Atak Menü

SELİM NARLI ZIVANADAN ÇIKTI (Mehmet Güzel)

SELİM NARLI ZIVANADAN ÇIKTI (Mehmet Güzel)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
25 Temmuz 2026, 23:34 | Yazar: Mehmet Güzel | Kategori: Ülke
SELİM NARLI ZIVANADAN ÇIKTI  (Mehmet Güzel)

 

 

Bu sabah Yeni Parti’nin kuruluşu ile ilgili bir değerlendirme makalesi yazdım ve akşama ABD-İran savaşı ile ilgili bir makale yazmayı hedeflemiştim. Ama bir dostum Selim Narlı’nın bugün kayda aldığı bir videoyu bana gönderdi. İstemeye istemeye izledim. Aman Allahım be ne öfke, bu ne cinnet! 

Video kaydının başından itibaren gardını almış, gözlerini faltaşı gibi açmış, baştan aşağı öfke ile donanmış ve kendisinin İsrail aşkına katılmayıp eleştiren herkese küfürler, lanetler ve hakaretler sıralıyor! “İbrahimî Barış Hareketi Türkiye Temsilcisi(!)” olarak atanan ve Barış misyonu ile yükümlü olduğunu iddia eden bu meczup, ilk savaşını Alevilerin kendisine karşı başlatmış oldu! 

Neler mi söylüyor? Ben buradan birkaç satırla sıralayayım ki onun videosunu izleme gereği duymayın ve onun popülerleşmesine katkı sunmayın. 

 

Kendisini İsrail aşkı konusunda takip etmeyenlere hitaben şöyle diyor: 

 

“Siz Muaviye’den betersiniz.” 

 

“Lanet olsun size ve Esat’a.” 

 

“Peşimden gelmiyorsanız Cehenneme kadar yolunuz var, cehennem ateşinde yanasınız.” 

 

“Siz yalancısınız.” 

 

“2025 Mart katliamını İsrail durdurdu ve benim çağrım üzerine bunu yaptı. Samandağ’daki gösteride İsrail’den yardım talebinde bulunacağımı söyledim ve bu söylemim üzerinde İsrail, gününde katliamı durdurdu!” 

 

“Siz İsrail’e düşmanlık yapıyorsunuz, İsrail sizi yok etmeliydi, yok etmiyorsa bu, onun genişliği sayesindedir, buna şükredin.” 

 

“İsrail’in Ortadoğu’da izin vermediği kuş uçmaz.” 

 

“Allah Esat’lı günleri nasip etmesin, tekrar gelirse ona karşı başta ben mücadele edeceğim.” 

 

“Evet, Esat’ı İsrail devirdi, çünkü İsrail’e karşı düşmanlık yapıyordu. Esat devrildikten sonra hala İsrail’e karşı düşmanlık yapmaya devam ediyorsunuz; siz eşek misiniz?” 

 

“İsrail’in size nefes almanıza izin vermesi nimettir, kıymetini bilin.” 

 

“İran’a lanet olsun.” 

 

“Suriye’deki Mart Alevi katliamı Muhammed ve Eymen Caber tarafından hazırlandı.” 

 

“İsrail kim zannediyorsunuz; Ben-i İsrail biz Aleviler değil miyiz?” 

 

“Atalarınızda kan bozukluğu var: Vallahi billahi atalarınız Ben-i Ümeyya ile karışmış ve kanınız bozulmuş, damarlarınızda onların kanı dolaşıyor.” 

 

“Lübnanlı Şiiler İsrail’e teslim olmalı ve ona karşıtlığa son vermeli.” 

 

“Bu kadar eşek misiniz?” 

 

“Epistein diyorsunuz, size ne bunlar Episteinciyse, ayrıca bu Epistein iddiası acaba doğru mu?” 

 

…Ve bunun gibi öfke patlaması ile dolu ahlaksız ve aşağılık zırvalar… 

 

Ben başlarda bu herifi sırf “Şeyh” olduğu için eleştirilerden istisna tutacağımı ve aleyhinde yazmayacağımı belirtmiştim. Alevi değerlerine saygım gereği öyle davranmıştım. Ancak onun pervasızlığı ve üstlendiği açık uşaklık misyonu, bu misyonun da bütün Alevileri töhmet altında tutma ihtimaline karşı o kararımı değiştirdim. Daha önce iki defa bununla ilgili eleştiri yazdım. İsrail uşakları için iki elim yakanızda, peşinizi asla bırakmayacağım, demiştim. Bu kararlılığımı sürdürüyorum. 

 

Öncelikle şunu ifade edeyim: bu herifi birdenbire karşı saflara terk etmedik. Başlarda, “halkımızın değeridir, farklı düşünüyor olabilir, deneyimsizdir, toydur, siyasi birikimden yoksundur, karşı safların insafına bırakmayalım, diye düşünerek dayanışma elimizi uzattık. Bu halkın selameti için mücadele edilecekse bir kurul veya konsey oluşturarak kurumsal olarak hareket etme gereğini açıkladık. Bunu da kabul ettiğini söylemişti o zaman. Dayanışmamızı sergiledik, elimizden gelen yardımı esirgemedik. Videoda ifade ettiği gözaltına alınma anından serbest bırakıldığı sabaha kadar dostlarımız Emniyet Müdürlüğü’nün önünde sabahladı, videoda şükranla andığı avukatları o dostlarımız seferber etti. Yine videoda ifade ettiği Sırbistan sürecinde elimizden gelen her türlü desteği sergilemekten imtina etmedik. Yaşadığını anlattığı sıkıntıları da sözümüzü dinlemediği ve burnunun dikine gittiği için yaşadı.  

 

 

Bu dayanışmamızı ve ilişkimizi neden kurduk? Birkaç veledin eline oyuncak olmasının önüne geçmek, daha da ötesinde İsrail saflarına kolayca terk etmemek için bir umutla elinden tutmaya çalıştık. Ama kendisini öyle bir yere konumlandırmış ki kendisi her şeye vakıf bir alim, bütün Alevilerin tek lideri ve bütün Aleviler sorgusuz sualsiz kendisini takip edecek müritler olarak görüyor. Oysa sakalındaki kıllar dışında hiçbir hikmeti yok. Siyasi birikim, mücadele deneyimi, teorik birikim sıfır. Dinî alanda şeyhliğine bir lafım yok ama kendisi siyasi alanda rol oynamaya ve bu alanda at koşturmaya çalışıyor. 40 yıllık yaşının 40 gününü siyasi alanda geçirmemiş biri olarak gökten zembille lider olarak ve hem de bu toplumu kendi celladının bacakları arasına çağıran bir şaklaban rolüyle Alevi toplumunun başına geçmeye çalışıyor. 

 

Başlarda ona uzattığımız el ve dayanışma çabamız yanlış mıydı? Kesinlikle değildi, hiç pişman değiliz ve yapmamız gerekeni yapmış olmamızın gönül rahatlığını yaşıyoruz. Ama yine de bu çizgiye gelmiş olması sonucunda “gözüne dizine dursun” diyoruz. 

 

Kendisini eleştiren ve hatta kendisini takip etmeyen herkese yukarıda ifade ettiği bütün hakaret ve lanetleri kendi adıma kendisine iade ettiğimi belirtmeliyim. Değil “şeyh müsveddesi”, peygamber bile olsa bu aşağılık küfürleri ve ithamları sırf kendisinin onursuz çağrısına biat etmedikleri için bir halk topluluğuna yapma hakkı yoktur. Sakalındaki kıllar kendisini eleştiriden muaf tutmayacağı gibi istediği hakareti ve laneti bu topluluğun evlatlarına yapma hakkı da vermez. Bu nedenle sıraladığı bütün bu lanetleri ve hakaretleri tek tek kendisine iade ediyorum. 

 

Bu herif hangi saiklerle zıvanadan çıkmış? 

 

Üstlendiği misyon gereği Alevi halkını İsrail himayesine sokma çabasına girdi ve bu toplumdan zerre kadar karşılık bulamadı. Bu görev için yırtınıyor ama nafile! Alevi toplumu, kendisinin ve yanındaki birkaç zirzopun çekmeye çalıştığı noktaya asla gelmez. Bunu anlamadığı gibi bu başarısızlığı hazmedemiyor. Gittiği hiçbir yerde bu çağrısı ve çabası itibar görmüyor, karşılık bulmuyor. Suriye Yüksek Alevi Konseyi bu herifle ilişkisini kestiğini açıklamıştı zaten. Kendisine verilen misyonu yerine getiremiyor olmasının yani Alevi toplumunda yüz bulamıyor olmasının etkisiyle çılgına dönmüş durumda. Zıvanadan çıkmış olmasının nedeni budur. Şu “İbrahimî Hareket” tıngırtısı da bu kadar mı aptal olur; daha becerikli, daha donanımlı, daha deneyimli, daha politik başka birini bulamadı da bu zavallıya mı kaldı!? 

 

Önceki video yayınlarında atıp tutmuştu, tehditler savurmuştu; “Suriye’ye gelirsem neler yapacağımı siz çok iyi biliyorsunuz, size 24 saat müddet veriyorum, Betül’ü bırakın yoksa ben ne yapacağımı biliyorum” diye! Değil 24 saat, yaklaşık olarak bir aydan fazla zaman sonra Suriye’ye gitti ve gittiği gibi geri geldi. Fıss, hiçbir açıklama bile yok! Ben İsrail ve “İbrahimî Hareket” safsatasından biraz daha ciddi bir mizansen bekliyordum doğrusu. Mesela bu herifin Suriye’ye gitmeden önce İsrail aracılığıyla Colani üzerinde bir baskı kurarak bu herifin Suriye ziyareti ile bağlantılı görünecek şekilde Betül’ü serbest bıraktırmalarını ve bunu da bu herifin hanesine zafer olarak yazılmasını sağlamalarını beklerdim. Böylesi bir mizansen bu herifin yolunu açardı ve bir nebze de olsa belki taraftar toplardı. Bunu bile beceremediler. Herifi yüz karası halleriyle baş başa bıraktılar. Oysa Fransızlar Suriye işgali zamanında kullandıkları Süleyman Mürşid için ne mizansenler düzenlemişlerdi. Yazı uzamasın diye bu örnekleri açıklamayı daha sonraya bırakıyorum. 

 

Selim Narlı’nın bu zıvanadan çıkmış haline sevindim doğrusu. Çünkü bu ruh hali, onun çabalarının Alevi toplumunda zerre kadar karşılık bulmaması ve misyonunu yerine getirme konusunda bir çuvallama halinde olmasının sonucudur ki, bu durum Alevi toplumunun onurlu duruşunun göstergesidir. Kendisinin de rezalet hallerinin yansımasıdır. Bu herif ve yanındaki birkaç zirzop daha ne rezilliklerle baş başa kalmaya mahkumlar, hep beraber göreceğiz. 

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!