist devletlerle iş birliği yaparak, pragmatik politikalarla halkının çıkarlarını savunduğunu düşünenler; gerçekte hem kendi halklarının hem de bölge halklarının aleyhine bir iş tutmuş oluyorlar. Suriye’nin yıkılmasında bu politikanın önemli bir payı vardır. Bu yağmurları o bulutlar getirdi.
Buradan kendilerine fayda sağlayacaklarını düşündüler. Ancak bölgedeki her gelişme, bunun boş bir beklenti olduğunu gösteriyor. Emperyalizmin ipiyle kuyuya inen, kuyunun dibinde kalmaya mahkûm olur. Bununla kalsa neyse… Ortadoğu’da, İran başta olmak üzere, anti-emperyalist her güce karşı muktedirlerin kılıcını sallamak zorunda bırakılırlar. İsterlerse yapmasınlar; anında başka bir muktedir güç tarafından “terbiye” edilip hizaya sokulurlar.
Kürt hareketinin bu noktaya gelmesi, çağımızın en dramatik olgularından biridir.
Emperyalist devletlerle kurulan ittifak, Kürt hareketini saldırılardan korumaya yetmedi. Emperyalist devletler, her topluluğu ve gücü kendi çıkarları için hizmete koşmaya alışmıştır. ABD ve İsrail, Kürt hareketini IŞİD, HTŞ ve Türkiye eliyle “terbiye” ederek İran’a ve Irak’taki direniş güçlerine karşı kullanabilecekleri bir kıvama getirmeye çalışmaktadır.
Atılan bazı adımlar telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir. 2015’te Suriye’de Kürt hareketinin ABD ve İsrail ile geliştirdiği iş birliği böyle bir adımdır. Bu iş birliği, ABD’nin Suriye’ye yerleşmesinin kapılarını açmış ve ABD postallarının Suriye toprağıyla buluşmasını sağlamıştır. Suriye devletinin vatanını korumak için Kürt güçlerine verdiği silahlar, ABD’ye kapıları aralamak için kullanılmıştır. Bu politikaya da “üçüncü yol” adı verilmiştir.
Oysa bu, düpedüz ikinci yoldur; yani Suriye’ye karşı yapılan emperyalist saldırıya hizmet etmektir. Kürt hareketi bu tarihte elini ABD’ye verdi; şimdi kolunu kurtarması son derece zordur. Çünkü her yönüyle ABD’nin iradesine tabi hâle gelmiştir ve bu iş birliğiyle yaratılan tahribatın telafisi yoktur.
Yine de Suriye’de ve bütün bölgede halkların ortak direnişine dayalı bir mücadele çizgisine yönelinmesi hâlinde, hem Kürt halkı hem de bölgenin tüm ezilen emekçi halkları açısından doğru bir tavra dönülmüş olacaktır. Kürt hareketinin emperyalist baskıya karşı direniş göstermesi durumunda bu direnişi destekliyoruz.

“Üçüncü yol” söylemi altında emperyalist saldırılara çanak tutan, “Zalim Esat” nakaratları ve “Kürtler Suriye’de vatandaş sayılmıyor” yalanlarıyla bugünkü Suriye tablosunun yaratılmasında belirleyici rol oynayan bu çizginin, Esad dönemi Suriye’sinin koşullarından bile fersah fersah geriye düşerek bir katliamla yüz yüze gelmesi trajiktir. Daha da trajik olan ise emperyalizmin ve Siyonizmin elinde; Irak, Lübnan ve İran’daki anti-emperyalist direniş güçlerine karşı kullanılabilecek bir aparata dönüştürülme ihtimalidir.
İran’daki Halkın Mücahitleri örgütü gibi bir pozisyona düşmemek için, Kürt hareketinin bulunduğu safı ve “üçüncü yol” safsatasını ciddi biçimde sorgulaması zorunludur.
Bütün dostça eleştirilerimize rağmen, bugün Kürt hareketine ve Kürt halkına yönelik saldırılar karşısında Kürt halkının direnişinin yanındayız.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
