Atak Logo

Atak Menü

Savaş Sürecinde Sosyalist Tutum ( Rıza Aydın)

Savaş Sürecinde Sosyalist Tutum ( Rıza Aydın)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
06 Mart 2026, 00:56 | Yazar: Rıza Aydın | Kategori: Dünya
Savaş Sürecinde Sosyalist Tutum ( Rıza Aydın)

 

Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulmaya başladığı süreçte sosyalistler, 1912 yılında İkinci Enternasyonal’in öncülüğünde Basel’de toplanarak gelmekte olan savaşa karşı nasıl bir tutum alınması gerektiğini görüştüler.

 

Enternasyonal dünya partisi demektir. Nasıl her şehirde örgütlü sosyalistler birleşerek ülkedeki partiyi oluşturuyorlarsa, ülkelerdeki sosyalist işçi partileri de birleşerek dünya sosyalist partisi olan Enternasyonal’i oluştururlar. Ulusal partilerin programları ile partilerin önemli kararları, Enternasyonal yönetim kurullarınca onaylanmadan yürürlüğe girmez.

 

İkinci Enternasyonal, Fransız İhtilali’nin yüzüncü yıldönümünde, Engels’in önderliğinde 1889 yılında kuruldu. Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulduğu yıllarda Enternasyonal’in teorik önderliğini Alman Sosyal Demokrat Partisi (SDP) önderlerinden Karl Kautsky yürütüyordu.

 

İkinci Enternasyonal’in 1912 yılında Basel’de yapılan toplantısında, Kautsky’nin de içinde bulunduğu önderlik tarafından çıkacak olan savaşın bir pazar ve paylaşım savaşı olduğu, bu nedenle savaşan emperyalist ülkelerden hiçbirinin desteklenmeyeceği kararı alındı.

 

Ancak 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başlayınca, İkinci Enternasyonal’in öncü partilerinden olan Kautsky önderliğindeki Alman Sosyal Demokrat Partisi, Basel’de alınan ortak karardan geri döndü. “Sosyal yurtseverlik” söylemiyle ve “vatan savunması” gerekçesiyle savaşta kendi hükümetlerini destekleme kararı alarak parlamentoda savaş bütçesine destek verdiler. Basel kararından dönüldüğü için Kautsky daha sonra “Dönek Kautsky” diye anılmaya başlandı.

 

Lenin’in eşi Krupskaya, “Lenin’den Anılar” kitabında Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin savaş hükümetine destek verdiği haberini gazetelerde gördüklerinde buna inanamadıklarını yazar. Önceleri bunun bir provokasyon olduğunu düşündüklerini, ancak haberin doğru olduğunu anlayınca büyük bir sarsıntı yaşadıklarını ve kafalarını toplamak için kitapları bırakıp üç gün boyunca ormanda yürüyüşe çıktıklarını anlatır.

 

İkinci Enternasyonal yönetiminin bu dönek tutumundan sonra Enternasyonal içindeki sosyalistler önderlikten koparak yeni arayışlara yöneldiler. Alman Sosyal Demokrat Partisi’nden ayrılan Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg, Clara Zetkin ve Franz Mehring öncülüğünde yeni bir devrimci hat oluştu. Zamanla bu grup Spartaküsler adıyla anılmaya başlandı.

 

Bu süreçte İkinci Enternasyonal içinde “sosyal yurtseverlik” eğilimine karşı çıkan devrimci Marksistler yeni bir tutum geliştirdiler. Lenin, Rosa Luxemburg ve Troçki gibi Marksistlerin başını çektiği bu grup, savaşın emperyalist devletler arasında bir paylaşım savaşı olduğunu vurgulayarak hiçbir tarafın desteklenmemesi gerektiğini savundu. Bu tutum “savaşa karşı savaş” sloganıyla özetleniyordu.

 

İkinci Enternasyonal’den kopan savaş karşıtı sosyalistler, 5–8 Eylül 1915 tarihlerinde İsviçre’nin Zimmerwald kasabasında bir konferans düzenlediler. Bu nedenle bu çevre “Zimmerwald solu” olarak anılmaya başlandı. Üçüncü Enternasyonal kurulana kadar bu kesim sosyalist hareket içinde Zimmerwald solu olarak bilindi.

 

Lenin bu dönemde görüşlerini ortaya koymak için yoldaşı Zinovyev ile birlikte “Sosyalizm ve Savaş” adlı eserini kaleme aldı. Küçük bir kitapçık olan bu eserde, savaşın emperyalistlerin dünyayı yeniden paylaşma savaşı olduğu açıkça ifade ediliyordu.

 

Lenin ve Zinovyev, “Sosyalizm ve Savaş” adlı kitaplarında bu savaşta hiçbir emperyalist tarafı desteklemediklerini, ancak emperyalist boyunduruktan kurtulmak için mücadele eden bir halk olursa onun destekleneceğini vurguladılar. Lenin bu görüşlerini bir yıl sonra, 1916’da yazdığı “Marksizm’in Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm” adlı eserinde de tekrar dile getirdi. Savaşa karşı tutum tartışılacaksa bu iki eser mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Bugün İran’a karşı Amerika ve İsrail tarafından başlatılan ve birçok emperyalist ülkenin de destek verdiği savaşta, savaşı başlatan ve haksız olan taraf Amerika cephesidir. İran yönetimi tüm olumsuzluklarına rağmen emperyalist boyunduruğa karşı bir mücadele yürütmektedir. Bu durumun bilinmesi ve altının çizilmesi gerekir.

 

Günümüzde Amerika’nın İran’a karşı başlattığı savaş karşısında sosyalistlerin ve işçi sınıfı hareketinin büyük ölçüde sessiz kalması, Enternasyonal örgütlenmenin olmayışının yarattığı eksikliği de göstermektedir.

 

Marx ve Engels işçi sınıfının mücadelesinin ne yerel ne de yalnızca ulusal olduğunu vurgulamışlardı. Bu nedenle dünya işçi sınıfını ve sosyalistleri temsil edecek enternasyonel bir örgütlenmenin yokluğu bugün daha açık biçimde hissedilmektedir.

 

Yaşanan savaşlar bize bir gerçeği yeniden hatırlatmaktadır: Dünya işçi sınıfı hareketi ile sosyalistleri temsil edecek güçlü bir enternasyonel örgütlenmeye duyulan ihtiyaç hâlâ güncelliğini korumaktadır.

 

Aşk ile

4 Mart 2026

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!